Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·359 syf.··
2021 42. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2021 00:05
Hayatını sonsuza dek değiştirecek kararı vererek Yeni Ay’a kalan Emily, başarılı bir yazar olacağına ve çocukluğundanberi tanıdığı Teddy Kent ile dünyayı fethedip başarıya beraber ulaşacaklarınatüm kalbiyle inanmaktadır.   Fakat Teddy’nin üniversite için Montreal’e gitmesi, Emily’nin merdivenden düşerek kaza geçirmesi tüm planlarını altüst eder. Emily yazmaya devam edecek gücü kendinde bulamadığı ve bir yazar olamayacağını düşünmeye başlar ve eski ilhamı bulamaz. Hata yapmaya başlar hatalarından geri döner sonunda yazma isteği gelir ve istedikleri şey hayalleri gerçeğe dönüşür ama o hayallere ulaşması hiç kolay olmadı.
Edebiyat
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
10/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2021 11:26
Bu seriyi incelemek için son kitabın bitmesini bekledim. Böylece genel düşüncelerimi daha iyi aktaracağımı düşündüm. Seri su gibi akıp gidiyor, yani zorlansa bir günde bile bir kitabı bitebilir. Yazarın okuduğum ilk serisiydi (evet Yeşilin Kızı Anne okumamış olmam şaşırtıcı). Benim için epey güzel ve duygusal bi yolculuktu Emily’nin hayatı. 10 yaşlarında küçük bir kızın 25li yaşlarına kadar olan tüm hikayesini biz de onunla birlikte yaşıyoruz. Emily kendini hiç değiştirmeyen, olduğu gibi olmaya devam eden ve insanların da onu bu şekilde kabul etmesini sağladı, inanılmaz bir karakter. Başta belirlediği hedeflerden asla taviz vermedi, ne olursa olsun denemeye devam etti. Yan karakterlerden de en sevdiğim Perry oldu tartışmasız. Ilse’nin de hareketleri ve duygularını başından beri anlamıştım ama tabii spoiler vermiyorum. En şaşırdığım şey Dean hakkında yaşanan olaylar ve Emily’nin ultra psişik yeteneği. Ruhla bağlı olduğumuz insana sonsuza dek bağlıyızdır ve birbirimize aitizdir. Kitaba renk ve gizem katan iki detaydı ki çok hoşuma gitti. Son kitabın sonlarında cidden duygu karmaşası yaşadım ve gözlerim doldu, ah Kırgın Ev… Her şeyin umduğum gibi gittiği, gerçek dünyadan uzaklaştıran bir seriydi. Uzun süre boşluğunu çekeceğimden eminim.
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
EMILY-3/ L.M MONTGOMERY
Puan vermedi·359 syf.··
2023 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 15:32
Herkese merhabalar, 3 kitaplık EMILY serisinin sonuna geldim. Kesinlikle seride en en sevdiğim kitap olabilir. Kesinlikle muhteşem ötesiydi, seriye gerçekten kendimi ait hissettiğim ama veda ettiğim bir kitaptı. Keşke Teddy ve Emily'nin evliliklerinden sonraki hayatını da konu alan devam kitabı olsaydı- kesinlikle muhteşem olurdu. Kitapta en sevdiğim kısım ise Bayan Kent'in Emily'e gerçekleri anlattığı o sahne.. Tüylerim diken diken oldu... Ayrıca Emily'i Martin Eden'la çok fazla benzer yönler var, -ikisininde yazmaktan vazgeçmemesi gibi. Keşke seri bitmeseydi. Keşke Montgomery'nin daha fazla kitapları olsaydı da okusaydık... Özet. Hayatını sonsuza dek değiştirecek kararı vererek Yeni Ay’a geri dönen Emily, başarılı bir yazar olacağına ve çocukluğundan beri tanıdığı Teddy Kent ile dünyayı fethedip başarıya beraber ulaşacaklarına tüm kalbiyle inanmaktadır. Fakat Teddy’nin üniversite için Montreal’e gitmesi, Emily’nin tüm planlarını altüst eder. Emily yazmaya devam edecek gücü kendinde bulamadığı ve bir yazar olmanın gerçekten ne anlama geldiğini sorguladığı günler geçirmeye başlar. 5/5
Edebiyat
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
Puan vermedi·359 syf.··
2021 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2021 23:11
Yeni Ay’a geri dönen Emily yazmaya her zamanki gibi büyük önem vermektedir. Aynı zamanda halkın deyimiyle evlenme yaşı gelmiştir. O her zaman evleneceği kişinin aşık olduğu kişi olmasını istemiştir fakat aşık olduğu erkek üniversite için başka bir yere gider ve araya mesafeler girer. Gelişen bazı olayların ardından Emily başka biriyle evlenmeye karar verir (burası Emily’ye en sinir olduğum kısım oldu) Peki sizce Emily aşkını bir kenara atıp başka biriyle evlenecek midir? Serinin diğer kitaplarına kıyasla bu kitapta duygusal ögeler daha fazlaydı. Aynı zamanda toplumsal sorunlarımıza da yine fazlasıyla değinilmişti. Aradan yüz yıl geçmesine rağmen değinilen sorunların günümüz sorunlarıyla birebir aynı olması çok can sıkıcı bir durum öyle değil mi? L.M. Montgomery, Yeşilin Kızı Anne serisinde olduğu gibi Emily serisinde de bize birçok ders verdi. Sanırım yazarın en sevdiğim özelliği bu. Çok tatlı bir anlatımla okuyucuya dersler veriyor ve kitabı bitirdiğinizde kitabın size ne kadar iyi geldiğini anlayabiliyorsunuz. Yazarın okuduğum tüm kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da akıcılık üst seviyedeydi. Ben bir günde bitirdim resmen. Kitabı başlıyorum ne zaman yarılıyorum ne zaman sona yaklaşıyorum anlamıyorum bile. Sizi içine çekiyor o harika ortama olayların içine giriyorsunuz ve sonrasında her şey çok çabuk gelişiyor bir bakıyorsunuz ki kitap bitmiş. Azimli olmanın, bir işi severek yapmanın insanı nasıl başarıya götürdüğünü anlatan harika bir seriydi. Emily aynı Anne gibi asla unutmayacağım bir karakter. Mutlaka okumanızı isterim.
