Ben çok notalardan geçtim tanrım, neşeli şarkıların potrelerine sarkıttım iplerimi, yamalı kalbimin iplerini sardım boynuma. İnsan neşeli bir şarkıda da ölebilir.
Ben çok evden geçtim tanrım, çiçekli perdeli pencerelerinden sarkıttım kendimi biri beni itebilsin diye çok kan kustum avuçlarına. O kanlarla yıkadılar beni.
Ben çok gönülden geçtim tanrım, hepsinde kafama sıktım. Kafama sıktığım kurşun onların da gönüllerini parçalayınca parçalara böldüler beni. İstedikleri parçayı alıp; devam et dediler.
Ben çok evden geçtim tanrım. Kalbimse, bir çok elden. Peçete muamelesi görmek üzdü onu. (bu aramızda kalsın)
İnsan neşeli bir şarkıda kafasına sıkabilirmiş. Hepsi bu. Üzücü bir durum bu.
Kandan korkmayan insanlar bunlar tanrım, birini üzmekten korkmamaları hep korkuttu beni.
Yol yoktu ama, yürüyeceksin demeleri bundandı sanırım.
Çiçekli perdeli pencereleri vardı ama...
Neyse tanrım.
Bir sigara lekesi kaldı bacağımda.
Seviyorum onu.
Kendi kararımdı..
"Eğer nasıl biri olduğumu bilseydiniz, şu anda beni selamlarken yüzünüzde gördüğüm o tatlı, dostane gülümse kim bilir nasıl donup kalırdı dudaklarınızın kıyısında!
Bazı insanları acı büyütür ve yaşatır..
Acı çekmeden; daha doğrusu yeterince acı çekmeden, yitirmeden, o korkunç yalnızlığı tatmadan kendisi olamaz bazı insanlar.
Ne zaman ki en sevdikleriniz yan çizer, ne zaman ki birer birer düşürür herkes maskesini, ne zaman ki yalnızlıktaki o muhteşem gücü keşfederseniz,
o zaman başlarsınız gerçekten yaşamaya...