Arayış

Emily

L. M. Montgomery
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·376 syf.·
2022 19. kitabı
Emily Serisini Emily - Yeniay Çiftliği Emily Emily bitirdiğime göre artık inceleme ekleyebilirim. Öncelikle belirtmeliyim ki şu ana kadar okuduğum en akıcı kitaplardan biriydi. Okurken keyif aldım ve içerik gerçekten iyi kurgulanmıştı lakin sanki ilk iki kitap bundan biraz daha güzel gibiydi. Emily'nin Emily - Yeniay Çiftliği Emily 'dan alışkın olduğumuz biraz daha çocuksu olan davranışlarını terk ettiğini, yetişkinliğe adım attığını ve biraz olsun olgunlaşmaya başladığını görüyoruz. Emily'nin biraz daha depresif davranışları ve bıkkınlığı hakim kitabın geneline fakat sonu güzel yola çıktıkça her türlü zahmete katlanıyorsunuz. Her ne kadar çoğu insan tarafından o kadar iyi bilinmemesine rağmen şu anda piyasada genç edebiyatı adı altında bulunan çoğu kitaptan daha güzel olduğunu ve daha gerçekçi bir tutum sergilediğini düşünüyorum.
EmilyL. M. Montgomery · Artemis Yayınları · 2022624 okunma
Puan vermedi
Blogumdan alıntılanma yspıyorum. İlk kitapta; annesini üç yaşındayken kaybetmiş ve birkaç yol sonra da babasını kaybeden Emily, teyzelerine büyütülmesi için verilir. Anne tarafı hiç sevmez. Çünkü annesine benzemektedir be annesiyle babasının hiç evlenmesini istememişlerdi. Babası hiç borç bırakmamış ve hiç para da bırakmamıştı. Kimle kalacağı ile ilgili bir kura çekilir. Evde bulduğu defter aracılığı ile babasına yaşadıklarını anlatıyor ve teyzesinde yaşadıkları da anlatılıyor.
EmilyL. M. Montgomery · Artemis Yayınları · 2022624 okunma
10/10
·288 syf.··
2023 37. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2023 17:32
Üç kitabın incelemesi olarak da bakabilirsiniz. Aslında seriyi alalı baya zaman olmuştu. Fakat okumak için doğru zamanı bekledim diyebilirim. Severek okuduğum bir seri oldu. Tabi sonu yine tam olarak benim düşündüğüm gibi olmadı. Bir ara baya baya Dean ile evlilik yolunda giden bir ilişki olsa da sonunda en başından beri tahmin edilen oldu. Seriyi başından ele alırsak. Emily'in çocukluktan itibaren hayatını konu alan bir seri. Emily babasının da ölümü üzerine annesinin ailesiyle tanışıyor. Tabi biri Emily'e evini açması ve onun masraflarını üstelenmesi gerekiyor. Fakat aile kızı pek tanımadığından ve pekte ılımlı bakmadığından seçimi kura yolu ile yapıyorlar. Seçim sonucu Elizabeth teyze çıkıyor. Bu süreçte Emily'i çok zor bir alışma süreci bekliyor. Sonunda bunca şeye değiyor tabi ama süreç uzun. Önceleri gizli gizli yazdığı yazıları ilk başta sıkıntı çıkarsa da sonrasında yazarlık adımlarını atıyor. Zamanla arkadaş ediniyor. Hatta küçük yaşta evlenme teklifi bile alıyor. Gel zaman git zaman derken Emily yazarlık yolunda emin adımlarla ilerliyor. Tabi sadece o değil Yeni Ay da her şey daha farklı daha güzel olmaya başlıyor. Üzüldüğü zamanlar da oluyor. Bunlardan biri de tüm arkadaşlarının Yeni Ayı bırakmasıyla başlıyor. Üstüne bir kaza atlatması ve yazmayı bırakması geliyor. Bunla biter mi? Asla. Sevdiği adam çok sevdiği arkadaşıyla evlenme yoluna çıkar. Tabi bu olayın arkası farklıdır. Ama sonuç olarak bir evlilik söz konusudur. Zamanlar her şey rayına girmeye başlar. Yanlış anlamalar çözümlenir ve asıl mutlu sona gelinir. Belki bir kitaplık daha yer olabilirdi. Çünkü Emily ve Teddy evlendikten sonra ki hayatlarını da kısa da olsa bence okurlar okumak isterdi. Her şeyden öte güzel bir son yazılmış. İyi okumalar :)
Rüzgarın Kızı Emily - 3L. M. Montgomery · Ren Kitap · 2021624 okunma
7/10
·324 syf.··
Beğendi
·
2024 38. kitabı
