“… Yine de babam bana öyle çok vurdu, öyle çok vurdu ki, Portuga… Ama olsun…”
Uzun uzun burnumu çektim.
“Olsun, onu öldüreceğim.”
“Ne diyorsun evladım sen, babanı mı öldüreceksin?”
“Evet, öldüreceğim. Çoktan başladım bile. Öldürmek derken öyle Buck Jones’un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum.Öyle değil. Onu kalbimde öldürmek. İyiliğini istemekten vazgeçmek.Derken bir gün ölüp gidecek.”