Tuğçe

Tuğçe
@mdjkws
29 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
Ancak bizim son derece gelişmiş beyinlerimiz ıstırabın gelişimi için oldukça verimli bir zemindir. Sadece biz insanlar gelecek için endişelenir, geçmiş için pişmanlık duyar ve şimdiki zaman için kendimizi suçlarız. İstediğimizi elde edemediğimizde sinirlenir, sevdiğimiz bir şey sonlandığında hayal kırıklığına uğrarız. Acı çektiğimiz için acı çekeriz. Ağrımız olunca üzülür, ölüme öfkelenir, yine mutsuz uyandığımız için mutsuz oluruz. Mutsuzluğumuzun ve tatminsizliğimizin büyük kısmını kapsayan bu türden bir ıstırap beynimiz tarafından oluşturulur. Uydurmadır, ki bu da ironik, dokunaklı ve son derece ümit vaat edicidir. Çünkü beyin acının sebebiyse şifası da olabilir.
Sayfa 26
Reklam
Yapılan bir başka çalışmada katılımcılardan bir doktor ile hastanın yaptığı görüşmelerin videolarını izlemeleri isteniyor. Bir grubun izlediği videoda doktor, hasta ile görüşürken tam emin olamadığı bir tanıyla ilgili daha doğru bilgi verebilmek adına görüşmenin bir noktasında ara verip kitapları karıştırıyor. Ardından konuya ilişkin bilgi veriyor. Diğer grubun izlediği videoda ise doktor, kendinden gayet emin bir şekilde konuya ilişkin yanlış da olsa bilgiler vererek hastaya durumu anlatıyor. Peki, bu görüntüleri izleyenler hangi doktoru daha güvenilir buluyor? Elbette ki kendinden emin şekilde yanlış bilgileri veren doktoru. Düşünün, konu sağlık, yani bir doktorun yanlış teşhisinin ya da yanlış bilgilendirmesinin hastanın hayatına mal olabileceği bir durum var ortada. Bu durumda hepimiz doktorun bilgisinden emin olmasını isteriz. Ama bunu eyleme döktüğü anda verdiği bilgilere olan inancımızı, hatta doktorun bilgisine olan güvenimizi kaybediyoruz. Bizlere yanlış bilgiler veren ama kendinden emin olan doktoru tercih ediyoruz. İşte sanırım şimdi iş yerinizde hiçbir iş yapmayan ama boş özgüveniyle yükselen o kişinin basamakları nasıl bu kadar hızlı çıktığını daha net anladınız.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Alıntı
Insanlar diğer insanların, gerçekte olmadığı gibi davrandığını açık bir şekilde algılayamayabiliyor ama bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorlar. Dışarıdan çok etkileyici görünen insanlar, gerçekte öyle değillerse sadece belirli bir süre etkileyici olabiliyorlar. Sonrasında o parıltılı hal yavaş yavaş sönmeye başlıyor. Ama samimi olan insanların parıltısı hiç sönmüyor.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Alıntı
Günlük hayatın içerisinde de bu durum bizi etkilemeye devam eder. İçinde bulunduğumuz aileyi saklama eğilimi, olmadığın bir sosyokültürel grubun üyesi gibi davranma, maddi bütçeni çok fazla zorlayarak, ciddi borçların altına girerek giyim, kozmetik ürünleri ya da araba almak gibi çabalar çoğunlukla arka plandaki aşağılık kompleksini bastırma çabasıdır. Ancak ne yaparsan yap, var olduğun halini kabullenmediğin ve farklı birisiymiş gibi davrandığın zaman, çok fazla yorulursun. Çünkü var olduğun halin gibi olmak için çaba harcamazsın, davranışlarını ortaya koyarken düşünmezsin tekrar tekrar, çünkü olduğun gibisindir
Sayfa 134·Kitabı okudu
Alıntı
Modern zaman insanı, hissettiği her olumsuzluğun bir devası olsun istiyor. Yaşadığı hastalıkların bir tedavisi olduğu gibi, hissettiği hüzünlerin, acıların ve özlemlerin de bir tedavisi olsun beklentisi içine girebiliyor. Bir ayrılık sonrasında bana gelen ve ayrıldığı insanı kastederek "Aklımdan onu silebilir misin?" diye soran o kadar çok danışanım oldu ki bugüne kadar. Eminim sevdiği birini kaybettiği ya da başına kötü bir şey geldiği zaman hissettiği o acıdan onu anında kurtarabilecek bir yöntemin olmasını isteyen o kadar çok insan var ki. Ama bugüne kadar yaşadığımız deneyimlerle şekillenen bir bakış açısıyla bunu söylüyoruz. Acaba geçmişte başımıza gelen şeyleri hiç yaşamamış olsaydık, bugün hayata böyle bakan sen aynı sen olabilir miydin? Bugün sana eşlik eden o kişiliğin, geçmiş deneyimlerinle şekillendi iyisiyle ve kötüsüyle. Seni iyi yapan şeylerle kötü hissettiren şeylerin hepsi birbirinin içine geçmiş durumda. Birinden kurtularak diğerini var edemezsin.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam