"Hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da doğal bir taklit eğilimi söz konusudur. Taklit, elbette son derece basit tutul ması şartıyla insan için bir ihtiyaçtır. Moda dediğimiz şeyin böyle büyük bir etki göstermesinin sebebi de budur. Íster gö rüşler, düşünceler, edebî üretimler, ister sadece giyim kuşam söz konusu olsun, modaya ters düşecek bir şey yapmaya kaç kişi cesaret edebilir? Kitleler, tezlerle değil, modellerle yönlendirilirler. Her devirde, az sayıda kişi yaptıklarıyla iz birakır, kitle de bilinçsizce bu kişileri taklit eder. Öte yandan, bu kişilerin kabul görmüş düşüncelerden de fazla uzaklaşmaması gerekir. Aksi hâlde taklit edilmeleri çok zor olacağından, etkileri de kalmaz. İşte tam da bu sebeple, kendi devirlerinin çok ilerisindeki kişilerin çoğunlukla kitleler üzerinde tesiri olmaz zira aradaki fark çok büyüktür. Yine bu sebeple, mede niyetlerinin bütün üstünlüklerine rağmen Avrupalıların Doğulu milletler üzerindeki etkisi son derece önemsizdir çünkü birbirlerinden çok farklıdırla
Beyin fonksiyonlarındaki bozukluklar da bulaşıcıdır. Akıl hastalarıyla ilgilenen doktorlarda akıl hastalıklarının ne kadar yaygın olduğu bilinen bir gerçektir.
Kitlelerin düşünce,duygu, heyecan ve inançlarında mikroplarınki kadar kuvvetli bir bulaşma gücü vardır.Bu son derece doğal bir olgudur.Zira kitle halindeki hayvanlarda da aynısını gözlemlemek mümkündür.Ahırdaki bir atın sık sık yaptığı istemsiz bir hareketi, çok geçmeden etrafındaki bütün atlar taklit etmeye başlar.Birkaç koyun ürktüğü zaman bu hemen bütün sürüye yayılır.Kitlenin parçası olan bir insanın bütün duyguları çok hızlı şekilde yayılma eğilimi gösterir, panik hissinin bir kitleye aniden hakim olmasının sebebi de budur.
Tekrarın kitlelere etkisini, en aydın kişiler üzerindeki gücüne bakarak anlamak mümkündür. Bu güç, tekrar edilen şeyin, eylemlerimizin sebeplerinin oluştuğu yer olan bilinç dışının derinliklerinde iyice yerleşmesinin sonucudur. Bir süre sonra, artık bir savı ilk kimin ortaya attığını da bilemez, yine de inanırız. Reklamın hayret verici gücü tam da buradan gelir. En iyi çikolatanın X çikolatası olduğunu yüz kere, bin kere okuduğumuzda bunu pek çok farklı kaynaktan duyduğumuzu sanıp en sonunda doğruluğundan emin oluyoruz. Y marka merhemin, meşhur kişilerin en inatçı hastalıklarını iyileştirdiğini bin kere okursak o hastalığa yakalandığımızda biz de bu merhemi denemeye meyilli oluruz. Eğer sürekli aynı gazetede A kişisinin tam bir alçak, B kişisinin ise çok dürüst bir adam olduğunu okursak buna ikna olur ve aynı şekilde düşünmeye başlarız.Tbii eğer karşıt görüşten bir gazeteyi de beraberinde okumuyorsak ne de olsa oradaki yakıştırmalar tam aksi şekilde olacaktır.Beyan ve tekrarlama yöntemleri,tek başlarına birbirleriyle mücadele edebilecek kadar güçlüdür.
Bir beyanın gerçek bir etkisi olabilmesi için sürekli ve mümkün mertebe aynı ifadelerle tekrar edilmesi gerekir.
"Retoriğin bir tek önemli parçası vardır. O da tekrardır." sözünün sahibi Napolyon'du sanırım.
Onaylanan şey ancak tekrar edilerek kitlelerin zihninde yer eder ve en sonunda ispatlanmış bir gerçekmişçesine kabul olur