Evet, sonunda bu kitabı bitirdim. Konusuyla, anlatım biçimiyle, karakterleriyle, her şeyiyle müthiş bir kitaptı. Çok gerçekçi bir şekilde yazılmış olan bu kitap, içindeki dünyanın sanki gerçekten olduğunu düşündürtüyor. Ayrıntılar olsun, karakterlerin düşünceleri, hareketleri olsun gerçekten kusursuza yakındı. Konusu şu şekilde: Winston adlı karakterimiz Okyanusya'nın bu acımasız ve adaletsiz sisteminin nasıl işlediğini fark eder ve bunun için elinden geleni yapmaya hazırdır. Winston'ın hatırladığı birkaç olay, tanıştığı birkaç insan bu sistemi gerçekten bozabileceğini düşündürtür.
Dünyayı artık 3 devlet paylaşıyordur: Doğuasya, Avrasya ve Okyanusya.
Hepsi birbirleriyle her gün, her dakika, her saniye savaştadır. Okyanusya bir gün Avrasya ile savaşta, Doğuasya ile barıştadır; bazense tam tersi Doğuasya ile savaşta, Avrasya ile barıştadır. Savaşta oldukları devlet ilan edildiğinde zaten her zaman o devletle savaşta oldukları kabul edilir. Dünün, geçmişin bir önemi yoktur. Şimdi önemlidir. Geçmiş her zaman değişebilir. Savaş barış, özgürlük kölelik, cahillik güç olarak kabul edilir. Aile yapısı tamamen bozulmuştur, çocuklar vahşileşmiştir. Devleti içten içe kötüleyen, Büyük Birader'i sevmeyen, iç karışıklığa sebebiyet verebilecek herkes Düşünce polisleri tarafından yakalanır ve "buharlaştırılır". Eğer yakalanırsanız kaçma şansınız yoktur ve yakalandığınız zaman her şeyinizle beraber silinir, bu dünyada hiç yaşamamış gibi kabul edilirsiniz, onların terimiyle buharlaşırsınız. Her yerde izlenir, uykunuzdayken bile asla yalnız değilsinizdir. Her yerde olan tele-ekranlar ve gizli mikrofonlarla izleniyor, dinleniyorsunuzdur. Gece sayıklamalarınız bile şüphe belirtiyorsa kaçışınız yoktur. Çocuklar ailelerini ihbar etmeye yöneltilir ve acımasızca yetiştirilir. Kitapta bile şu