• Beni güzel hatırla
    Bunlar son satırlar...
    Farzet ki bir rüzgardım
    Esip geçtim hayatından
    Ya da bir yağmur
    Sel oldum sokağında
    Sonra toprak çekti suyu...
    Kaybolup gittim
    Belki de bir rüyaydım senin için
    Uyandın ve ben bittim..

    Beni güzel hatırla
    Çünkü sevdim seni ben
    Her şeyini....
    Sana sırdaş oldum
    Dost oldum koynumda ağladın
    Yüzüne vurmadım hiçbir eksikliğini
    Beni üzdün kınamadım
    Alışıktım vefasızlığa
    El oldun aldırmadım...

    Beni güzel hatırla
    Sayfalarca mektup bıraktım sana...
    Şiirler yazdım her gece
    Çoğunu okutmadım
    Sakladım günahını sevabını içimde
    sessizce gittim...
    Senden öncekiler gibi sen de
    Anlamadın.....

    Beni güzel hatırla
    Sana unutulmaz geceler bıraktım
    Sana en yorgun sabahlar...
    Gülüşümü....
    Gözlerimi...
    Sonra sesimi bıraktım
    En güzel şiirleri okudum gözlerine baka baka....
    Söylenmemiş merhabalar sakladım her köşeye
    Vedalar bıraktım duraklarda...
    Ne ararsan bir sevdanın içinde
    Fazlasıyla bıraktım ardımda....

    Beni güzel hatırla
    Dizlerimde uyuduğunu düşün
    Saçını okşadığımı
    Üşüyen ellerini ısıttığımı
    Mutlu olduğun anları getir gözünün önüne
    Alnından öptüğüm dakikaları......
    Birazdan kapını çalan kişi olabileceğimi düşün
    Şaşırtmayı severim biliyorsun?
    Bu da sana son sürprizim olsun
    Şimdi seninle yaşan günleri ateşe veriyorum
    Beni güzel hatırla
    Gidiyorum.....

    ~Orhan Veli Kanık
  • Hayat varlığını, hareket, faaliyetten, şevk ve gayretle hissettirir. İnsanın mizacında daima hareket ve faaliyet vardır.
    Zihnen, fikren, bedenen yapılan say ü gayretler hayat boyu devam edip gider. İnsan fıtratı ve istidadı durgunluğu, yeknesaklığı, boşluğu ve tembelliği kabul etmez. Daima düzenli, prensipli, ölçülü faaliyetlerle iyiye, doğruya, kemale, başarıya yönelir. Sanatını incelikleri, eserlerinin güzellikleri, marifetindeki insicamı başkalarıyla elde ettiği sonuçları göstermek, sevinçleri paylaşmak, ister.

    Hayatın zorlukları, iş meşakkatleri, yokluk gibi engelleyici maniler, olumsuz şartlar, insanın mücadele azmini artırır, çözüm yolları arama kararlılığı ve enerjisi kazandırır. Başarılı insanların hayat hikâyelerinde zorlukları, imkânsızlıkları ve yoluna çıkan engelleri nasıl aştığı anlatılır. Bütün bunlar severek çalışma, başarma azmi, şevk ve heyecanla olumsuzlukları göğüslemekle gerçekleşmiştir.

    İnsan fıtratı yeknesaklığı, boşluğu ve tembelliği kabul etmez. Bütün organlarımız ve duygularımız adem, boşluk, atalet gibi görev yapmayı iptal eden olumsuzlukları reddeder. Ellerimiz bağlansa, gözümüz kapatılsa, bir mekânda kısıtlı kalsak, inancımız, hayallerimiz, fikirlerimiz yasaklansa ne kadar rahatsız oluruz. Bu duruma bütün hissiyatımız, kalbimiz ve ruhumuz feveran eder, karşı çıkar.

    Ulvi davalar, büyük idealler, kazanılmış zaferler zaman, mekân, imkân ve uygun şartlara münhasır kalmamıştır. Muvaffakiyetler ve muzafferiyetler, inançlı, azimli, gayretli, güçlü iradesi olan, aşk ve şevk dolu serdarların omuzlarında yükselmiştir. Allah’a (cc) imandan aldıkları güçle, ihlas, tevekkül ve teslimiyetle bütün zorlukların üstesinden gelmenin yolunu bulmuşlardır.