Hiç istemesemde aklıma gelen tek şey… Hayal kırıklığı. Evet, tanımım bu. Kitaba hevesle başlamamın ardından çok geçmeden beni etkisi altına alan ve hala etkisinde olduğum duygu bu… Hayal kırıklığı. -Acaba Emily için fazlaca hayal kırıklığına uğradığımdan mı böyle söylüyorum? Neyse aynı şey sayılır.- Bundan önceki iki kitap boyunca Emily’nin yazarlık konusundaki hırsının onu nereye götüreceğini merak ederken bu kitapta -neredeyse- hiç ilerleme kaydetmeyişi, hikaye akışının yetersizliği, karakter eksikliği ve olayların gereğinden fazla uzatılması -aslında olay bile yok- koca bir kitabın sündürüldükçe sündürülmesi ve sonunun oldu-bittiye getirilmesi beni oldukça üzdü. Her yaz “Yeşilin Kızı Anne” ye başlamak gibi bir hisse kapıldığımdan bahsetmiştim. Seri boyunca “şimdi her yaz hem Anne’yi hem Emily tekrar okumak istiyeceğim.” diye düşüncelerim vardı ama artık emin değilim çünkü bu kitabın beni yorduğunu hissettim. -hemde iki gün boyunca elimden düşürmememe rağmen belkide tamda o yüzden- Okurken içimi sürekli bir kasvet duygusu kaplasada, özellikle ilk iki kitabın hatırına ve her şeye rağmen “hayattan ve gerçekçi” duygular barındırdığı için sevdiğim bir seri olarak hatırımda yer edinecek. Güncelleme: Dünden beri bu serinin 1 Kitabı daha hak ettiğini düşünüp duruyorum. Hem içinde bulunduğu ağır depresyondan kurtulmuş ve yazarlıkta kaybettiği şevki geri kazanmış olan Emily’i okumak hemde -spoylr olmasın diye kim olduğundan bahsetmediğim- kocişiyle birlikte başına aşırı iyi olaylar gelebilecek Emily’i okumak harika olurdu. :(
Edebiyat
Emily’nin Arayışı 3L. M. Montgomery · Koridor Yayıncılık · 2022624 okunma
Puan vermedi·359 syf.··
2021 42. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2021 00:05
Hayatını sonsuza dek değiştirecek kararı vererek Yeni Ay’a kalan Emily, başarılı bir yazar olacağına ve çocukluğundanberi tanıdığı Teddy Kent ile dünyayı fethedip başarıya beraber ulaşacaklarınatüm kalbiyle inanmaktadır.   Fakat Teddy’nin üniversite için Montreal’e gitmesi, Emily’nin merdivenden düşerek kaza geçirmesi tüm planlarını altüst eder. Emily yazmaya devam edecek gücü kendinde bulamadığı ve bir yazar olamayacağını düşünmeye başlar ve eski ilhamı bulamaz. Hata yapmaya başlar hatalarından geri döner sonunda yazma isteği gelir ve istedikleri şey hayalleri gerçeğe dönüşür ama o hayallere ulaşması hiç kolay olmadı.
Edebiyat
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
emily hayal dokumacısı
9/10
·160 syf.··
2022 57. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2022 11:06
Mavinin Kızı Emily serisinin üçüncü kitabı Hayal Dokumacısı serinin en sevdiğim kitabı oldu. Gerçekten bu kitabı okurken ilk ikisinden daha çok zevk aldım diyebilirim. Emily artık büyüdü, olgunlaştı, gıcık huylarını azalttı (ilk kitapta çok sinir hareketler yapıyordu beni gıcık ediyordu), ufaktan sanki aşk kokuları aldım ama birine yönelik de değil kaç tane kişi var aday hangisiyle yoluna devam edecek aşırı merak ediyorum, çok güzel şiirler yazmaya başladı.. Bu kitapta Emily geçici bir süreliğine New Moon Çiftliği’den ayrılıyor ve büyük teyze Nancy’nin yanına gidiyor. Orada geçirdiği zaman diliminde çok eğleniyor, yeni biriyle tanışıyor ve onunla çok güzel vakit geçiriyor. Seri kitapların yorumunu yazarken tek sıkıntı çok fazla bilgi verememek, ne söylesem spoiler olacakmış gibi hissediyorum. Emily ile ilgili en merak ettiğim şeylerden biri ileride ünlü bir yazar olabilecek mi ve kiminle sevgili olacak? Bunları öğrenmek için sabırsızlanıyorum diyebilirim. Dördüncü kitabın hepsinden daha da güzel olacağını düşünüyorum çünkü Emily büyüyor Ben şimdiden seriyi herkese tavsiye ediyorum en çok da 10-12 yaş ve üzeri tatlı kızlara
Roman
Hayal DokumacısıL. M. Montgomery · Carpe Diem Kitapları · 2021624 okunma
İncelemeden çok kitap hakkında düşüncelerimden oluşan bir yazı.
