"Mütareke gazetelerini okuyan, Osmanlı Saltanatının sanki kadınlar yüzünden batmış olduğunu zanneder. Mondros'ta teslim olmuşuz, kadına hücum. Düşman donanmaları Istanbul Limanı'na demirlemişler, kadina hücum. Hazne dar, o ay maaş çıkmamış, kadına hücum. Gazetelerin birçoğunda İstanbul polis müdürlüğü kadın meselesi ile alakalanmadiği için tenkit edilmekte idi."
(Lozan görüşmeleri sırasında)"İsmet Paşa, eski şartlardan ne mümkünse kurtarmak isteyen kibirli Lord Gürzon'un bütün tekliflerini reddetmişti. Birinci Dünya Harbi kazanççılarini bırakınız, yanında bulunan ileri fikirli arkadaşlarından bile buna şaşanlar vardı. Lord Gürzon, her reddolunan teklifi geri aldıkça:
- Ben bunu cebime koyuyorum. Yarın para bulmak için bize geleceksiniz. Para bende ve ( Fransız baş delegesini göstererek) bunda var. Her para istedikçe cebime koyduğum reddedilmiş tekliflerden birini size takdim edeceğim, diyordu.
Bu söze dikkat ediniz, yeni Türkiye'nin kendi alınterinden başka hiçbir kaynak bulamayarak, devletçi sistemle, kalkınmaya uğraşmasının başlıca sebebini anlamış olacaksınız..."
"Enver, Talat ve Cemal Paşalarla merkez-i umumi üyelerinden bazıları mütareke ile beraber memleketi bırakıp gitmişlerdi.Tarihimizde değişmeyecek gerçek şudur: Biz Birinci Dünya Harbi'ne girmeyebilirdik, girdik. Girmeseydik ne olacağı üzerine herkes bir hayal yürütebilir. Fakat girdiğimiz için Osmanlı Saltanatı battı."
Türk askerinin Istanbul'a girişini gören (Mudanya Mütarekesinden sonra) Yüzbaşı Armstrong der ki: "Ruhumun isyan ettiğini duyuyorum. Türkler sanki Kanuni Sultan Süleyman devrinde imişler gibi düşünüyorlardı. İngiltere Imparatorluğu şerefinin bütün Asya'ya karşı, çamurlara yuvarlanması gururumu yaralıyordu"