Kitabı 1 dakika önce bitirdim ve yüzümde gülümseme, kalbimde güzel bir heyecanla kapattım kapağını. Çalıkuşu'nun damağımda bıraktığı o heyecanı içimde tutamayacağımı anlayınca çözümü yazıya dökmekte buldum.
Öncelikle Reşat Nuri Güntekin'in kalemine tek kelimeyle bayılıyorum. Öyle yalın, öyle akıcı, öyle anlaşılır bir anlatımı var ki... Kendisi en sevdiğim yazar; Çalıkuşu da en sevdiğim kitap oldu an itibariyle.
Konunun bende bıraktığı izlerden bahsetmek istiyorum: Feride'yle birlikte Kamran'a aşık oldum, Kamran'dan nefret ettim; Anadolu'da okul okul gezip öğretmenliğe tutundum, kötü zihniyetli insanlara öfkelenip güzel kalplilere bağlandım... Hikayenin ortalarındayken kitabın bir aşk kitabı değil de o dönemin Anadolu'suna bir ayna niteliğinde olduğunu düşündüm. Ancak sonlara yaklaştıkça tüm bu serüvenin ve Feride'nin çektiklerinin nedeninin de aşk sonucunun da aşk olduğunu anladım. Yazar hem Anadolu halkını hem de bir aşk öyküsünü öyle güzel harmanlamış ki kitabın tek bir noktasında bile sıkmıyor canınızı roman, akıp gidiyor elinizde.
Feride... İyi ki seni tanıdım, iyi ki günlüğünün içindeki kelimelere değdi gözüm. Ve iyi ki senin gibi nahif ve güçlü birine tüm bu yolculukta eşlik ettim.
Uzun lafı kısası: okuyun, okutun!