"Seni sevdiğimi bil. Yeterli olmadığını bil."
Bitti. Tek kelime duygularımı anlatabilir mi bilmiyorum ama bitti. Serinin ilk kitabını alışım gözlerimin önünde. Bir fuarda, içeriği hakkında hiçbir fikrim olmayarak almıştım. Ve sonra Leigh Bardugo'nun büyülü dünyasına kapıldım. Kitapla ilgili söyleyebileceğim kelimeler sınırlı, çünkü mükemmeldi. Daha önce birçok kitap okudum bu tarzda ve genelde sonunda mantıksızlaşabiliyordu. Bu kitap bundan çok uzaktı. Nerde başladıysa bir adım yukarısında bitirdi. Çok güzeldi. Nikolai ile Alina'nın birlikte olmasını istesem de bu doğruydu. Karanlıklar Efendisi... Sondaki kısım çok güzel bir detay. Resmen kalbim ölümünün ağırlıyla ezildi. İyi birinin yaşadığı zorluklarla neye döneceğini gördük ki bende yine de içinde bir yerlerde o iyiydi. Sadece yaşadığı dünya onu bu hale getirdi. Kitaptaki favorilerim Nikolai ve Karanlıklar Efendisi'ydi. Alina da fena değildi tabii. Tolya ve Tamar... cesur askerler. Malyen. Cidden uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir seri oldu.
"Yalnız kalmama izin verme"
Uff ağlamak istiyorumm dnjdjd neyse uzatmayalım. Çok başarılı bir dil, kurgu ve dünya. Okuyun mutlaka. Bu kitapta Zoya'yı bile sevdim. Hepsi, karakterlerin hepsi harikaydı. Baghra...
King of Scars'ı merakla bekliyorum... Umarım o da seri olur. Ve bu kitap hiç bitmez. Sizi sarıp sarmalıyor adeta. Elli defa okusam sıkılmam. Bu yaza kitabı unutup tekrar başlamayı düşünüyorum :)
Böyle gözlerinin önünden yüzlerce, binlerce insan hayatı geçerdi; burası, şu kahvenin şu kısa kadife iskemlesi onun için zengin bir kütüphaneydi ki içindekiler, ciltli kitapları okunmaz, hissedilir; görülmez, anlaşılır. Roman yazmak isteseydi bunların her birinde bir mevzu bulmuş olurdu.