Puan vermedi·288 syf.·
2023 10. kitabı
Rüzgarın Kızı Emily - 3 L. M. Montgomery Bu kitabı da bitirerek Emily'e ve daha birçok hayata veda etmiş oldum. Vedalar keşke bu kadar gönül sızlatan şeyler olmasa. Kitap okumanın bize yapacağı tek kötülük bu: Yeni hayatlarla tanıştırıp sonra da onlara veda etmek zorunda bırakması. Heybeme Emily, Perry, Teddy, Ilse, Dean, Bay Carpenter, Kuzen Jimmy gibi birçok kıymetli hayatlar ve anılar attığım için oldukça mutluyum. Kitapta her karakterden öğreneceğimiz çok şey, hepsinin de bir hikayesi var. Kitapta en sevdiğim noktalardan biri de bu oldu, her karakter kendi içinde bir derinliğe sahip ve sadece başkarakterin hayatından ibaret bir kitap değil. Kitaba başlarken zaten boğazımda bir yumruyla başlamıştım çünkü onlara veda etmek istemiyordum. Ah, demiştim size vedalar gerçekten gönül sızlatan şeyler! Emily ve onun çok sevgili arkadaşları Teddy, Perry, Ilse'nin birer yetişkin olduğunu görmek de çok canımı acıttı. Artık o eski neşeli halleri ve çocuksuluklarından pek de eder kalmamıştı. Hepsi de günümüz tabiriyle "ekmek parası derdine düşmüş" durumdaydılar. Ilse, Teddy ve Perry uzak diyarlarda başarıdan başarıya koşarken bizim sevgili Emily'mizse Yeni Ay'da, ailesinin yanında bir yandan bu yalnızlıkla başa çıkıp bir yandan da hâlâ büyük bir tutkuyla yazmaya devam ediyordu. Ta ki o ana kadar! Bunu elbette size söylemeyeceğim sizin okuyup görmeniz gerekiyor. Kitapta o kadar çok ilişki karmaşası (gelgitler, hiç beklenmedik şeylerin olmasından bahsediyorum.) vardı ki okurken resmen diken üstündeydim ve eminim ki benimle aynı duyguları paylaşan okurlar muhakkak ki olacaktır. Eh, en sonunda her şey tabii ki olacağına varır ve öyle de oldu ama insanı asıl çileden çıkaran şey neyin olacağını bilememesi. Bizim de imtihanımız bu işte. Kitap gerçekten baştan sona kadar çok sallantılıydı ne olacağını
Rüzgarın Kızı Emily - 3L. M. Montgomery · Ren Kitap · 2021624 okunma
10/10
·359 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2021 11:26
Bu seriyi incelemek için son kitabın bitmesini bekledim. Böylece genel düşüncelerimi daha iyi aktaracağımı düşündüm. Seri su gibi akıp gidiyor, yani zorlansa bir günde bile bir kitabı bitebilir. Yazarın okuduğum ilk serisiydi (evet Yeşilin Kızı Anne okumamış olmam şaşırtıcı). Benim için epey güzel ve duygusal bi yolculuktu Emily’nin hayatı. 10 yaşlarında küçük bir kızın 25li yaşlarına kadar olan tüm hikayesini biz de onunla birlikte yaşıyoruz. Emily kendini hiç değiştirmeyen, olduğu gibi olmaya devam eden ve insanların da onu bu şekilde kabul etmesini sağladı, inanılmaz bir karakter. Başta belirlediği hedeflerden asla taviz vermedi, ne olursa olsun denemeye devam etti. Yan karakterlerden de en sevdiğim Perry oldu tartışmasız. Ilse’nin de hareketleri ve duygularını başından beri anlamıştım ama tabii spoiler vermiyorum. En şaşırdığım şey Dean hakkında yaşanan olaylar ve Emily’nin ultra psişik yeteneği. Ruhla bağlı olduğumuz insana sonsuza dek bağlıyızdır ve birbirimize aitizdir. Kitaba renk ve gizem katan iki detaydı ki çok hoşuma gitti. Son kitabın sonlarında cidden duygu karmaşası yaşadım ve gözlerim doldu, ah Kırgın Ev… Her şeyin umduğum gibi gittiği, gerçek dünyadan uzaklaştıran bir seriydi. Uzun süre boşluğunu çekeceğimden eminim.
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
EMILY-3/ L.M MONTGOMERY
Puan vermedi·359 syf.··
2023 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2023 15:32
Herkese merhabalar, 3 kitaplık EMILY serisinin sonuna geldim. Kesinlikle seride en en sevdiğim kitap olabilir. Kesinlikle muhteşem ötesiydi, seriye gerçekten kendimi ait hissettiğim ama veda ettiğim bir kitaptı. Keşke Teddy ve Emily'nin evliliklerinden sonraki hayatını da konu alan devam kitabı olsaydı- kesinlikle muhteşem olurdu. Kitapta en sevdiğim kısım ise Bayan Kent'in Emily'e gerçekleri anlattığı o sahne.. Tüylerim diken diken oldu... Ayrıca Emily'i Martin Eden'la çok fazla benzer yönler var, -ikisininde yazmaktan vazgeçmemesi gibi. Keşke seri bitmeseydi. Keşke Montgomery'nin daha fazla kitapları olsaydı da okusaydık... Özet. Hayatını sonsuza dek değiştirecek kararı vererek Yeni Ay’a geri dönen Emily, başarılı bir yazar olacağına ve çocukluğundan beri tanıdığı Teddy Kent ile dünyayı fethedip başarıya beraber ulaşacaklarına tüm kalbiyle inanmaktadır. Fakat Teddy’nin üniversite için Montreal’e gitmesi, Emily’nin tüm planlarını altüst eder. Emily yazmaya devam edecek gücü kendinde bulamadığı ve bir yazar olmanın gerçekten ne anlama geldiğini sorguladığı günler geçirmeye başlar. 5/5
