game of thrones // taht oyunları – 1. sezon (2011) yaratıcılar: david benioff & d. b. weiss dayandığı eser: george r. r. martin'in a song of ice and fire serisi oyuncular: sean bean (ned stark), mark addy (robert baratheon), lena headey (cersei lannister), peter dinklage (tyrion lannister), emilia clarke (daenerys targaryen), kit harington (jon snow), nikolaj coster-waldau (jaime lannister), sophie turner (sansa stark), maisie williams (arya stark) bu sezon, buzun soğuk dürüstlüğüyle ateşin yakıcı ihtirasının karşı karşıya geldiği bir açılış. westeros'un dengesi, bir adamın –ned stark'ın– şerefiyle sınanıyor. bölüm 1 – winter is coming kuzey'in ağır kışında stark ailesiyle tanışıyoruz. duvar'ın ardında bir tehdit yükseliyor. güney'de ise kral robert, eski dostu ned'den yardım istiyor. ilk bölüm, buz gibi bir uyarı: “tehlike içerden değil, dışardan geliyor.” # : “kış geliyor derken, aslında insanların kalbine inen soğuktan bahsediliyordu.” bölüm 2 – the kingsroad kral'ın yolu, stark çocuklarını ayrılığa hazırlıyor. arya'nın asi ruhu, sansa'nın hayalci kalbi ilk kez belirginleşiyor. bran'ın kaderi, bir düşüşle mühürleniyor. bu bölümün alt metni: çocukluk hayalleri, krallığın gerçeğiyle çatıştığında kırılır. # “bir düşüş bazen insanın kaderini çizer.” bölüm 3 – lord snow jon snow, gece nöbetçileri arasında ilk sınavını veriyor. tyrion'un zekâsı, karanlık kalelerde bile ışık saçıyor. arya, kendi yolunu öğrenmeye başlıyor. burada mesaj şu: kimliğini bulmak için önce yalnızlığı öğrenmelisin. “soğukta hayatta kalan, dostunu değil, kendini tanıyandır.” bölüm 4 – cripples, bastards, and broken things bu bölümün adı bile alt metni açıklıyor: kırık, sakat, bastırılmış olanların hikâyesi. tyrion'un bran'e hediyesi, aslında kaderin engellerle değil, iradeyle
Game of Thrones // Taht Oyunları – 1. Sezon (2011) Yaratıcılar: David Benioff & D. B. Weiss Dayandığı eser: George R. R. Martin’in A Song of Ice and Fire serisi Oyuncular: Sean Bean (Ned Stark), Mark Addy (Robert Baratheon), Lena Headey (Cersei Lannister), Peter Dinklage (Tyrion Lannister), Emilia Clarke (Daenerys Targaryen), Kit Harington (Jon Snow), Nikolaj Coster-Waldau (Jaime Lannister), Sophie Turner (Sansa Stark), Maisie Williams (Arya Stark) Bu sezon, buzun soğuk dürüstlüğüyle ateşin yakıcı ihtirasının karşı karşıya geldiği bir açılış. Westeros’un dengesi, bir adamın –Ned Stark’ın– şerefiyle sınanıyor. Bölüm 1 – Winter Is Coming Kuzey’in ağır kışında Stark ailesiyle tanışıyoruz. Duvar’ın ardında bir tehdit yükseliyor. Güney’de ise kral Robert, eski dostu Ned’den yardım istiyor. İlk bölüm, buz gibi bir uyarı: “Tehlike içerden değil, dışardan geliyor.” # : “Kış geliyor derken, aslında insanların kalbine inen soğuktan bahsediliyordu.” Bölüm 2 – The Kingsroad Kral’ın yolu, Stark çocuklarını ayrılığa hazırlıyor. Arya’nın asi ruhu, Sansa’nın hayalci kalbi ilk kez belirginleşiyor. Bran’ın kaderi, bir düşüşle mühürleniyor. Bu bölümün alt metni: Çocukluk hayalleri, krallığın gerçeğiyle çatıştığında kırılır. # “Bir düşüş bazen insanın kaderini çizer.” Bölüm 3 – Lord Snow Jon Snow, Gece Nöbetçileri arasında ilk sınavını veriyor. Tyrion’un zekâsı, karanlık kalelerde bile ışık saçıyor. Arya, kendi yolunu öğrenmeye başlıyor. Burada mesaj şu: Kimliğini bulmak için önce yalnızlığı öğrenmelisin. “Soğukta hayatta kalan, dostunu değil, kendini tanıyandır.” Bölüm 4 – Cripples, Bastards, and Broken Things Bu bölümün adı bile alt metni açıklıyor: Kırık, sakat, bastırılmış olanların hikâyesi. Tyrion’un Bran’e hediyesi, aslında kaderin engellerle değil, iradeyle
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Kışyarı, kardeşim Sansa’ya ait,” dedi Jon. “Leydi Lannister ve onun mirasıyla ilgili duymam gereken her şeyi duydum.” Kral, elindeki su kupasını kenara bıraktı. “Sen bana kuzeyi getirebilirdin. Babanın sancak beyleri Lord Eddard’ın oğluna koşarak gelirdi. LordBir-Ata-Oturamayacak-Kadar-Şişko bile. Beyaz Liman benim için tedarik kaynağı ve gerektiğinde çekilebileceğim güvenli bir üs olurdu. Aptallığını telafi etmek için çok geç kalmış sayılmazsın Kar. Diz çök, piç kılıcını bana ada ve ayağa Kışyarı Lordu Jon Stark ve Kuzey Muhafızı olarak kalk.” Bunu bana kaç kez daha söyletecek? “Benim kılıcım Gece Nöbetçilerine yeminli.” Stannis iğrenmiş gibi görünüyordu. “Baban da inatçı bir adamdı. Buna, onur, derdi. Pekâlâ, Lord Eddard’ın da acı bir şekilde öğrendiği gibi, onurun bedeli vardır. Eğer senin için bir nebze teselli olacaksa, Horpe ve Massey hayal kırıklığına yazgılı. Kışyarı’nı Arnolf Karstark’a bağışlamak niyetindeyim. İyi bir kuzeyli adam.” “Kuzeyli bir adam.” Bir Karstark, bir Bolton’dan ya da bir Greyjoy’dan iyidir, dedi Jon kendine ama bu düşünce onu teselli etmedi. “Karstarklar, kardeşimi düşmanlarının ortasında yalnız bıraktılar.” “Kardeşin, Lord Karstark’ın kafasını aldıktan sonra. Arnolf binlerce fersah uzaktaydı. Onda Stark kanı var. Kışyarı’nın kanı.” “Kuzeyin diğer hanedanlarının yarısında olduğundan fazla değil.” “O diğer hanedanlar bana biat etmediler.” “Arnold Karstark çarpık sırtlı, yaşlı bir adam. Üstelik gençliğinde bile Lord Rickard gibi bir savaşçı değildi. Mücadelenin sertliği onu öldürür.” “Varisleri var,” dedi Stannis. “İki oğul, altı torun, birkaç kız. Eğer Robert’ın meşru oğulları olsaydı, ölenlerin çoğu hâlâ yaşıyor olurdu.” “Mors Kargayemi’ni seçerseniz daha iyi olur Majesteleri.” “Dehşet Kalesi bunun kanıtı olacak.” “Yani bu
Şarkı