1000Kitap
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
10/10
·359 syf.··
2021 73. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2021 14:09
Anne’den sonra Emily’e de veda etmenin hüznü var bende ey dostlar.. Öyle kıymetli hikâyeyelerdi ki okuduklarım, okurken her bir kitap her bir sayfa kalbimde yer etti. Emily, hayatının en önemli kararını verip Yeni Ay’a pek kıymetli teyzelerinin yanına döner. Yeni hedeflerini gerçekleştirmenin hayalini kurarken, biricik aşkı Teddy üniversite için uzak diyarlara gider. Bu uzaklık aralarına mesafe (!) sokar. Başlarda Teddy’e muazzam kızsam da sonradan gönlümü almasını biliyor çapkın  Teddy’den ümidini kesen Emily, kalbini yeni yeni insanlara açar ama umduğunu bulamaz, söz konusu Emily ve kalbi olduğundan o kalp öyle herkeslere teslim edilemez. Yazdığı romanlardan umduğunu bulamayınca yazarlığını ciddi ciddi sorgulamaya başlar ve uzunca bir süre eline kalem kâğıt almaz. Yine de çıkmayan candan ümit kesilmez yazıları bir gün kitaplıklarda yerini alacak buna inancımız tam. Emily, Ilse, Perry, Dean ve Teddy hatta teyzeler bile sizlerle tanışmanın keyfi çok başkaydı. Hepinize sonsuz teşekkürler. Böylesi şahane bir seriyi mutlaka ama mutlaka OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
8/10
·359 syf.··
2021 61. kitabı
Yeşilin Kızı Anne’e kıyasla daha kısa bir seri olan Emily’ye veda ediyoruz. Serilerde normalde her bir yeni kitabı öncekinden daha çok severim ama Emily’de durum tam tersi oldu. İlk kitaptaki keyifi diğer kitaplarda malesef bulamadım. Emily’nin kendine has havasını, yazmaya olan tutkusunu ve inatçılığını çok seviyorum. Bay Carpenter ile olan diyalogları, olayları dramatize ederek günlüğüne yazması çok keyifliydi. Aynı zamanda babasına özlem duyarak yazdığı mektuplar, teyzeleri ve Kuzen Jimmy ile olan iletişimi, zamanla kendini kabul ettirmesi insanı etkiliyor. Özellikle ilk kitaptaki trajikomik sahneler, Emily-Teddy-Perry-Ilse dörtlüsü çok keyifliydi. Sürekli bahsettiğim gibi ikinci kitapta Dean Priest’in bazı ifadeleri beni çok sinirlendirmişti. O yüzden de üçüncü kitaba biraz çekinerek başladım ama beklediğimden daha iyiydi diyebilirim. Emily’nin zor anlarında yanında olduğu ve sevdiği kişiden ümidini kestiği için onunla bir gelecek düşünmesi gayet anlaşılabilir bir durumdu. Öncelikle bu kadar saçma yanlış anlaşılmalar ve kavuşamamalar yazıp da insanı çileden çıkarmadığı için yazarı tebrik ediyorum. Her zaman olduğu gibi bu kısımlar da karamsarlığa düşülmeden, hızlıca geçilmişti ve bu sayede normalde insanı sinir edebilecek şeyler daha hızlı sonuca ulaştığı için tolere edilebildi. Seri bittiği ve Emily’ye veda ettiğim için biraz üzgünüm ama ortalık daha fazla karışmadan tatlıya bağlandığı için de mutluyum. Özellikle Emily ile birlikte kitabına gelen eleştirileri okudukları bölümde çok eğlendim. İlk kitabın bende yeri her zaman ayrı olacak ama devam ettikçe yazar ne yazık ki aynı güzelliği koruyamamış.
Roman
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
Emily
8/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2023 17:06
Bu kitap ile birlikte Emily'nin dünyasını daha da anladığımı söyleyebilirim. Emily'nin hırslarının peşinden gitmesi ve bazen onu hayatında üzen tonlarca etmen olmasına rağmen her seferinde tekrar ayağa kalkması çok hoştu. Dean ile olan ilişkisi konusu üzerine değinmek gerekirse olaya ilk başta sıcak bakmamıştım her ne kadar Dean zeki ve emilyi gerçekten sevsede, emiliye daha küçük Bi kızken bu hisleri beslemesinin doğru olduğunu düşünmüyorum ama büyük emily ile olan ilişkisi, emiliy zor bir süreçten geçerken yanında olması çok hoştu.. Eğer o kadar yaşlı olmasaydı onunla evlenmesini bile isterdim... Teddye gelecek olursak bazı yanlış anlaşılmalar sonucunda az daha hayatının aşkını kaybediyordu, bu bana aslında yaptıklarımızın (veya yapmadıklarımızın) hayatımızı ne denli değiştirebileceğini gösterdi.. Ama eninde sonunda iki aşığımızın kavuşmasına çok sevindim
Roman
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
10/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 00:00
L. M. Montgomery – Emily Serisi Bugün Lucy Maud Montgomery’nin bir başka roman serisi olan Emily hakkında düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Romanın merkezinde, yazmaya tutkuyla bağlı bir kız olan Emily yer alıyor. Emily, boş zamanının neredeyse tamamını yazmaya ayırır. Kitap boyunca onunla birlikte yazarlık yolculuğunu, başarılarını ve hayal kırıklıklarını adım adım yaşarız. Yazar, aşk temasını da arka planda bırakmaz; hatta bu romanın duygularla örülü olduğunu söylemek mümkün. Karakterler arasındaki hisler, yanlış anlaşılmalar ve birbirlerini anlamaya çalışmaları hikâyenin önemli bir parçasıdır. Seri üç kitaptan oluşur: İlk kitap Emily’nin çocukluk yıllarını, ikinci kitap lise dönemini, üçüncü kitap ise onun yetişkin, güçlü ve bağımsız bir birey haline gelişini anlatır. Kişisel izlenimim Roman samimi, sıcak ve akıcı bir dille yazılmış. Okuması oldukça keyifli. Ancak Anne of Green Gables serisindeki o neredeyse kusursuz dünyadan farklı olarak, Emily kitaplarında hayat daha gerçekçi yansıtılıyor. Burada hem olumlu hem de tamamen olumsuz karakterler var — elbette sayıları çok fazla değil, ama varlıkları hikâyeye derinlik katıyor. Serinin son kitabını tek nefeste okudum; sayfaları çevirirken “sonra ne olacak?” diye gerçekten heyecanlandım
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
8/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2024 18:37
Emily serisinin ilk kitabı beni çok sıktı. Yazmayı çok seven ve hayallerinde yazar olmak olan Emily babasını kaybettikten sonra teyzelerinin yanında büyümesi için Yeni Ay'a yerleşir. Kısıtlı imkanlarla hayallerinden asla vazgeçmeden sürekli yazan ve bir gün bir kitap yazabileceğine oolan inancı hiç bitmeyen Emily elinden gelenin fazlasını yaparak yeni hayatına ayak uydurmaya çalışır. Burada fazlasıyla kısıtlanır ama asla pes etmez. İkinci ve üçüncü kitapta artık büyüyen Emily çocukluk arkadaşı olan Teddy'ye aşık olmuştur ve hayatının değiştirecek olan teklif karşısında saçma sapan bir karar vererek yıllarının boş geçmesine neden olmuştur. Teddy'nin onu sevmediğini anladığında ve en yakın arkadaşı İlse ile nişanlandığını öğrendiğinde öylesine yazdığı bir kitap da çok fazla satılmaya başlayınca monoton hayatında değişiklikler meydana gelir. Yıllarca yaşadığı aşk ilişkilerinin ve neredeyse evlenecek olduğu kişinin de hayatında yerinin olmadığını anlayan Emily her şeyi kabullenerek hayatına bekar devam etmeye karar verir ama son sayfaya gizlenmiş bir aşk söz konusudur :) Umutsuzluk ve gereksiz bir sürü ayrıntı okuyacağıma adım adım ilerleyen bir başarı öyküsü okusaydım çok daha memnun kalırdım. Emily seri boyunca yazar olmak isterken bu konunun üstün körü geçilmesi hiç hoş olmamış. Onun yazarlık öyküsünü ve Çocukluk aşkına kavuşma hikayesini uzun uzun okumak isterdim...