Edebiyat
Emily -3-L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 2021624 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 7. kitabı
Mavinin Kızı Emily serisinin üçüncü kitabı olan Hayal Dokumacısı ile Emily'nin dünyasına konuk olmaya devam ediyorum ben. Sanırım serinin şu ana kadar okuduğum kitapları arasında en etkilendiğim kitabı bu oldu. Babasını kaybettiğinden beri tek isteği yazmak ve birileri tarafından anlaşılmaktı Emily'nin. Kimi zaman kurduğu arkadaşlıklar ona kendini iyi hissettirir kimi zaman da hayal kırıklığına uğrardı. Ama en çok da New Moon çiftliğinden kısa bir süre ayrılıp Nancy teyzenin evine misafir olduğunda orada tanıştığı Dean ile arkadaşlık kurmaktan mutlu olur. Onunla siirlerini, hayallerini paylaşır Emily. Ve en büyük hayali olan yazarlık yolunda kararlı bir şekilde ilerlemeye devam eder. Çatı katında sakladığı, babasına yazmış olduğu mektupları Elizabeth teyzesinin bulup okumasıyla aralarında bir nevi yüzleşme yaşanır. Elizabeth teyzesi ile aralarındaki o zıtlaşma son bulur gibi ve bir duygu boşalması yaşanır. O konuşma beni çok etkiledi diyebilirim. Daha fazla spoi verip de heyecanını kaçırmak istemiyorum. Kiymetli @carpediemkitap tan çıkan bu seri yalın ve akıcı anlatımıyla bence her yaştan okura hitap ediyor. Bu güzelliği kitaplığınıza mutlaka ekleyin diyorum. Hayal kurmaktan vazgeçmeyen herkese tavsiye
Roman
Hayal DokumacısıL. M. Montgomery · Carpe Diem Kitapları · 2021624 okunma

Yazar Hakkında

L. M. MontgomeryYazar · 51 kitap
LM Montgomery olarak yayınlanan Lucy Maud Montgomery , OBE (30 Kasım 1874 - 24 Nisan 1942), 1908'de Green Gables'in annesi ile başlayan bir dizi romanla tanınan bir Kanadalı yazardı. Kitap hemen bir başarıydı. Merkezi karakter, yetim bir kız olan Anne Shirley , hayatında Montgomery'yi meşhur etti ve uluslararası bir takip etti. İlk romanı ana karakteri olan Anne ile bir dizi dizi takip etti. Montgomery, 20 roman, 530 kısa öykü, 500 şiir ve 30 makale yayımlamaya devam etti. Romanların çoğu Prens Edward Adası'nda kuruldu ve Kanada'nın en küçük eyaletindeki yerler, edebi bir dönüm noktası ve popüler turist sitesi haline geldi: Green Gables çiftliği, Prince Edward Adası Ulusal Parkı'nın doğuşu. 1935’te İngiliz İmparatorluğu’nun emriyle görevlendirildi. Montgomery'nin çalışmaları, günlükleri ve mektupları dünya çapında akademisyenler ve okurlar tarafından okundu ve araştırıldı. Lucy Maud Montgomery, 30 Kasım 1874'te Prince Edward Adası'nda Clifton'da (şimdi New London) doğdu. Annesi Clara Woolner Macneill Montgomery, Lucy'nin yirmi bir aylıkken tüberkülozdan öldü. Kederiyle boğuşan babası Hugh John Montgomery, Lucy'yi anne büyükanne ve büyükbabalarının gözaltına aldı. Lucy yedi yaşındayken, Prens Albert, Kuzeybatı Toprakları'na (şimdi Prens Albert, Saskatchewan) taşındı. O zamandan itibaren Lucy, büyükanne ve büyükannesi Alexander Marquis Macneill ve Lucy Woolner Macneill tarafından yakındaki Cavendish topluluğunda yetiştirildi. Montgomery'nin Cavendish'teki ilk hayatı çok yalnızdı. Yakınlarda akraba olmasına rağmen, çocukluğunun çoğu yalnız harcanmıştı. Montgomery hayatının bu döneminde, yaratıcılığını geliştirerek, onun yalnızlığı ile başa çıkmak için hayali arkadaşlar ve dünyalar yarattığı, bu süre boyunca kredilendirir. Prens Edward Adası'nın nüfusu neredeyse Katolikler ve Protestanlar arasında bölünmüştü. Montgomery, atalarının Protestan değerlerini sıkı çalışma, tasarruf ve alçakgönüllülükle miras almıştır. 