Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz, aynı zamanda ilham verir ya “Bir Kimya Meselesi”, tam da böyle bir roman. Elizabeth Zott, 1960’larda kimyager olarak çalışmaya çalışan ama erkek egemen bilim dünyasında sürekli dışlanan bir kadın. Zeki, cesur ve kendi kurallarına göre yaşayan biri. Bilimde yer bulamazken, kendini bir yemek programının sunucusu olarak buluyor. Ama mutfağı bir laboratuvar gibi kullanıyor, kadınlara bilim öğretiyor ve toplumun dayattığı rollere meydan okuyor. Onun hikâyesi, kadınların potansiyelini küçümseyen bir dünyaya karşı bilimle, zekâyla ve kararlılıkla savaşmanın bir örneği. Çok marjinal çok eğlenceli ve çok güzeldi
Ev kadını olmak istemeyenler bile yaptıkları işin tamamen yanlış anlaşıldığını görüyor. Erkekler beş çocuklu ortalama bir annenin bile gün içinde verdiği en büyük kararın tırnaklarını hangi renge boyayacağı olduğunu sanıyorlar herhalde.
Erkekler de kadınlar da insandır. Ve insanlar olarak hepimiz yetiştirilme tarzımızın ürünü, yavan eğitim sistemlerimizin kurbanı ve kendi davranışlarımızın sorumlusuyuz. Kısacası kadınların erkeklerden düşük görülmesi de erkeklerin kadınlardan üstün sayılması da biyolojik değil, kültürel.
Kendinizden şüphe etmeye başladığınız zaman, korktuğunuz zaman şunu hatırlayın. Değişimin temeli cesarettir ve bizim kimyasal tasarımımızda değişmek vardır.