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
Puan vermedi·359 syf.··
2021 121. kitabı
Emily III ~ L. M. Montgomery . Emily ile yolculuğumuzun sa sonuna geldim. Emily Yeni Ay çiftliğine geldi, alışmaya çalıştı, aykırı haliyle teyzeleriyle sorun yaşadı, güzel dostluklar kurup liseye gitti ve şimdi de çiftliğe geri döndü. En büyük tutkusu yazmak olan kızımız tutkusunun peşinden koşup yeni duygularla tanışıp bir sürü şey yaşadı. İnsan ilişkileri, kendisiyle hesaplaşması, çabası ve reddedilişleri... Emily serüveninde en sevdiğim kitap bu oldu galiba. Bolca empati yaptım gülümsedim ve hüzünlendim okurken. Bazen koşarken birden dizlerinin üstüne düştü sonra üzerini silkeleyip kalktı. Bazen de kalkamadığını düşündüğü oldu ama çok dolu bir karakterdi. Şımarık gelebilir, umursamaz gelebilir ama azmi ve çabası hayranlık uyandırıcı. Böyle karakterleri okuyunca gözümün önünde büyümüş hissine kapılıyorum ama ilk kitabın ilk sayfalarını düşününce cidden gözlerimizin önünde büyüdü Emily. Emily bazen beklediğimden daha olgun bazen de daha çocuktu yani yine şaşırttı yine ters köşe yaptı beni Kitap boyunca günlüklerin parçalar ve normal anlatımını okuduk. Yaşadığı her şeyi hızla geçen zamanı ve en son yirmi dört yaşındaki halini ve doğrusu yanlışıyla bir sürü adımını keyifle ve buruk bir tebessümle okudum. Duyguların en yoğun olduğu daha doğrusu benim en yoğun hissettiğim kitap buydu. Teyzeler, kuzen Jimmy, Perry, Ilse ve kalbimin büyük bir bölümü Teddy Kent. Bitirene kadar hem elimden bırakamadım hem de söylendim durdum Akıcılığı konusunda söylenecek bir şey yok. Okuyucu asla bırakmak istemiyor "acaba sırada ne var, neler yaşayacak, yazdıklarına cevresindekilerin tepkisi ne olacak, bu defa hangi kararı verecek?" Tüm bu sorular dolaşıyor kafamızda ve bırakamıyoruz. Konusu, karakterleri, duygusu ve yazımıyla şahane bir seriydi. Şiddetle tavsiye ediyorum
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma

Yazar Hakkında

L. M. MontgomeryYazar · 51 kitap
LM Montgomery olarak yayınlanan Lucy Maud Montgomery , OBE (30 Kasım 1874 - 24 Nisan 1942), 1908'de Green Gables'in annesi ile başlayan bir dizi romanla tanınan bir Kanadalı yazardı. Kitap hemen bir başarıydı. Merkezi karakter, yetim bir kız olan Anne Shirley , hayatında Montgomery'yi meşhur etti ve uluslararası bir takip etti. İlk romanı ana karakteri olan Anne ile bir dizi dizi takip etti. Montgomery, 20 roman, 530 kısa öykü, 500 şiir ve 30 makale yayımlamaya devam etti. Romanların çoğu Prens Edward Adası'nda kuruldu ve Kanada'nın en küçük eyaletindeki yerler, edebi bir dönüm noktası ve popüler turist sitesi haline geldi: Green Gables çiftliği, Prince Edward Adası Ulusal Parkı'nın doğuşu. 1935’te İngiliz İmparatorluğu’nun emriyle görevlendirildi. Montgomery'nin çalışmaları, günlükleri ve mektupları dünya çapında akademisyenler ve okurlar tarafından okundu ve araştırıldı. Lucy Maud Montgomery, 30 Kasım 1874'te Prince Edward Adası'nda Clifton'da (şimdi New London) doğdu. Annesi Clara Woolner Macneill Montgomery, Lucy'nin yirmi bir aylıkken tüberkülozdan öldü. Kederiyle boğuşan babası Hugh John Montgomery, Lucy'yi anne büyükanne ve büyükbabalarının gözaltına aldı. Lucy yedi yaşındayken, Prens Albert, Kuzeybatı Toprakları'na (şimdi Prens Albert, Saskatchewan) taşındı. O zamandan itibaren Lucy, büyükanne ve büyükannesi Alexander Marquis Macneill ve Lucy Woolner Macneill tarafından yakındaki Cavendish topluluğunda yetiştirildi. Montgomery'nin Cavendish'teki ilk hayatı çok yalnızdı. Yakınlarda akraba olmasına rağmen, çocukluğunun çoğu yalnız harcanmıştı. Montgomery hayatının bu döneminde, yaratıcılığını geliştirerek, onun yalnızlığı ile başa çıkmak için hayali arkadaşlar ve dünyalar yarattığı, bu süre boyunca kredilendirir. Prens Edward Adası'nın nüfusu neredeyse Katolikler ve Protestanlar arasında bölünmüştü. Montgomery, atalarının Protestan değerlerini sıkı çalışma, tasarruf ve alçakgönüllülükle miras almıştır. 1887'de, 13 yaşındayken, Montgomery günlüğüne “gelecekteki şöhretin ilk hayallerini” yazdığını yazdı. Yayınlamak için bir şiir yazdı, "Kendimi okul arkadaşlarımın harikasını gördüm - küçük bir yerel ünlüydü." Reddedildiğinde Montgomery, "Göğsümün derinliklerinde zavallı buruşmuş el yazmasını saklamak için süzüldüğümden, kendime rağmen hayal kırıklığı gözyaşları gelecekti" diye yazdı. Daha sonra yazdı ki, "tüm cesaretsizliğin ve başkaldırmanın altından aşağıya, bir gün geleceğimi biliyordum." Cavendish'teki eğitimini tamamladıktan sonra, Montgomery bir yıl (1890) Prens Albert'de babası ve üvey annesi Mary Ann McRae ile geçirdi. Montgomery'nin ilk eseri Prens Albert'de, "On Cape LeForce" başlıklı bir şiir, Charlottetown gazetesi The Daily Patriot'da yayınlandı. 1891'de sevgili Prince Edward Adası'na dönmesiyle ilgili olarak bu konuda heyecanlıydı. Montgomery'nin Cavendish'e dönmeden önce gazetede yayınlanan ve New Plains'deki Bir İlk Milletler kampına yaptığı ziyareti anlatan bir makalesi daha vardı. . Cavendish'e dönüş onun için büyük bir rahatlama oldu. Prens Albert'teki zamanı mutsuzdu, çünkü üvey annesiyle birlikte yaşamadı. Lucy'ye göre, babasının evliliği mutlu değildi. 