İnsan, bilerek bilmeyerek hep tapınma içindedir, tapınmadadır. Her kımıldanışı, ileri ve geri gidişi, günün aydınlığında veya gecenin karanlığında, tek veya toplu, gizli veya açık, her kıvranışı tapınmaya doğru veya tapınma eksikliğindendir
"Bu da bizim gibi yemek yiyor, evleniyor. Nasıl peygamber olabilir?" diyorlar. Onları melekler gibi düşünüyorlar. Bu yüzden de onları ne kadar yüksek görseler de kendilerinin toprağa, suçlara ve günahlara batık durumlarını düşünerek onlara bir yabancılık duyuyorlar. Belki de yaklaşmak istiyorlar. İçlerindeki umutsuzluk ve korku engel oluyor.