" Bismillahirrahmanirrahim
Müslümanlar bir işe başlarken bu ifadeyi kullanırlar. Eh bien biz de şimdi bir yolculuğa çıkacağız.Geçmişe yapılan bir yolculuk olacak bu.İnsanın ruhunun bilinmeyen köşelerine bir gezi.'
O ana kadar "Doğunun büyüsü" tabirinin ne anlama geldiğini anladığımı söyleyemem.Daha doğrusu özellikle dikkatimi çeken her yerde karşıma çıkan karışıklıktı.Ancak Mösyö Poirot'nun sözleriyle birlikte gözlerimin önünde yepyeni bir bakış açısı belirdi.Semerkand ve Isfahan gibi şehir adları...uzun sakallı tüccarlar,diz çökmüş develer,sırtlarına halatla bağlanmış küfeleriyle yalpalaya yalpalaya yürüyen hamallar,Dicle kıyısında diz çökerek çamaşır yıkayan saçları kınalı,yüzleri dövmeli kadınlar.Su değirmeninin çok uzaklardan gelen gıcırtılarına karışan hüzünlü ezgiler...
Bütün bunlar duyduğum,gördüğüm ama üzerinde pek düşünmediğim şeylerdi.Ama şimdi bir şekilde bana farklı görünmeye başlamışlardı,aynen gün ışığı altında eski,tozlu,antika bir nakışın zengin renklerinin ortaya çıkması gibi bir şeydi bu."