1893'te Charlottetown'daki Galler Prensi Koleji'ne katıldı ve bir öğretmen lisansı aldı. Montgomery, Prens Edward Adası'nı çok sevdiğini ve “ideal güzellik krallığına çok yakın olduğunu” söylemişti. Onunla benim arasında sadece çok ince bir örtü vardı. ” Yalnız barışçıl ada kırsalında yürürken Montgomery, “flaş” dediği şeyi deneyimlemeye başladı - duygusal bir coşku hissettiğinde huzur ve berraklık bir an ve doğanın içinden geçen daha yüksek bir ruhsal gücün farkındalığından ilham aldı. Montgomery'nin bu "parıltı" ile ilgili hesapları daha sonra Anne Shirley'in doğayla ilgili duygusal birleşim duygusuyla ilgili açıklamalarının temeli olarak hizmet etti. Bir yıl içinde iki yıllık öğretim programını tamamladı. 1895 ve 1896'da Halifax , Nova Scotia'daki Dalhousie Üniversitesi'nde edebiyat okudu. Dalhousie'den ayrıldıktan sonra, Montgomery çeşitli Prince Edward Adası okullarında öğretmen olarak çalıştı. Öğretmekten hoşlanmasa da, yazma vakti geldi. 1897’den başlayarak, kısa hikayeleri dergilerde ve gazetelerde yayınlandı. Üretken bir yazar olan Montgomery, 1897 ve 1907 yılları arasında 100'den fazla hikaye yayınladı. Öğretim yılları boyunca, Montgomery çok sayıda aşk ilgisine sahipti. Son derece şık bir genç kadın olarak, "ince, iyi görünüyor" zevk ve birkaç genç adamın dikkatini kazandı. 1889'da, 14 yaşında, Montgomery, Nate Lockhart adında bir Cavendish çocuğuyla ilişki kurmaya başladı. Montgomery'ye göre ilişki sadece esprili ve esprili bir arkadaşlıktı. Montgomery evlenme teklifini reddettiğinde aniden sona erdi. 1890'ların başlarında, John A. Mustard ve Will Pritchard'dan istenmeyen gelişmeler oldu. Hardal, öğretmeni, çabucak talip oldu; dini konulardaki bilgisiyle onu etkilemeye çalıştı. Konuşmanın en iyi konuları, Montgomery'ye karşı küçük bir itirazda bulunmuş olan, önceden varsayım ve “diğer kuru teoloji noktaları” hakkındaki düşünceleriydi . Mustard'ın ilgisinin daha belirgin hale geldiği dönemde, Montgomery arkadaşı Laura Pritchard'ın kardeşi Will Pritchard'a yeni bir ilgi duydu. Bu arkadaşlık daha cana yakındı ama yine de onun için Montgomery'den daha fazlasını hissettiğini söyledi. Pritchard arkadaşlığını daha da ileri götürmeye çalışırken, Montgomery direndi. Montgomery hem evlenme tekliflerini reddetti; eski çok dar fikirliydi, ve ikincisi sadece iyi bir sığınaktı. Prens Edward Adasına taşındığında flört dönemini bitirdi. Ancak, Pritchard 1897'de influenzadan öldü ve o, Pritchard altı yıldan fazla bir süredir devam ediyordu. 1897'de Montgomery, Cavendish yakınlarındaki Fransız Nehri'nde bir öğrenci olan Edwin Simpson'dan bir öneri aldı. Montgomery, önerisini "sevgi ve koruma" arzusuyla kabul ettiğini ve umutlarının oldukça zayıf olduğunu düşündüğünü yazdı. Montgomery, kendisinin merkezsizliğini ve varoluşunun içinde mide bulandırıcı hissi uyandıran Simpson'ı sevmemek için geldi. Alt Bedeque'de ders verirken, kendisi ile birlikte geldiği ailenin bir üyesi olan Herman Leard ile kısa ama tutkulu bir ilişkisi vardı. [23] Sevdiği adamlardan en çok sevdiği Leard idi, günlüğüne yazıyordu: "Hermann aniden kafasını bükdü ve dudakları yüzüme dokundu. Bana neyin sahip olduğunu söyleyemem - Kontrolümün ötesinde tamamen bir güç tarafından sarsıldım - Kafamı çevirdim - dudaklarımız uzun bir tutkulu basınçla buluştu - bir ateş öpücüğü ve hiç yaşamamış ya da hayal etmediğim tecavüz, Ed'in en iyi öperleri beni buz gibi soğuyordu - Hermann , varlığımın her lifinden alev gönderdi ". 8 Nisan 1898'de Montgomery, Simpson'a sadık kalması gerektiğini yazmıştı: “Ben kendi saygım uğruna, başka bir adamla herhangi bir ilişkiye girmemeliyim”. "Eğer sahip olsaydım - ya da daha çok sahip olsaydım - bu çözüme devam edersem kendimi incitilemez acılarımdan kurtarırdım. Bunun için birkaç gün sonra kendimi yüzünü, Herman Leard'ı bir vahşi ile sevdiğim yanan bilinçle karşı karşıya buldum tüm varlığımın egemen olduğu tutkulu, ümitsiz bir aşk ve bana bir alev gibi sahip olmadı - ne yok ne de kontrol edemediğim bir aşk - onun yoğunluğunda, mutlak deliliğin çok az olduğu görünen bir aşk. Delilik! Evet! ” Kanada Kanada'sında, evlilik öncesi seks kadınlar için nadirdir. Montgomery, Preslandteryan hane halkına getirilmişti; zira yutulmakla günah işleyenlerin arasında cehennemde yanmış olanların arasında olduğu öğretildi. Bu yetiştirmeye rağmen, Montgomery bayağı kalmasına rağmen Leard'ı herkesin dışarıda olduğu odaya davet etti. Montgomery, “manyetik mavi gözler” de olsa, “çok güzel, çekici bir genç hayvan” olarak günlüğünde Leard'a başvurdu. Ailesi ve arkadaşlarından Leard'ın kendisi için "yeterince iyi" olmadığı yönündeki itirazlarını takiben, Montgomery onunla ilişkisini kopardı. Kısa bir süre sonra gripten öldü. 1898'de, pek mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaşadıktan sonra, Montgomery, Simpson'la olan ilişkisini kopardı. Montgomery artık romantik aşkı aramıyordu. 1898'de Leard ile olan ilişkisini koparmasına rağmen, Montgomery 1899 yılının Haziran ayında ölümünü öğrenince, günlüğüne şöyle yazdı: “Onu ölmüş olarak düşünmek daha kolay; Başka bir kadının kalbinin üzerinde yatıp duyamayacağı ya da dudaklarını öptüğü zaman asla hayatta kalamazdı. 1898'de Montgomery, dul eşi ile birlikte yaşamak için Cavendish'e geri döndü. 1901 ve 1902 yılları arasında dokuz aylık bir süre için Halifax'ta Sabah Chronicle ve The Daily Echo gazeteleri için yedek bir redaktör olarak çalıştı . Montgomery, bu zaman zarfında ilk kitaplarını Prince Edward Adası'nda yazmaya ilham verdi. 1911 Mart'ında büyükannesinin ölümüne kadar, Montgomery ona bakmak için Cavendish'te kaldı. Bu yayınlarından önemli ölçüde gelir elde etti. Bu geliri almasına rağmen, “evliliğin Kanada'daki kadınlar için gerekli bir seçenek olduğunu” biliyordu. 