1887'de, 13 yaşındayken, Montgomery günlüğüne “gelecekteki şöhretin ilk hayallerini” yazdığını yazdı. Yayınlamak için bir şiir yazdı, "Kendimi okul arkadaşlarımın harikasını gördüm - küçük bir yerel ünlüydü." Reddedildiğinde Montgomery, "Göğsümün derinliklerinde zavallı buruşmuş el yazmasını saklamak için süzüldüğümden, kendime rağmen hayal kırıklığı gözyaşları gelecekti" diye yazdı. Daha sonra yazdı ki, "tüm cesaretsizliğin ve başkaldırmanın altından aşağıya, bir gün geleceğimi biliyordum." Cavendish'teki eğitimini tamamladıktan sonra, Montgomery bir yıl (1890) Prens Albert'de babası ve üvey annesi Mary Ann McRae ile geçirdi. Montgomery'nin ilk eseri Prens Albert'de, "On Cape LeForce" başlıklı bir şiir, Charlottetown gazetesi The Daily Patriot'da yayınlandı. 1891'de sevgili Prince Edward Adası'na dönmesiyle ilgili olarak bu konuda heyecanlıydı. Montgomery'nin Cavendish'e dönmeden önce gazetede yayınlanan ve New Plains'deki Bir İlk Milletler kampına yaptığı ziyareti anlatan bir makalesi daha vardı. . Cavendish'e dönüş onun için büyük bir rahatlama oldu. Prens Albert'teki zamanı mutsuzdu, çünkü üvey annesiyle birlikte yaşamadı. Lucy'ye göre, babasının evliliği mutlu değildi. 1893'te Charlottetown'daki Galler Prensi Koleji'ne katıldı ve bir öğretmen lisansı aldı. Montgomery, Prens Edward Adası'nı çok sevdiğini ve “ideal güzellik krallığına çok yakın olduğunu” söylemişti. Onunla benim arasında sadece çok ince bir örtü vardı. ” Yalnız barışçıl ada kırsalında yürürken Montgomery, “flaş” dediği şeyi deneyimlemeye başladı - duygusal bir coşku hissettiğinde huzur ve berraklık bir an ve doğanın içinden geçen daha yüksek bir ruhsal gücün farkındalığından ilham aldı. Montgomery'nin bu "parıltı" ile ilgili hesapları daha sonra Anne Shirley'in doğayla ilgili duygusal birleşim duygusuyla ilgili açıklamalarının temeli olarak hizmet etti. Bir yıl içinde iki yıllık öğretim programını tamamladı. 1895 ve 1896'da Halifax , Nova Scotia'daki Dalhousie Üniversitesi'nde edebiyat okudu. Dalhousie'den ayrıldıktan sonra, Montgomery çeşitli Prince Edward Adası okullarında öğretmen olarak çalıştı. Öğretmekten hoşlanmasa da, yazma vakti geldi. 1897’den başlayarak, kısa hikayeleri dergilerde ve gazetelerde yayınlandı. Üretken bir yazar olan Montgomery, 1897 ve 1907 yılları arasında 100'den fazla hikaye yayınladı. Öğretim yılları boyunca, Montgomery çok sayıda aşk ilgisine sahipti. Son derece şık bir genç kadın olarak, "ince, iyi görünüyor" zevk ve birkaç genç adamın dikkatini kazandı. 1889'da, 14 yaşında, Montgomery, Nate Lockhart adında bir Cavendish çocuğuyla ilişki kurmaya başladı. Montgomery'ye göre ilişki sadece esprili ve esprili bir arkadaşlıktı. Montgomery evlenme teklifini reddettiğinde aniden sona erdi. 1890'ların başlarında, John A. Mustard ve Will Pritchard'dan istenmeyen gelişmeler oldu. Hardal, öğretmeni, çabucak talip oldu; dini konulardaki bilgisiyle onu etkilemeye çalıştı. Konuşmanın en iyi konuları, Montgomery'ye karşı küçük bir itirazda bulunmuş olan, önceden varsayım ve “diğer kuru teoloji noktaları” hakkındaki düşünceleriydi . Mustard'ın ilgisinin daha belirgin hale geldiği dönemde, Montgomery arkadaşı Laura Pritchard'ın kardeşi Will Pritchard'a yeni bir ilgi duydu. Bu arkadaşlık daha cana yakındı ama yine de onun için Montgomery'den daha fazlasını hissettiğini söyledi. Pritchard arkadaşlığını daha da ileri götürmeye çalışırken, Montgomery direndi. Montgomery hem evlenme tekliflerini reddetti; eski çok dar fikirliydi, ve ikincisi sadece iyi bir sığınaktı. Prens Edward Adasına taşındığında flört dönemini bitirdi. Ancak, Pritchard 1897'de influenzadan öldü ve o, Pritchard altı yıldan fazla bir süredir devam ediyordu. 1897'de Montgomery, Cavendish yakınlarındaki Fransız Nehri'nde bir öğrenci olan Edwin Simpson'dan bir öneri aldı. Montgomery, önerisini "sevgi ve koruma" arzusuyla kabul ettiğini ve umutlarının oldukça zayıf olduğunu düşündüğünü yazdı. Montgomery, kendisinin merkezsizliğini ve varoluşunun içinde mide bulandırıcı hissi uyandıran Simpson'ı sevmemek için geldi. Alt Bedeque'de ders verirken, kendisi ile birlikte geldiği ailenin bir üyesi olan Herman Leard ile kısa ama tutkulu bir ilişkisi vardı. [23] Sevdiği adamlardan en çok sevdiği Leard idi, günlüğüne yazıyordu: "Hermann aniden kafasını bükdü ve dudakları yüzüme dokundu. Bana neyin sahip olduğunu söyleyemem - Kontrolümün ötesinde tamamen bir güç tarafından sarsıldım - Kafamı çevirdim - dudaklarımız uzun bir tutkulu basınçla buluştu - bir ateş öpücüğü ve hiç yaşamamış ya da hayal etmediğim tecavüz, Ed'in en iyi öperleri beni buz gibi soğuyordu - Hermann , varlığımın her lifinden alev gönderdi ". 