mişenka

mişenka
@meliotaee
bir yerde okumuştum; odasındaki pencereye sığdığı kadardır insanın gökyüzü, yazıyordu. o gün bu gündür uyurken gökyüzünü izlemeden uyumadım pek. benim dünyamın ne kadar yer kapladığınu anlamam gerekti. birçok ev vardı içinde, pekçok uzun yollar.. başımı kaldırıp yukarı baktığımda milyonlarca yıldızı izlediğim oldu. çoklardı, o kadar içimi hoş ediyorlardı ki gecem güzel biter, sabahım çok güzel başlardı. son zamandır gökyüzü kapanıyor, yıldızlar çekiliyor, bulutlar sıklaşıyor.. içim sıkışıyor. doluyorum ama taşamıyorum. kabıma sığamıyorum, hacmim daraldı. yeniden baharın geleceğini bilsem de içinde yer edinememek, belki de kendi baharımı getirememek beni de kıyılara sürüklüyor. upuzun zamanlar oldu elime kalemi almayalı ve içimi açmayalı. belki de son.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
soğuk ve tenha gecenin derinlerinde birkaç masum gözyaşı ıslatıyor sokağın kaldırımlarını
önümdeki boş kağıda baktım. şu an fazlasıyla temiz duruyordu. birazdan bu kağıda birkaç yaşanmışlığı yazacağımı düşününce kendimi bir katil gibi hissediyordum. çünkü temiz bir beyazlığı kırık bir siyaha boyamak, cinayettir benim fikrimce. sonra hiçbir çizik atmadan buruşturdum kağıdı. buruşturmam yazacaklarımdan daha temiz ve acısız bir ölümdü kağıt için.
yine oldu. boğuluyor gibi hissetmek değil, boğulmak. boğuldum. suyun ve buharın içinde yeniden boğuldum. nefes aldım, almaya çalıştım. ıslak bedenimi attım odama, aynanın karşısında hafif yeşil, mor ve mavi karışık morlaşma. gözüme takıldı bir süre inceledim. ta ki; gözlerim kararıp, kulaklarım çınlayana kadar. tutunacak bir yer de yok tutunayım. düştüm, direndim ama olmadı. gözlerim açıktı fakat etraf yine karanlık. ilk olduğunda öldüğümü düşünmüştüm. ilk olduğunda on dört yaşındaydım, korkmuştum, titriyordum. ayakta donmuş ve baygın vaziyetteydim, ta-ki genç bir kadın dokunana kadar. yere yığılmış bedenim. ne yapacağını bilememiş, cebindeki şekeri ağzıma vermiş. sonrası hastanedeyim. zamanla çoğaldı, şimdi donmuyor bedenim. sadece kararıyor görüşüm, çınlıyor kulaklarım, titriyor bacaklarım ve ben o an üzerim giyinik diye şükürler ediyorum. ne vakit olacağı belli olmuyor. kansızım, ondandır. yorgunum yine aynı sebepten.