1908'de, Montgomery ilk kitabı Green of Greenles'i yayımladı . Anlık bir başarı, Montgomery'nin kariyerini oluşturdu ve hayatının geri kalanı boyunca sürekli olarak ( Anne'ye çok sayıda devam filmi de dahil olmak üzere) materyal yazdı ve yayınladı. Green Gables'in annesi , Haziran 1908'de ve Kasım 1909'da yayınlanmıştı, kitap altı baskıdan geçmişti. [29] Kanada basını, halkın eski moda değerleri muhafaza ettiği ve her şeyin çok daha yavaş ilerlediği Kanada'nın büyüleyici bir parçası olarak tasvir edilen Prens Edward Adası'ndaki Montgomery'nin köklerinin çoğunu yaptı. Amerikan basını, bütün Kanada’nın geriye doğru ve yavaş olduğunu ileri sürerek , Green Gables’in annesi gibi bir kitabın yalnızca Kanada’da olduğu gibi insanların Amerika’da olduğu kadar yakın olmayan bir ülkede mümkün olduğunu ileri sürdü. Amerika'nın Montgomery gazetesinin tipik bir örneği, Boston'da 1911 tarihli bir gazete yazısıydı. "Son zamanlarda yeni ve son derece parlak bir yıldız, daha önce bilinmeyen bir" kalp ilgisi "hikayesinin yazarı olan okuryazarlık ufkunda doğdu. Bayan Lucy M. Montgomery ve şu anda Prens Edward Adası'nın enleminde bulunan astronomlar. Hiç bir zaman, haritanın üzerindeki bu uzak ve gösterişsiz bir lekenin, ilk üç kitabı 'en iyi altı satıcıya' dahil olan ilk üç kitabı olan bir yazar üreteceğini düşünmüştüm.Ama Green Gables'in doğduğu bu adaletsiz adadaydı. ... Bu hikaye, tatlı bir çocuksu sevginin masalını ve küçücük kızıl saçlı bir kızın üzüntülerini edindiğinde komşularının herhangi biri kadar şaşkına benzeyen, mütevazi bir genç okul öğretmenin eseriydi. Amerikan halkıyla birlikte sezon ... Beklenmedik bir şöhret ve servetle tamamen bozulmamış olan Bayan Montgomery, ilk kış ayını Boston'a ilk ziyaretini yaptı ve bir dereceye kadar aslanladı; Onunla tanışan herkes üzerinde kesinlikle olumlu bir izlenim yarattı ... Hepsi çok güzel ve romandı, ama genç bayan arkadaşlarına, sessiz ve olaysız bir ülke yaşantısına geri dönmekten çok memnun olacağını söyledi. Boston'daki bir rezidansa bile düzenli bir şey olarak tercih ediyor. Boston deneyimlerinin en keyifli olanlarından biri, kitaplarını yayınlayan yerel bir yayınevi tarafından verilen bir öğle yemeği, tamamen Bostonlu bir fikir ve en itibarlı olanıydı. İngiltere, okuryazarlık okuyan bir türbe olarak sahip. Man Adası, ama okyanusun bu tarafında Isle St. Jean'a sahibiz, burada, iyi bir eski yaz mevsiminde, Anne Shirley geldiği gün onu bulduğunda, körfez soğutulmuş hava 'nefis tatlısı' Birçok elma bahçesinin ve çayırların romantik uzaklığı 'ufukta inci ve mavinin sisine doğru eğimlidir' Bu yayıncıların ideal imajının tersine, Montgomery bir arkadaşına bir mektupta şöyle demiştir: "Açıkçası bunu edebiyatta yaşıyorum." İngiliz bilim adamı Faye Hammill, Montgomery'nin genç bir okul öğretmeni olduğunu belirtti. Hammill ayrıca, Montgomery'nin yerel / kırsal bir çevrede en mutlu olan ve kadınlıktan çatışan şöhret ve şöhreti sevmeyen ideal kadın yazar olarak sunulduğunu da not etti. 1911'de büyükannesinin ölümünden kısa bir süre sonra, Ewen (“Ewan” ) adlı kitabında evlendi ve bir Presbiteryen bakanı olan Macdonald (1870–1943) ve o da günümüzdeki Uxbridge Kasabası'nda St. Paul's Presbiteryen Kilisesi, Leaskdale bakanı konumu, ayrıca yakın Zephyr cemaatine bağlı. Montgomery, Leaskdale manse'den gelecek on bir kitabı, ne tuvalete ne de tuvalete sahip olduğundan şikayet ettiğini yazdı. Yapı daha sonra cemaat tarafından satıldı ve şimdi Lucy Maud Montgomery Leaskdale Manse Müzesi. Reverend Macdonald özellikle zeki değildi ya da Montgomery gibi edebiyatla ilgileniyordu. Montgomery günlüğüne şöyle yazdı: "Onu bir sevgiliden istemem ama ilk önce onun içinde bir arkadaş bulabileceğimi umuyorum." Düğünlerinden sonra, Montgomery ve kocası balayını İngiltere ve İskoçya'ya götürdüler. İkincisi, İskoçya'nın "Eski Ülke" için olduğu gibi, romantik kaleler, sağlam dağlar, glens, göller ve şelaleler, atalarının anayurdu. Buna karşılık, Reverend Macdonald'ın ebeveynleri Highland Clearances'te tahliye edildikten sonra Kanada'ya gelmişlerdi ve "Eski Ülke" yi ziyaret etme arzusu yoktu. İlk kez karısını, Macdonalds'ın bir zamanlar Adaların Efendileri olarak hüküm sürdüğü Clan MacDonald'ın evi olan Skye Adası'na gitmeye gönülsüzdüler. MacDonalds Gaelic konuşan Highlanders iken Montgomerys ve Macneils İngilizce konuşulan Lowlanders'dı. Bu da, çiftin İskoçya'ya karşı tuttuğu farklı tutumları açıklayabiliyordu. Çünkü Montgomery, İskoç mirasından kocasından daha gurur duyuyordu. Ayrıca Montgomery, Robert Burns ve Sir Walter Scott gibi İskoç yazarlarının eserlerini okudu. Ewan edebiyatı okumadı, bu yüzden Lucy'nin Burns ve Scott'ın kim olduğunu açıklamasını istedi. İngiltere'de Montgomery, sevdiği yazarlarla ilgili mekanları ziyaret etti. William Wordsworth , William Shakespeare'in Stratford-upon-Avon'daki evi ve Yorkshire dağlarındaki Haworth evi tarafından meşhur Göller Bölgesi'ne gitti . Macdonalds'ın üç oğlu vardı; ikincisi hala doğmamıştı. Montgomery, evliliğini yapmak için bir kadın olarak onun görevi olduğuna inanıyordu, ancak İskoçya'ya yaptığı bir ziyaret sırasında bir gazeteciye verdiği demeçte, Tanrı'nın imha etmek istediği kadınların bakanların eşlerine getireceğini söyledi. Montgomery'nin Leaskdale'deki yazılarındaki büyük artış, gerçek hayatın zorluklarından kurtulma ihtiyacının bir sonucudur. 