gecenin koyu saatlerinde, tek kaldığımda yakama yapışıyor geçmişin soğuk elleri. Saniyeler dakikaları kovaladıkça nefes almak zorlaşıyor, sabahı göremeyecekmiş gibi hissediyorum çoğu zaman. Bi' özlem vuruyor sol yanımdan, bi' kırgınlık. Gözlerimden taşan yaşlara tezat bir tebessüme gebe kalıyor dudaklarım. Şarkılar merhem değil, tuz oluyor açık yarama. Bana senin buzun gerek. Balkona çıkayım diyorum, gözlerim aşağı dalıyor, beni çeken bi' şeyler var sanki. Gök kırgın. Yıldızlar düşman. Pakette iki dal sigaram kalmış, güneşin doğmasına saatler var. Kaderin cilvesi mi dersin buna, ben ceza derdim. Beni cezalandırıyorsun. Beni, neden? Çakmağımın gazı bitmiş. Şans işte, pek gülmez bana. Soğuk, çok soğuk. Olsun, yaşadığımı hissettiriyor. Ve benim buna daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyacım var. Aslında yok, çünkü zaten yaşamak sayılmaz benimki.
Akrep yelkovanı vurdu, yelkovan akrebe vuruldu. Tanıdık.
Dışarısı çok sessiz, yaprakların hışırtısı bile yok. Oysa kafamın içinde envai çeşit ses, kulaklarım kanıyor. Neyse mühim değil, ruhuma kadar kan kusuyorum zaten. Bi' cesaret kaldırıyorum kafamı, bi' yıldız gülümsüyor oradan. Sen misin o? değilsin. ama öylesin. uzaksın. tuzaksın. yasaksın. Yarasın. Yara. Hiç kapanmayan o yara. Nefes aldırmayan o yara. Öldürmeyen o yara. Sensin. Sen ya da ben, ne fark eder. Yarayız ikimiz de. Her neyse. Özledim, çıksana balkona. Kırgınım, baksana bana. Hayır, hayır bana değil, göğe bak. Bi' sigara yak benim yerime. Gülümse yıldızlara. Orada olacağım. Nefes alacağım. Orada. Gökte. Özleme ama, özlenenler gelmez. Kendimden biliyorum, ne acı tecrübe. Canın sağ olsun. Yakamda geçmişin soğuk elleri, boğazımda düğümlenen hıçkırık, dudaklarımda asılı kalan tebessüm, gözlerimde yaş, kalbimde sızı. Sensin. Benim. Merhem yok, hiç olmadı. Şarkı da bitti