8 Nisan 1898'de Montgomery, Simpson'a sadık kalması gerektiğini yazmıştı: “Ben kendi saygım uğruna, başka bir adamla herhangi bir ilişkiye girmemeliyim”. "Eğer sahip olsaydım - ya da daha çok sahip olsaydım - bu çözüme devam edersem kendimi incitilemez acılarımdan kurtarırdım. Bunun için birkaç gün sonra kendimi yüzünü, Herman Leard'ı bir vahşi ile sevdiğim yanan bilinçle karşı karşıya buldum tüm varlığımın egemen olduğu tutkulu, ümitsiz bir aşk ve bana bir alev gibi sahip olmadı - ne yok ne de kontrol edemediğim bir aşk - onun yoğunluğunda, mutlak deliliğin çok az olduğu görünen bir aşk. Delilik! Evet! ” Kanada Kanada'sında, evlilik öncesi seks kadınlar için nadirdir. Montgomery, Preslandteryan hane halkına getirilmişti; zira yutulmakla günah işleyenlerin arasında cehennemde yanmış olanların arasında olduğu öğretildi. Bu yetiştirmeye rağmen, Montgomery bayağı kalmasına rağmen Leard'ı herkesin dışarıda olduğu odaya davet etti. Montgomery, “manyetik mavi gözler” de olsa, “çok güzel, çekici bir genç hayvan” olarak günlüğünde Leard'a başvurdu. Ailesi ve arkadaşlarından Leard'ın kendisi için "yeterince iyi" olmadığı yönündeki itirazlarını takiben, Montgomery onunla ilişkisini kopardı. Kısa bir süre sonra gripten öldü. 1898'de, pek mutsuzluk ve hayal kırıklığı yaşadıktan sonra, Montgomery, Simpson'la olan ilişkisini kopardı. Montgomery artık romantik aşkı aramıyordu. 1898'de Leard ile olan ilişkisini koparmasına rağmen, Montgomery 1899 yılının Haziran ayında ölümünü öğrenince, günlüğüne şöyle yazdı: “Onu ölmüş olarak düşünmek daha kolay; Başka bir kadının kalbinin üzerinde yatıp duyamayacağı ya da dudaklarını öptüğü zaman asla hayatta kalamazdı. 1898'de Montgomery, dul eşi ile birlikte yaşamak için Cavendish'e geri döndü. 1901 ve 1902 yılları arasında dokuz aylık bir süre için Halifax'ta Sabah Chronicle ve The Daily Echo gazeteleri için yedek bir redaktör olarak çalıştı . Montgomery, bu zaman zarfında ilk kitaplarını Prince Edward Adası'nda yazmaya ilham verdi. 1911 Mart'ında büyükannesinin ölümüne kadar, Montgomery ona bakmak için Cavendish'te kaldı. Bu yayınlarından önemli ölçüde gelir elde etti. Bu geliri almasına rağmen, “evliliğin Kanada'daki kadınlar için gerekli bir seçenek olduğunu” biliyordu. 1908'de, Montgomery ilk kitabı Green of Greenles'i yayımladı . Anlık bir başarı, Montgomery'nin kariyerini oluşturdu ve hayatının geri kalanı boyunca sürekli olarak ( Anne'ye çok sayıda devam filmi de dahil olmak üzere) materyal yazdı ve yayınladı. Green Gables'in annesi , Haziran 1908'de ve Kasım 1909'da yayınlanmıştı, kitap altı baskıdan geçmişti. [29] Kanada basını, halkın eski moda değerleri muhafaza ettiği ve her şeyin çok daha yavaş ilerlediği Kanada'nın büyüleyici bir parçası olarak tasvir edilen Prens Edward Adası'ndaki Montgomery'nin köklerinin çoğunu yaptı. Amerikan basını, bütün Kanada’nın geriye doğru ve yavaş olduğunu ileri sürerek , Green Gables’in annesi gibi bir kitabın yalnızca Kanada’da olduğu gibi insanların Amerika’da olduğu kadar yakın olmayan bir ülkede mümkün olduğunu ileri sürdü. Amerika'nın Montgomery gazetesinin tipik bir örneği, Boston'da 1911 tarihli bir gazete yazısıydı. "Son zamanlarda yeni ve son derece parlak bir yıldız, daha önce bilinmeyen bir" kalp ilgisi "hikayesinin yazarı olan okuryazarlık ufkunda doğdu. Bayan Lucy M. Montgomery ve şu anda Prens Edward Adası'nın enleminde bulunan astronomlar. Hiç bir zaman, haritanın üzerindeki bu uzak ve gösterişsiz bir lekenin, ilk üç kitabı 'en iyi altı satıcıya' dahil olan ilk üç kitabı olan bir yazar üreteceğini düşünmüştüm.Ama Green Gables'in doğduğu bu