1909-10'da Montgomery, İskoç-Kanada mirasını ve onun gençlik yıllarındaki anılarını 1911 tarihli The Story Girl adlı romanını yazdı . Montgomery'nin gençliği, İskoç masalları, efsaneleri ve efsanelerinin sıkça anlatıldığı İskoç-Kanadalı bir ailenin bir üyesi olarak geçirilmişti ve Montgomery, bu arka planı, 14 yaşındaki Sara Stanley karakterini yaratmak için kullanmıştı. -teller, sadece ergenlik döneminin “idealize” bir versiyonuydu. The Story Girl'da Peter Craig'in karakteri, evlenmeyi dilediği Montgomery hayatının büyük aşkı Herman Leard'a çok benziyor. "Hikaye Kız" nesnesindeki diğer karakterler alt sınıf Craig'e "yeterince iyi" değil. Birinci Dünya Savaşı sırasında Montgomery, 1914'te " Belçika Tecavüzü " raporlarıyla dehşete kapılmıştı, savaş çabalarının yoğun bir destekçisiydi, savaşı medeniyeti kurtarmak için bir haçlı seferi olarak görüyor, düzenli olarak Kanadalılar için gönüllü olmaya davet eden yazılar yazıyordu. seferi kuvvetleri ve zafer tahvilleri almak için evdeki insanlar için. [35] Montgomery, 12 Eylül 1914'te "Belçika Tecavüzü" raporlarıyla ilgili günlüğüne şöyle yazdı: "Ama, oh, son zamanlarda Belçika'daki küçük çocukların ellerini kestikleri için bu tür korkunç öyküler var. Onlar doğru olabilir mi? Onlar korkunç bir suç ve işledikleri suçlar işlediler, bu kesinlikle çok doğru, ama umarım umutsuzca çocukların ruhlarını yitiren bu hikayeler yanlıştır.Onlarımı üzerimden çekerim.Onlarımı üzerimde gezdiririm.Onlar hakkında uyumaya ve onları korkudan etkilemek için karanlıkta tekrar uyanmaya ağlıyorum. !". Leaskdale'de, Kanada'daki her yerde olduğu gibi, Reverend MacDonald gibi bakanların, kötülüğün kişileştirilmesi olarak Kaiser Wilhelm II'den bahsedeceği, “Belçika'nın Tecavüzü” adlı kitabının grafik ayrıntılarıyla anlatıldığı ve genç erkeklere sorulan toplantılar yapıldı. Kanada'ya, İngiliz İmparatorluğuna ve adalete karşı, kötülüğe karşı bir haçlı seferi olarak tanımlanan zamanda savaşmak için gönüllülüğe adım atmak. 1915'te gönüllülere hitap eden bir makalede, Montgomery şöyle yazdı: “Ben bu savaşın savaşa son vereceğine inananlardan değilim. Savaş korkunç, ama orada olduğu gibi daha da korkunç şeyler var. Ölümden daha kötü olan kader. " [ Montgomery savaştan önce Kanada'nın ateizme, materyalizme ve "ahlaki çöküşe" kaydığını savundu ve savaş, Kanada halkının en büyük mücadeleyle yüzleştiği gibi, Hıristiyanlığın, vatanseverliğin ve ahlaki gücün hoş bir şekilde yeniden canlanmasını sağladı. Savaş henüz tarihe geçti. Montgomery, evinin önündeki kadınların savaş çabalarında çok önemli bir rol oynadığını belirterek makalesini sonlandırdı ve bu da kadının oy hakkını talep etti. Kadınlar savaşta erkeklere eşit bir rol oynamış olduklarından, birisine oy vermek ve ötekini inkar etmek adaletsizdi. 7 Ekim 1915 günü, Montgomery üçüncü çocuğunu doğurdu ve daha önce bir sağlık riski olan inek sütüne verilen oğlunu beslemek için anne sütü üretemediğini keşfettiğinde depresyona atıldı. pastörizasyon. Montgomery, Müttefikler'le çok güçlü bir şekilde belirlendi ve 10 Mart 1916'da günlüğüne yazmasına neden oldu: “Karımın artık beyaz olmadığı Verdun etrafında sefalet içerisindeydim. Tüm o ıstırabı kucaklamak için kendi ruhumda gibiydim. Fransa'nın suşu. " Aynı günlüğüne girişte, Montgomery tuhaf bir deneyim yazdı, "büyük bir sakinlik bana inmek ve bana sarılmak gibi görünüyordu. Ben huzurdayım. Mahkumiyet, Verdun'un güvende olduğunu, Almanların geçemeyeceğini bana dayandı. çaresiz Fransa'nın engebeli bariyeri: Ben bir kötülük ruhu sürülmüş olan ya da eski bir rahibe olarak gelebilecek bir kadın olarak, acı çekmenin derinliklerinden geleceğin tuhaf bir öngörüsünü kazandım. ” Montgomery, Müttefik'in her zaferini kutladı. Örneğin, Rusların, Nisan 1916'da Rusların imtiyazsız Osmanlı şehir-kale ele geçirdiğini duyduklarında, Rus bayrağını çalıştırdılar. Her Müttefik mağlubiyeti onu bastırdı. Kut-al-Amara'nın düşüşünü duyduğunda, 1 Mayıs 1916'da günlüğüne şöyle yazdı: "Kut-el-Amara teslim olmak zorunda kaldı. Bir süre bekledik, ama bunu engellemedi." Bizi her şeyden çok mavileşmiş hissetmemiz. Almanlara bir cesaret ve Britanya'nın prestijine bir darbe. Bu gece bir şeyler yapmak için çok üzülüyorum. ” Montgomery'nin iğrendirilmesinden çok, Ewen savaş hakkında vaaz vermeyi reddetti. Gittiği gibi, Lucy günlüğüne “onu rahatsız ediyor ve işini düzgün yapamıyor” diye yazdı. Reverend Macdonald savaşın adaleti ile ilgili olarak kuşkular geliştirmişti ve genç erkekleri askere almaları için cesurca günah işlemiş olduklarına inanmıştı. Tamamen dindar bir kadın olan Montgomery, günlüğüne şöyle yazdı: "İyi ama her şeye gücü yeten bir Tanrı'ya inanıyorum. Aynı zamanda Tanrı'ya eşit olan şeytani bir prensipte ... Işık'a karşı karanlığa da inanıyorum. aralarında sonsuz bir duruş mücadelesi devam ediyor. "] Bir mektupta Montgomery, Kaiser Wilhelm II'nin Tanrı'nın Almanya'nın yanında olduğunu iddia ederek, “küçük Hugh” un ölümünün (ölü oğlunun) ölümünden sorumlu olan iktidarın “aynı Belçika, "Muhtemelen Tanrı'nın gücü olamazdı. Bu sebeple Müttefikler savaşı kazanacaktı. Montgomery kocası kilisesinde Pazar öğretmenliği yaptı ve savaşta öldürülen ya da yaralanan Uxbridge ilçesinden bir çok erkek öğrencisi, onun çok duygusal sıkıntısına neden oldu. Uxbridge ilçesi 1915'teki Büyük Savaş'ta 21 asker kaybetti. Kanadalı askerler 1918'deki savaşın bitimine kadar Ypres İkinci Savaşı'nda ilk kez harekete geçtiler. Montgomery'nin biyografisi Mary Henley Rubio şunları söyledi: “Artan, savaş düşündüğü ve hakkında konuşmak istediği tüm dergiler, onun tarafından tamamen tüketildiğini, onun tarafından sarıldığını, onun tarafından işkence edildiğini, onun tarafından saptırıldığını, hatta ona bağımlı olduğunu gösterdi. Montgomery, kocası her zaman en son savaş haberlerini okumak istediği için köşe dükkânından günlük bir gazete almamış olsaydı rahatsız oldu. Annelik, kilise hayatı ve kocasının dinsel melankolisi (endojen majör depresif bozukluk ) saldırıları ve kötüleşen sağlığı ile başa çıkmaya çalışırken bir yandan da çeşitli dönemlerde depresyon geçirdi: “Dünyaya bu kadar sevinç veren bir kadın için hayat çoğunlukla mutsuz biriydi. " 1918'de Montgomery, 1918-1919 yıllarında dünya çapında 50-100 milyon insan arasında öldürülen "İspanyol Grip" pandemisi yüzünden katledildi ve neredeyse öldürüldü. Yatakta on gün geçirdi. 