Bir gün olur da zor durumda kalan bir arkadaşınıza destek olmak için birkaç çift laf etmeniz gerekirse “Kaderini sev” deyin ona ve hemen peşinden eklemeyi de unutmayın: “ Ancak içinde ayağa kalkmak olan, içinde iyi kötü her şeyi deneyimlemek olan ve her gün çok daha güçlü bir şekilde yol almak olan kaderi seç ve onu sev dostum. Böyle bir kaderi sev çünkü aslında hayatın bu...”
Hak etmeyene verilen fazla saygı ve değer o kişiye aslında hakaret etmektir. Kimse istemediği halde başkasından bir şey almayı, borçlu kalmayı istemez çünkü.
Kendimizi sevdikten sonra bir başkasına ihtiyacımız olduğu için değil, onu gerçekten sevdiğimiz için hayatımıza dahil ederiz. Ve dahil oluruz onun hayatına. Yalnız kalmaktan korktuğumuz için değil, bir başkasına ihtiyaç duyup kendimizi kandırmak için değil, hayatımızı daha keyifli kılmak ve bir başkasına da bu keyfi yaşatmak için sürdürürüz ilişkilerimizi.
Kendimizi sevmeyi öğrenmeden, başkasını sevmeye çalışmak.
Kendi varlığımızı kabullenmeden başkasının varlığını onaylamak ve sindirmeye çalışmak. Daha kendimizi hazmedemeden, iyice çiğneyip özümsemeden, başka birine yer açmak ve ona bağlamak tüm varoluşumuzu.