... Sizin hastanız olmak güzel... Ama hayatın içinde sizinle karşılaşmak istemezdim. O zaman korkardım sizden. Bir gün ben de böyle olabilmek istiyorum. İnsan ancak güçlü olursa özgür de olur... Özgürlük zayıf insanların harcı değil... Bunun en güzel örneği benim... Gencim, iyi bir mesleğim var, bol param var... Ve dışarıdan bakıldığında son derece özgür biriyim. Karışanım yok, görüşenim yok... Ama bende iş yok... Sahip olduğum hiçbir şeyi değerlendiremiyorum. Neden, çünkü zayıfım...Bu zayıflık doğduğum gün girmiş içime... Ne yapsam çıkaramadım. Akıl, zeka, yetenek, çalışmak, okul birincisi olmak filan da insanı güçlendirmeye yetmiyor... Sizin yarınız etmeyenler vızt diye geçip gidiyorlar yanınızdan... Siz de ebleh gibi bakıp kalıyorsunuz... Bir gün ben de güçlenebilecek miyim? Azıcık da olsa umudunuz var mı benden?
....Biz istesek de istemesek de acı bu dünyada hep var... Bunu ne siz durdurabilirsiniz,ne de ben... İşte buradayım... ve size teslim ettim kendimi... Üstelik hiç anlatmam sandığım bazı şeyler anlattım size... Belki bir gün devamını da anlatırım... Ama siz de bırakıp gitmeyin beni... Korkuyorum.
-O zamanlar "Suyla sınama" diye bir yöntem varmış. Cadılıkla suçlanan kadın bir havuz veya göle atılır, suda batar ve boğulursa suçsuz, yüzer ve kurtulursa suçlu bulunuyormuş.
-Yani kurtuluş... ölümde...