adaletsiz adadaydı. ... Bu hikaye, tatlı bir çocuksu sevginin masalını ve küçücük kızıl saçlı bir kızın üzüntülerini edindiğinde komşularının herhangi biri kadar şaşkına benzeyen, mütevazi bir genç okul öğretmenin eseriydi. Amerikan halkıyla birlikte sezon ... Beklenmedik bir şöhret ve servetle tamamen bozulmamış olan Bayan Montgomery, ilk kış ayını Boston'a ilk ziyaretini yaptı ve bir dereceye kadar aslanladı; Onunla tanışan herkes üzerinde kesinlikle olumlu bir izlenim yarattı ... Hepsi çok güzel ve romandı, ama genç bayan arkadaşlarına, sessiz ve olaysız bir ülke yaşantısına geri dönmekten çok memnun olacağını söyledi. Boston'daki bir rezidansa bile düzenli bir şey olarak tercih ediyor. Boston deneyimlerinin en keyifli olanlarından biri, kitaplarını yayınlayan yerel bir yayınevi tarafından verilen bir öğle yemeği, tamamen Bostonlu bir fikir ve en itibarlı olanıydı. İngiltere, okuryazarlık okuyan bir türbe olarak sahip. Man Adası, ama okyanusun bu tarafında Isle St. Jean'a sahibiz, burada, iyi bir eski yaz mevsiminde, Anne Shirley geldiği gün onu bulduğunda, körfez soğutulmuş hava 'nefis tatlısı' Birçok elma bahçesinin ve çayırların romantik uzaklığı 'ufukta inci ve mavinin sisine doğru eğimlidir' Bu yayıncıların ideal imajının tersine, Montgomery bir arkadaşına bir mektupta şöyle demiştir: "Açıkçası bunu edebiyatta yaşıyorum." İngiliz bilim adamı Faye Hammill, Montgomery'nin genç bir okul öğretmeni olduğunu belirtti. Hammill ayrıca, Montgomery'nin yerel / kırsal bir çevrede en mutlu olan ve kadınlıktan çatışan şöhret ve şöhreti sevmeyen ideal kadın yazar olarak sunulduğunu da not etti. 1911'de büyükannesinin ölümünden kısa bir süre sonra, Ewen (“Ewan” ) adlı kitabında evlendi ve bir Presbiteryen bakanı olan Macdonald (1870–1943) ve o da günümüzdeki Uxbridge Kasabası'nda St. Paul's Presbiteryen Kilisesi, Leaskdale bakanı konumu, ayrıca yakın Zephyr cemaatine bağlı. Montgomery, Leaskdale manse'den gelecek on bir kitabı, ne tuvalete ne de tuvalete sahip olduğundan şikayet ettiğini yazdı. Yapı daha sonra cemaat tarafından satıldı ve şimdi Lucy Maud Montgomery Leaskdale Manse Müzesi. Reverend Macdonald özellikle zeki değildi ya da Montgomery gibi edebiyatla ilgileniyordu. Montgomery günlüğüne şöyle yazdı: "Onu bir sevgiliden istemem ama ilk önce onun içinde bir arkadaş bulabileceğimi umuyorum." Düğünlerinden sonra, Montgomery ve kocası balayını İngiltere ve İskoçya'ya götürdüler. İkincisi, İskoçya'nın "Eski Ülke" için olduğu gibi, romantik kaleler, sağlam dağlar, glens, göller ve şelaleler, atalarının anayurdu. Buna karşılık, Reverend Macdonald'ın ebeveynleri Highland Clearances'te tahliye edildikten sonra Kanada'ya gelmişlerdi ve "Eski Ülke" yi ziyaret etme arzusu yoktu. İlk kez karısını, Macdonalds'ın bir zamanlar Adaların Efendileri olarak hüküm sürdüğü Clan MacDonald'ın evi olan Skye Adası'na gitmeye gönülsüzdüler. MacDonalds Gaelic konuşan Highlanders iken Montgomerys ve Macneils İngilizce konuşulan Lowlanders'dı. Bu da, çiftin İskoçya'ya karşı tuttuğu farklı tutumları açıklayabiliyordu. Çünkü Montgomery, İskoç mirasından kocasından daha gurur duyuyordu. Ayrıca Montgomery, Robert Burns ve Sir Walter Scott gibi İskoç yazarlarının eserlerini okudu. Ewan edebiyatı okumadı, bu yüzden Lucy'nin Burns ve Scott'ın kim olduğunu açıklamasını istedi. İngiltere'de Montgomery, sevdiği yazarlarla ilgili mekanları ziyaret etti. William Wordsworth , William Shakespeare'in Stratford-upon-Avon'daki evi ve Yorkshire dağlarındaki Haworth evi tarafından meşhur Göller Bölgesi'ne gitti . Macdonalds'ın üç oğlu vardı; ikincisi hala doğmamıştı. Montgomery, evliliğini yapmak için bir kadın olarak onun görevi olduğuna inanıyordu, ancak İskoçya'ya yaptığı bir ziyaret sırasında bir gazeteciye verdiği demeçte, Tanrı'nın imha etmek istediği kadınların bakanların eşlerine getireceğini söyledi. Montgomery'nin Leaskdale'deki yazılarındaki büyük artış, gerçek hayatın zorluklarından kurtulma ihtiyacının bir sonucudur. 