Kitabın kapağında “Atatürk’ün Önerdiği Kitap” yazılıp da dipnotlarda bol miktarda “… yazarın uydurmasıdır”, “Muhtemelen bu da uydurmadır” şeklinde ifade edilen kısımlar bana biraz çevirmenin üslubunda bir sorun var dedirtti. Bir bölüme geliyorum heyecanla okurken birden bir dipnot çıkıyor karşıma “inanma onaaa bu da uydurma!” dercesine… Gerçekten “uydurma” kelimesi bu kitabın dipnotlarına yakışıyor mu? Belki yazarın bahsettiği kişi hiç yaşamadı, o ayakkabı markası hiç var olmadı önemli de değil zaten, önemli olan “fikir”. Olup olmadığı, yaşayıp yaşamadığı değil. Bir an okumaktan vazgeçmeyi düşündüm çünkü ne okusam altında çevirmen “uydurma o” diyor. Bir de özellikle 152. sayfadan kitabın sonuna kadar o kadar imlâ hatası var ki, insana nasıl olur dedirtiyor. Kitapta da dendiği gibi “En iyi yağla dolu canlı bir lamba olmak” (syf 147) lazım, ne iş yaparsak yapalım en iyisini yapmaya çalışmak lazım diye düşünüyorum. Editörün elinden çıkan bir kitapta bu kadar imla hatası olmaması gerekirdi. Atatürk’ün önerdiği kitabın yazarının anlattığı hikayelerin dipnotuna “uydurma” diye not düşülmesini ise yorumsuz bırakıyorum… E romanlar hep uydurma ya onları ne yapacağız, yaşanmış mı olması gerekiyordu yazılması için???
“Bilmemek denemeyi çağırır. Bilgisizlik bir hayaldir, araştırıcı hayal de bir güçtür. Bilmek kimi zaman hayal kırıklığına uğratır, çoğu zaman da vazgeçirir.”