Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?
Yürüyor, şarkı söylüyordum, çünkü mutlu olduğumda ben de, bir dostu ya da iyi bir tanıdığı olmayan, o neşeli anında neşesini paylaşacak kimsesi bulunmayan her mutlu insan gibi kendi kendime bir şeyler mırıldanırım.
Bence şu dünyada hırsızlıktan daha aşağılık bir hareket yoktur. Bir başkası bedavaya alıyor; çaldığı sizin emeğiniz, döktüğünüz ter, harcadığınız zaman...