“Yapılan devrimlerin arasında adı hiç konmamış fakat bence en hayırlı devrim olan isimsiz "Anadolu devrimi", eğitimi tüm yurda yaymış, vatan çocuklarından meslek sahibi insanlar yetiştirmeye başlamıştı. Her yerde okullar açılıyor, köylüsü, kasabalısı okula kavuşturuluyor, kadını, erkeği okuma yazma öğreniyordu. Hem de ne büyük bir heyecanla! Benim "Anadolu devrimi" diye adlandırdığım atılım yapılamamış olsaydı, bizi uzun yıllardır idare eden kişiler, kendi köy ve kasabalarında çobanlık, ırgatlık veya büyük kentlerde hamallık yapıyor olurlardı, çiftçilik bile değil.
Çünkü taşranın çift çubuk sahibi varlıklı aileleri, Adnan Menderes örneğinde olduğu gibi, oğullarını okutmak imkânı bulurken, yoksulların çocukları yaya kalacaktı. Bir Çoban Sülü'den, bir Turgut Özal'dan bir başbakan, bir cumhurbaşkanı yetişemeyecekti. Tayyip Erdoğan, parasını futboldan kazanmış bir küçük esnaftan öte gidemeyebilirdi. Memleketin tüm insanlarına yükselme kapılarını açan cumhuriyet, yoksul, zengin, şehirli, köylü diye ayırmadan, sınıf farkı gözetmeden tüm çocuklarını okumaya, meslek sahibi olmaya, toplumsal hayatta yer almaya teşvik ediyordu. Her birine başarı için aynı şansı tanıyordu. Her şehirde ortaokullar, liseler açılıyordu. Ankara'da üç ayrı üniversite kurulmuştu. Vatan çocukları her alanda yetişmeye başlamışlardı.
Onlar idareyi devralmadan önce, elbette bilgi ve birikime sahip olan elitlerin elinde şekillenecekti cumhuriyet!”