Cherry

Cherry
@meliotae
Melodilerin arasına sıkışmış birkaç parça çığlık.
Terk ettiğim her şeyin ağırlığı binle çarpılıp beynime yerleşti. Ve ben bu uğurda kolları dimdik durmuş ama zihni sönmüş bir viraneyim.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Özgürlük?
“Puşkin’in Rusyası’nda soylulardan Nariskin, kölelerden oluşan bir orkestra kurmuş. Her bir köle piyanonun bir tuşunu oluşturuyor varsayın. İnsanlardan meydana gelen bu tuhaf çalgıyı koroyla birbirine karıştırmamak gereğini unutmayalım. Çünkü Nariskin’in sazında her köle bir, yalnız bir notayı dile getirir. Her biri görevli olduğu notanın adını taşır; bu ad ile çağrılırmış. Zaman geçtikçe, adamların gerçek adları unutulmuş, sokakta görüldükleri zaman. Bakın, denirmiş, Nariskin’in fa’sı geçiyor. İşte Nariskin’in do’su. Hey! Nariskin’in mi’si, baksana buraya! Nariskin’in re’si nasılsın? Nariskin’in köleleri birer nota olmayı benimsemişler; Bu işlevi yerine getirebilmek için yetenek ister; köle gibi kullanılmaktan daha iyi bir görev değil mi! Köylülerin hiçbirinde direnme görülmüyor, kendilerine sorulduğunda: Sen kimsin? Nariskin’in fa’sıyım. Ya da: Nariskin’in si’siyim. Bir yaşam boyu hep aynı sesi çıkararak yaşayıp ölmek, kimileri için alın yazısı mı?”
Saçlarını öpmek istiyorum. Sözcüklerde bir leylak rengi, bir sümbül kokusu!
Yaktın ve biz bittik. İs kokusu üzerimde kaldı. Saç uçlarımı yanık kokan yerlerinden kestim. Gidişinin arkasında bıraktığı rüzgarda defalarca kez savruldum. Gözyaşlarımın içinde boğuldum. Üşüme hissimi kaybettim. Ruhumu astım. Tanrı yasaklamış olmasaydı bedenimi de asardım. Hayır bunu düşündürten yalnızca sen olmadın. Yaraların üzerine tekrardan basamayacağımı bildiğimden iyileştirmek için çabaladığım dizlerimi sonunda defalarca kez kana bulayan herkes düşündürttü. Şimdi düpedüz kabuktan ibaret bir beden olarak kaldım. Dolabımın içini anılarla doldurmuşum. Kapağını açarsam kabuklarımın döküleceğini biliyorum. Bir şeylere karışmak istiyorum. Gökyüzü veyahut toprak bilemiyorum. Bunun seni pek de ilgilendireceğini düşünmüyorum. Yine de bir şekilde içimde ukte kalan her şeyi dökmek istiyorum. Dökmezsem her gece göz altıma mor halkalar kazıdıkları gibi bir gecede boğazıma sarılırlar diye düşünüyorum. Bizden kalan tüm izler neden sadece bende toplandı sorusunu kendime sorunca adaletsizlik terazisinden çıkamıyorum. Neyse,  boşver. Demiştim cümlenin başında da sen yaktın ve biz bittik. Tek taraflı hiç bir şey adil olamaz zaten. Annem anka kuşunun hikayesini anlatmıştı küçükken. Bazı şeyleri anlayana kadar hep bir şekilde küllerimden doğmayı bekledim. Yalanmış. Yaktığım sigaralar küllerinden doğmayınca anladım. Yanılgılar tokat darbesi yaratınca sendeleyerek kalıyormuşuz. Ne doğru düzgün ayakta ne de yerde. Geç öğrendim. İliklerime kadar sızlıyorum. Şu sıralar yazdıklarımda cümlelerin birbirine uyumunu umursamıyorum. Ne nerde olmalıymış bilmiyorum. Sadece susmak istemiyorum. İçimdeki cehennem bir yerlere geçsin ve hafiflesin istiyorum. Anlayacağın dik durmak için verdiğim savaşlar sonucu omurgam yara bantlarıyla dolmuş. İzmaritlerin arasında ruhum kalmış. Küllüğü uzat.
beni bağışla, ağlamadan anlatamam çocukluğumu.