Bir uçurumun dibindeyim bu sefer.
Önüm sonsuz mavi, arkam koyu gece. Ve ben; koyu bir sonsuzluğun arasında ayaklarıma prangalar vurulmuş şekilde oturuyorum. Mahkûmun ben bu sefer uçurumun mavisine...
Ne bir adım ileri ne bir adım geri. Aynı anda hem yanan, hem sönen. Hem ölen, hemde yeniden doğan. Dedim ya mahkûmum...
Prangalarca boynuma dolanan sensin.
Bu seferki mahkûmiyetim sana,
Senin uçurum mavine.
Senin koyu gecene.
Senin sonsuzluğuna.
Senin koyu bir sonsuzluktaki, sonum olacak uçurumuma...