“Zamane” yine harikaydı. Engin Geçtan’ı her okuyuşumda biraz daha seviyorum, çünkü insanın iç dünyasını öyle sade ama derin bir şekilde anlatıyor ki, sanki kendi düşüncelerimi kelimelere dökmüş gibi hissediyorum. Bu kitapta da hem bugünün insanını hem de değişen zamanları çok güzel anlatmış. Okurken bazen durup düşündüm, “Gerçekten biz ne ara bu kadar yorulduk?” diye.
Sayfalar kısa kısa ama her biri dolu. Dili çok akıcı, hiç sıkmıyor. Sanki bir dostunla oturmuşsun da hayat üzerine sohbet ediyorsun gibi. Özellikle yalnızlık ve kendini tanıma kısımlarında o kadar samimi şeyler söylüyor ki, altını çizmeden geçemedim. Bazen içim burkuldu, bazen “Aynen böyle!” diye içimden geçirdim.
Engin Geçtan’ı tanıdığıma o kadar memnunum ki… Artık kitaplarını sadece okumuyorum, sanki onunla konuşuyorum gibi hissediyorum. “Zamane” de o sohbetlerin en güzeliydi. Kısacık bir kitap ama bittiğinde uzun bir yolculuktan dönmüş gibi oluyorsun — hem kendine hem hayata dair yeni şeyler fark ederek.