"Ne istiyorsun, Alaz?" "Karım ol," dedi. Ne? Ne dedi şimdi bu adam? Doğru mu duydum? "Karım ol" dedi sanki. Yok canım, daha neler! Kesinlikle yanlış duymuş olmalıyım. Bana öyle gelmiş olmalı çünkü o kadar da aklını yitirmemiştir. "Kendine gel, Sedef," diye mırıldandım. "Yanlış duydun." Verdiğim her tepkiyi keyifli gözlerle izliyordu. "Hangi konuda kendine kızıyorsun?" "Bir ara bana evlilik teklif ettin sandım." "Sana evlilik teklif etmedim, Sedef." Gülerek başımı salladım. "Herhalde etmedin. Sana ihanet eden birine evlilik teklif edecek kadar aptal değilsin." "Sana teklifte bulunmadım, 'Karım ol' dedim." "Az önceki sözlerimi geri alıyorum, aptalın tekisin."