    Üstadın ve talebelerinin hayatı her türlü zorluklar, mahrumiyetler içinde iman Kur’an hizmetini yaparken devamlı şevk, gayretle faaliyet ve hareket halinde olmuşlar. İnşirah Suresi, 7-8. ayetlerde: “Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul ve yalnız Rabbine yönel.” emrine uygun çalışmalar yaptıklarını görüyoruz. Allah(cc) rızasına ve Resulüne (asm) yoluna adanmış bir ömür, son nefese kadar Allah’ın (cc) rızası ve iman ve Kur’ân hakikatleri uğrunda sarf etmekte olduğunu göstermişler.

    Bediüzzaman’ı zor şartlarda, imkânsızlık ve mahrumiyet, yokluk ve sıkıntı içinde en verimli hizmetlerde Rabbim ihsan ile istihdam etmiş. Ayet-ül Kübra, Otuzuncu Lem’a, Meyve Risalesi, El-Hüccetü’z-Zehra gibi en parlak vahdaniyet delilleri, en kuvvetli iman ve Kur’ân hakikatleri hapsin zor şartlarında telif edilmiştir.

    Bediüzzaman, 1943 yılında Denizli hapsinde, içine bir yatağın ancak sığabileceği kadar dar, rutubetli, havasız ve ışıksız bir hücreye konmuş. Talebeleri de idamlık mahkumlarla aynı koğuşa konarak onlar tarafından öldürülmeleri amaçlanmıştı. İdamlıkların reisi başta olmak üzere bütün mahkumlar ıslah olmuşlar. Nur talebelerine ve Bediüzzaman’ı hizmetkâr olmuşlar. Meyve Risalesiyle imanlarını kurtarmışlar. Mahkumlar idam olurken, iki rekat namaz kılıp kelime-i şehadet getirerek idam sehpasına çıkmışlar.

    Haksız yere, sadece inancı nedeniyle hapis musibetinde bulunan Nur Talebeleri, morallerini bozmadı şevk ve gayretleri eksilmedi. Çeşitli isnat ve iftiralarla suçladılar. Devletin yıllarca yaptığı araştırmalar sonucu talebelerde, risalelerde, mektuplarda, kitaplarda “hakikat-i imaniyeden ve Kur’ân’iyeden ve ahiretin tahkikinden ve saadet-i ebediyeye çalışmaktan başka bir şey bulamadılar.” Denizli davası beratla sonuçlandı.

    Üstad, o olumsuz şartlarda talebelerine “Gerçi yeriniz dardır, fakat kalbinizin genişliği o sıkıntıya aldırmaz.” diye ümit, şevk ve heyecan telkin ediyor. Muhtaçlara iman hakikatlerinin ulaştırılması planı, gayret, şevk ve heyecan telkin ediyordu. “Biliniz; en esaslı kuvvetimiz ve nokta-i istinadımız, tesanüttür…” gibi ölçüler ve tavsiyeler bulunmaktadır.

    Üstad, ne zaman sıkılsa, kalbine ve fikrine yorgunluk, usanç gelse Kur’ân’dan okuduğu ayetler; o sıkıntıyı, usancı ve yorgunluğu izale edermiş.

    “Nasıl ki mahlûkattaki faaliyet bir iştiha, bir iştiyak, bir lezzetten geliyor. Ve hattâ her bir faaliyette kat’iyen lezzet vardır. Belki her bir faaliyet bir nevi lezzettir.” (Yirmi Dördüncü Mektup)

    Risale-i Nur’un her bir satırı, Kur’ân’dan süzülmüş iman hakikatlerini, asrımızın insanlarının ihtiyacına sunar. Bediüzzaman’ın hayatından her bir sahne, nurlu Asr-ı Saadet’i hatırlatır.
  • beklediği mektup hiç gelmeyecekti
  • Tetkik et, hakikatten temiz bir sevgi ise, insanı mesut eden bir tarafı bulunabilir. Unutma ki bazen temiz bir sevgiyi bile bulamıyoruz.
  • Yalnız her insanın güzel tarafı vardır, zamanla anlaşılır.
  • Ama yorgun kalbim cevap veremeyeceğim hisleri artık dinlemek dahi istemiyor.
  • Dostçuğum düşünüyorum da, annemden sonra bana en yakın insan sensin..