Bu kitabı keşke üniversitenin ilk yılında okusaymışım da ‘Amerika’nın edebiyatı mı var yaa’ gibi içi boş söylemlere somut bir cevap olarak bu kitabı uzatsaymışım. Elbette koca bir edebiyat 240 sayfaya sığdırılamaz ancak yüzeysel olarak oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Ben üniversite bilgilerimi tazelemek için okumayı tercih etmiştim ama edebiyata ilgisi olan herkesin kendisine çok güzel bir okuma listesi çıkaracağını düşünüyorum bu kitaptan. Ben bile bölümünü okumuş olmama rağmen birçok eser ve yazar ismi çıkardım kendime. Ara ara amfide oturup not aldığım günlere döndüm hatta, çok kıymetli yazarları ve eserleri bir kez daha andım. Çok tatlı bir okuma yolculuğuydu benim için.
İnsanın tehlikeli bir yaratık olduğuna gittikçe daha çok ikna oluyorum; güç, ister birkaç kişi ister bir çok kişide olsun insanı tesiri altına alıp hep daha fazlasını istetiyor. Büyük balık küçüğü yutuyor ve insan haklarına iyi sıkıca bağlı olanlar güç kazanınca hükümetin ayrıcalıkların elde etmek için can atıyor.
John Adams
Kitapla karşılaşmam Amerikan ve İngiliz edebiyatına dair daha kapsamlı bilgiye sahip olmam sonucunda olmuştu. Açıkçası hiçbir bilgim olmadan aldım kitabı, başlık beni çekmeye yetmişti. İyi ki okumuşum dediğim kitapların başlarında yer alacak artık bu kitap zira hem dönemsel incelemesi bakımından hem de referanslar bakımından inanılmaz zengin bir içeriğe sahip. Akademik kitaplar okumaktan sıkılanların bile çokça hoşlanacağını düşünüyorum. Okurken birçok yeni yazar ve kitap tanımamı sağladı en başta. Hepsini kenara not aldım ve sonraki okumalarımda mutlaka yer vereceğim yazdığım tüm kitaplara. Edebiyata ilgisi olan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim kısacası. Oldukça keyifli ancak bir o kadar da can sıkıcı bir yolculuk sizi bekliyor. Can sıkıcı olmasının sebebi hemcinslerimin karşılaştığı ve hâlâ daha karşılaşmakta olduğu problemlerin tüm çıplaklığıyla yüzüme tokat gibi vurulmuş olması. Dünyada kadın olmanın zorluğuna bir kez daha şahit oldum, ama yazarın da dediği gibi: ‘Kadın deliler, acı çekmeye devam ediyorlar. Belki de yapılması gereken onlara kulak vermektir.’ Böylelikle sizi dinleyen iki kulak daha oldu diyebilirim en azından.