leonard cohen'in şarkılarını yazarken ilham aldığı mistik kabala yaratılış mitinde ilahi ışığın tek bir kabın içinde hapsolduğu, ancak kabın kırıldığı ve parçaların yeryüzüne dağıldığı söylenir. kişinin görevi, yaşamı boyunca kendine eş parçaları bulmak ve toplamaktır. bireysel tamirat ancak böyle mümkün olur. hepimiz bu ışıktan kabın bir parçasını taşırız ve bu ister bir şarkı, ister metin, ister insan olsun, ne zaman kendi ruhumuza eş bir parçayla karşılaşsak o garip şeyi tanırız: ensemizden aşağı soğuk bir nehir akar. tüylerimiz diken diken olur.
bazen, ölmekten duyduğumuz korku, büyümekten duyduğumuz korkuya dönüşür. içten içe, kıpırtısız kalırsak hiç yaşlanmayacağımıza inanırız. hayatı erteler, sorumluluk almaktan kaçınırız. ancak ne yazık ki bizi peter pan'den ayıran bir şey var: zamana bağlıyız. yapmak zorunda olduğumuzu bildiğimiz en önemli seçileri erteleriz, erteleriz, erteleriz... ve bir bakmışız ki elimizde hiç istemediğimiz bir yaşamı tutuyoruz.
hayatımızın ilk yarısıyla ikinci yarısı arasında kalakaldığımız araftır bu.
peter pan'ın hikayesini irdeleyen psikolog jordan peterson, büyülü çocuğun büyümeyi reddetmesinin ardındaki asıl sebebin, her şey olabilme potansiyelinden vazgeçmek istememesi olduğunu söyler. peter pan yetişkinlere bakar ve şöyle düşünür: "hayır, potansiyelimi bunlar gibi olmak için feda etmeyeceğim!"
nitekim feda etmez ve büyümez de. çünkü bir bakıma büyümek, sınırsız potansiyelimizden vazgeçerek yaptığımız seçimlerle kırpıla kırpıla sınırlanmak anlamına gelir zaten. ileride beyin esnekliği konusunda konuşacağımız gibi, kendimiz olabilmemiz ancak ve ancak seçimlerle kendimizi budayarak mümkün olur. önümüzde binlerce farklı yolla başladığımız yaşam serüvenimizde ciddi seçimler yaptıkça yollar azalır ve yetişkinliğimizde varacağımız yer netleşir. oysa peter pan, ortaçağ hikayelerinden kalma bir hayalet gibi kavşağın ortasında durur ve hareket etmez.
"nostalji karşılaştırma yapmanın çok tehlikeli bir yöntemidir," der brene brown. "çünkü imrenerek hatırladığımız hatıralarımızın çoğu, aslında düşündüğümüz gibi yaşanmamıştır."