1 Aralık 1918'deki günlüğünde, Montgomery şöyle yazdı: "Toronto, korkunç İspanyol gribinin patlak vermesi üzerine paniğe kapılmıştı. İlaç sayaçları, çare ve korunma yolları arayan çılgınca insanlarla kuşatıldı." Montgomery, İspanyol gribiyle enfekte olmayla ilgili günlüğüne şöyle yazdı: "On gün boyunca yatağa girdim. Hayatımda hiç bu kadar hasta ya da zayıf hissetmemiştim" diyerek Tanrı'ya ve arkadaşlarına yardım ettiği için teşekkür eder. çile hayatta kalmak. Montgomery'nin en iyi arkadaşı Frederica Campbell MacFarlane pek şanslı değildi. 20 Ocak 1919'da İspanyol gribi yüzünden öldü. Montgomery, kocasının ölmekte olduğu için arkadaşına kayıtsız kaldığı konusunda üzüldü, bu da onu boşanmayı düşünmeye itti, Kanada'da o dönemde elde edilmesi çok zor bir şeydi. (1873 ve 1901 arasında, Kanada'da altı milyonluk bir nüfusta sadece 263 boşanma vardı.) Sonuçta, Montgomery evliliğini yapmak için onun Hıristiyan görevi olduğuna karar verdi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hayatının geri kalanında onu gözlemlemek olan Montgomery'nin günlüğünde yinelenen bir karakter, ilk olarak İskoçya'dan kahramanca bir Highland piperi olarak ortaya çıkan "Piper", geleneksel Highland melodileri çalarken adamları savaşa götürdü. Ama Hamelin'in Pied Piper'i olan , çocukları sonsuza dek ebeveynlerinden uzak tutan bir hileci. "Piper" figürü, Montgomery'nin Birinci Dünya Savaşı ile ilgili kendi hayal kırıklığını ve savaş suçuyla yaptığı destekle suçunu yansıtıyordu. [55] Savaş için gönüllü erkeklere ilham vermek için, bir piper günlük olarak Leaskdale'nin merkezine yürüdüler, Highland savaş melodileri oynadılar ve "Piper" karakterinin temeli oldular. "Piper" ilk önce Gökkuşağı Vadisi'ndeki Anne kitaplarında (1919), Avonlea'nın adamlarına cesaretiyle ilham veriyor. Ingleside (1921) 'in Rilla'sında "Piper", Hamelin'in Pied Piper'inin görünüşünü ve kişiliğini alırken, Anne'nin oğlu Walter'ı Kanada'nın seferlik gücüne katılmaya teşvik eden daha ümitsiz bir figür olarak geri döner. Öncülüğe inanan iyi bir Kalvinist olan Reverend Ewen MacDonald, Tanrı tarafından Cennete gitmek için seçilmiş olan ve şiddetli depresyona götüren Seçilmiş Kişilerden biri olmadığına ikna olmuştu. Reverend MacDonald, karısına sık sık kendisinin ve çocuklarının hiç doğmadıklarını, çünkü “Seçme” lerden olmadıklarını ve hepsinin öldüklerinde Cehenneme gideceğini söylemişlerdir. MacDonald, çocuklara veya ev işlerine yardım etmeyi reddetti ve kasten araba kazasında öldürülmeye çalıştığı sanki düzensiz, pervasız bir sürüşe verildi. Montgomery, kocasının davranışıyla depresyona sürüklendi, çoğu zaman başka biri ile evlenmesini istediğini yazdı. Montgomery günlüğüne, "yüzünde korkunç bir imbecil ifade" varken kocasına bakmaya dayanamadığını yazdı. Şubat 1920'de Montgomery, aşağıdakilerle uğraşmak zorunda kaldı: "New York'taki 10 yaşındaki bazı acayiplerden bir mektup, bana fotoğrafımı yollamam için beni utandırdığı için, yatağında uyandığını ve neye benzediğimi merak ettiğinden, eski elbisemde bir fotoğrafım olsaydı, Bu sabah mobilya, külleri ve klinkerleri "küfür etmek", hayal kırıklığı yüzünden ölür.Ama yine de, rapt esinlenmesinde oturduğum son fotoğrafımın bir resmini göndereceğim - görünüşe göre - masamda, elimde kalemle dantel ve ipek elbisesiyle saçları çok - Amen. Fırın-kiler tozlu, kül kaplı Külkedisi ne olursa olsun akrabalı bir kadın. ” Hayatının çoğu için, yazı onun büyük bir teselliydi. 1920'de Montgomery, günlüğüne Güney Afrikalı yazar Olive Schreiner'ın bir aşk hikayesini tanımlayan bir Afrika Çiftliği Hikayesi adlı kitabından bir alıntı yazdı: “bilgeliksiz sevgi, hayat kadar tatlı, ölüm kadar acı” , sadece bir saat sürecek. " Bu onun yazmasına yol açtı: " Ama o saat boyunca bütün bir yaşam sürmüştü ." Montgomery şunları söyledi: "Hermann Leard'a olan sevgim, bu kadar eksik olsa da, ... çocuklarımın hayatını ve Frede'nin geri dönüşünü hiçbir şey için takas etmeyeceğim bir anıdır" [Frederica Campbell MacFarlane, en iyi arkadaşı Montgomery, depresyon ve migren baş ağrısının büyüsünün bastırılmış romantik tutkularından ve Leard'ın hayaletinden olan ifadelerinin her ikisi de olduğuna inanıyordu. 1917'den başlayarak, Montgomery, 1928'de nihayet kazanana dek devam eden LC Page & Company şirketinin sahibi Louis Coues Page ile beş acı, maliyetli ve külfetli dava açtı. [63] Amerikalı yayıncılıktaki en zalim rakamlardan biri, yazarlarını sömürücü sözleşmelere imzalayan ve hafif tacizci genç kardeşi George'un da aralarında olduğu gibi astlarını alt etmek isteyen sevgili bir öfkeye sahip bir kabadayı. [64] Montgomery, Anne sayfalarının her birinin satışıyla dolar başına 7 sent aldı. Bunun yerine, haklı olduğu 19 kuruştan ziyade 1917'de yayıncıları değiştirdi. onu aldatıyor. [65] Montgomery, LC Page & company firmasından ayrılınca, Amerikan haklarını Anne's House of Dreams'e devretmesini istedi ve reddettiği zaman, daha önceki Anne kitaplarının telif haklarını iptal etti. [66] ABD'nin Anne Evi'nin Rüya Evi'ne sahip olmamasına rağmen, bu haklar, Montgomery'nin teslimiyetine daha fazla baskı yapmanın bir yolu olarak, Grosset & Dunlap'ın itibarsız yayınevine bu hakları sattı. Bunun yerine Montgomery, Grosset & Dunlap'a dava açtı. Sayfa, bir milyoner olduğu ve Montgomery'nin olmadığı ve binlerce kişinin yasal ücret alması ihtimalinin onu içeri almasını zorlayacağına güveniyordu. Şaşkınlığından çok, o yapmadı. Montgomery, Boston'da bir avukat tuttu ve Massachusetts Kraliyet Adalet Mahkemesi'nde Page 2 Page 4 Page 4 Page 4 Page 4 haklarından dolayı telif hakkını yasal olarak saklamak ve ABD'nin Anne Hakları Evi'ne sahip olmadığı hakları satmak için dava açtı. 1920'de Montgomery, Anne’nin bir Kanadalıdan bir Amerikan’a geçmesini ve günlüğüne yazılmasında Green of Greenles’in 1919 film versiyonundan çıldırdı: "Çok iyi fotoğraflanmış güzel bir oyundu, ama sanırım daha önce hiç bilmiyordum, kitabımdan beri onu tanımadım. Manzara ve millet" New England "idi, asla PE Island ... Bir Skunk ve bir Amerikan bayrağı tanıtıldı - ikisi de PE adasında eşit olarak bilinmezdi. Sonuncusuyla öfkeyle çığlık atabilirdim. Bu serseri, bariz Yankeeism! " Los Angeles'taki filmin galası üzerine bir Amerikalı gazeteci , Green Gables'in Anne'sini "Bay Montgomery" tarafından yazdığı ve sadece üçte ikisinin de filmin yıldızı Mary Miles'ın odaklandığı makaleye geçtiğini belirtti. Anne'nin gerçek uygulaması olarak sunulan Minter . Montgomery, Minter'in performansından memnun değildi, "zeki Anne'den tamamen farklı tatlı, şekerli bir kahramanı resmediyor" yazıyordu ve Anne’nin insanları tehdit etmek için bir av tüfeği kullandığı filmden şikayetçi oluyordu. şey.Montgomery , Green Gables'in Anne'sinin 1919 veya 1934 versiyonlarında söz sahibi değildi .Yayıncı olarak, LC Page filmin haklarını 1908'de almıştı ve bu nedenle, Hollywood'un Green Gables'in her iki versiyonu için ödenen tüm telif hakkı , Montgomery'ye değil, ona gitti. [ Montgomery, yaklaşık 1920'de Anne hakkında yazmayı bıraktı, günlüğüne yazarak karakterden yorulduğunu yazdı. Şubat 1921'e gelindiğinde, Montgomery, Anne kitaplarının satışından 100.000 dolar kazanmış olduğunu tahmin ederken, günlüğünde şöyle yazıyordu: “Mutluluk satın almama üzücü”. Diğer genç, kadın karakterlerle ilgili kitaplar yaratmayı ve gücünün çok genç ya da çok yaşlı karakterler hakkında yazdığını düşünüyordu. Montgomery tarafından yazılan diğer seriler arasında "Emily" ve "Pat" kitapları yer alırken, başarılı olsa da "Anne" ciltleri ile aynı düzeyde kamu kabulüne ulaşmadılar. Ayrıca, Anne kitapları kadar başarılı olmasa da genellikle başarılı olan bir dizi bağımsız roman yazdı. 1925'te bir Massachusetts mahkemesi, yayıncı Louis Coues Page'e karşı Montgomery'nin lehine karar verdi; çünkü yargıç, 1908'den beri Anne kitaplarından elde ettiği karları sistematik olarak aldattığını buldu . Page, ödeme yapmaktan kaçınmak için akla gelen her mazereti kullandı. Montgomery, ona borçlu olduğu ve kardeşi George'un 1927'de bir kalp krizi geçirmesinden sonra, Montgomery'yi, erkek kardeşinin ölümüne haklı olarak sahip olduğu hisselere karşı dava açarak, erkek kardeşinin ölümüne neden olmakla suçladı. Gerçekte, Louis Page, LC Page & Company firmasını, 52 yaşında bir kalp krizi geçirmeden önce, aşındırıcı ve kibirli kardeşinden uzaklaşmak için terk etmiş olan George'a yakın değildi. 1928 yılının Ekim ayında, Montgomery nihayetinde kaybeden bir kaybeden Page'i kazanırken, kamuoyunda kardeşinin ölümüne neden olduğu konusunda ısrar etmeye devam etti ve bu da onun Montgomery'ye hiçbir şey ödemek zorunda olmaması için bir neden olarak kullandı. Kötü şöhretli bir adam olan sayfa, Montgomery'ye karşı bir taciz kampanyasını başlattı, telgraflarını, kardeşi ölümüne ve ardından dul eşinin mahkemede mağlup edilmesine neden olan zihinsel çöküşünü yolladı. iddia ettiği gibi yaptı. Sayfaların davranışı, hiçbir yazarın hem sahtekâr hem de kindar olduğunu ortaya çıkartan bir yayıncıyla yayınlamayı seçmediği ve 1920'lerden bu yana yayınevinin yeni kitaplar yayınlamaktan ziyade eski kitapların yeniden yayınlanmasından sonra yazarların işlerini başka bir yere götürdüğü için işine çok zarar verdi. .7 Kasım 1928'de, Montgomery, Denetçilerin Page'in onu aldattığını kurduğu 15.000 ABD doları için bir çek aldı. Satış açısından, hem hayatında hem de o zamandan beri, Montgomery tüm zamanların en başarılı Kanadalı yazarıydı, ancak kitapları çocuk kitapları ve kadın kitapları olarak görüldüğü için, Montgomery'yi yalnızca eleştirmen olarak gören eleştirmenler tarafından reddedildi. kız öğrenciler için bir yazar ve ciddi bir yazar olarak değil. 1924'te Maple Leaf dergisi okuyucularına en büyük yaşayan 14 Kanadalıyı aday göstermelerini istedi ve tüm kazananlar erkeklerdi.Montgomery, en üstteki 16 Kanadalıya sadece 16 numaraya ulaştı. Ancak Montgomery, onu yaşayan en büyük 12 Kanadalı kadının bir başka listesine koydu . Hammill, Montgomery'nin şöhretini yönetmede başarılı olduğunu savundu, ancak medyanın onu idealist kadın yazar olarak sunması fikrini, kocasıyla mutsuz ev hayatını gizleme arzusuyla birlikte, “yaşamı” daha fazla olan yaratılış Anne'si anlamına geliyordu. "Bilinçli" ve daha kolay ilişki kurması, hem yaşamında hem de sonrasında onu gölgede bıraktı. 24 Nisan 1942'de Montgomery, Toronto'daki evinde yatağında ölü bulundu.