1909-10'da Montgomery, İskoç-Kanada mirasını ve onun gençlik yıllarındaki anılarını 1911 tarihli The Story Girl adlı romanını yazdı . Montgomery'nin gençliği, İskoç masalları, efsaneleri ve efsanelerinin sıkça anlatıldığı İskoç-Kanadalı bir ailenin bir üyesi olarak geçirilmişti ve Montgomery, bu arka planı, 14 yaşındaki Sara Stanley karakterini yaratmak için kullanmıştı. -teller, sadece ergenlik döneminin “idealize” bir versiyonuydu. The Story Girl'da Peter Craig'in karakteri, evlenmeyi dilediği Montgomery hayatının büyük aşkı Herman Leard'a çok benziyor. "Hikaye Kız" nesnesindeki diğer karakterler alt sınıf Craig'e "yeterince iyi" değil. Birinci Dünya Savaşı sırasında Montgomery, 1914'te " Belçika Tecavüzü " raporlarıyla dehşete kapılmıştı, savaş çabalarının yoğun bir destekçisiydi, savaşı medeniyeti kurtarmak için bir haçlı seferi olarak görüyor, düzenli olarak Kanadalılar için gönüllü olmaya davet eden yazılar yazıyordu. seferi kuvvetleri ve zafer tahvilleri almak için evdeki insanlar için. [35] Montgomery, 12 Eylül 1914'te "Belçika Tecavüzü" raporlarıyla ilgili günlüğüne şöyle yazdı: "Ama, oh, son zamanlarda Belçika'daki küçük çocukların ellerini kestikleri için bu tür korkunç öyküler var. Onlar doğru olabilir mi? Onlar korkunç bir suç ve işledikleri suçlar işlediler, bu kesinlikle çok doğru, ama umarım umutsuzca çocukların ruhlarını yitiren bu hikayeler yanlıştır.Onlarımı üzerimden çekerim.Onlarımı üzerimde gezdiririm.Onlar hakkında uyumaya ve onları korkudan etkilemek için karanlıkta tekrar uyanmaya ağlıyorum. !". Leaskdale'de, Kanada'daki her yerde olduğu gibi, Reverend MacDonald gibi bakanların, kötülüğün kişileştirilmesi olarak Kaiser Wilhelm II'den bahsedeceği, “Belçika'nın Tecavüzü” adlı kitabının grafik ayrıntılarıyla anlatıldığı ve genç erkeklere sorulan toplantılar yapıldı. Kanada'ya, İngiliz İmparatorluğuna ve adalete karşı, kötülüğe karşı bir haçlı seferi olarak tanımlanan zamanda savaşmak için gönüllülüğe adım atmak. 1915'te gönüllülere hitap eden bir makalede, Montgomery şöyle yazdı: “Ben bu savaşın savaşa son vereceğine inananlardan değilim. Savaş korkunç, ama orada olduğu gibi daha da korkunç şeyler var. Ölümden daha kötü olan kader. " [ Montgomery savaştan önce Kanada'nın ateizme, materyalizme ve "ahlaki çöküşe" kaydığını savundu ve savaş, Kanada halkının en büyük mücadeleyle yüzleştiği gibi, Hıristiyanlığın, vatanseverliğin ve ahlaki gücün hoş bir şekilde yeniden canlanmasını sağladı. Savaş henüz tarihe geçti. Montgomery, evinin önündeki kadınların savaş çabalarında çok önemli bir rol oynadığını belirterek makalesini sonlandırdı ve bu da kadının oy hakkını talep etti. Kadınlar savaşta erkeklere eşit bir rol oynamış olduklarından, birisine oy vermek ve ötekini inkar etmek adaletsizdi. 7 Ekim 1915 günü, Montgomery üçüncü çocuğunu doğurdu ve daha önce bir sağlık riski olan inek sütüne verilen oğlunu beslemek için anne sütü üretemediğini keşfettiğinde depresyona atıldı. pastörizasyon. Montgomery, Müttefikler'le çok güçlü bir şekilde belirlendi ve 10 Mart 1916'da günlüğüne yazmasına neden oldu: “Karımın artık beyaz olmadığı Verdun etrafında sefalet içerisindeydim. Tüm o ıstırabı kucaklamak için kendi ruhumda gibiydim. Fransa'nın suşu. " Aynı günlüğüne girişte, Montgomery tuhaf bir deneyim yazdı, "büyük bir sakinlik bana inmek ve bana sarılmak gibi görünüyordu. Ben huzurdayım. Mahkumiyet, Verdun'un güvende olduğunu, Almanların geçemeyeceğini bana dayandı. çaresiz Fransa'nın engebeli bariyeri: Ben bir kötülük ruhu sürülmüş olan ya da eski bir rahibe olarak gelebilecek bir kadın olarak, acı çekmenin derinliklerinden geleceğin tuhaf bir öngörüsünü kazandım. ” Montgomery, Müttefik'in her zaferini kutladı. Örneğin, Rusların, Nisan 1916'da Rusların imtiyazsız Osmanlı şehir-kale ele geçirdiğini duyduklarında, Rus bayrağını çalıştırdılar. Her Müttefik mağlubiyeti onu bastırdı. Kut-al-Amara'nın düşüşünü duyduğunda, 1 Mayıs 1916'da günlüğüne şöyle yazdı: "Kut-el-Amara teslim olmak zorunda kaldı. Bir süre bekledik, ama bunu engellemedi." Bizi her şeyden çok mavileşmiş hissetmemiz. Almanlara bir cesaret ve Britanya'nın prestijine bir darbe. Bu gece bir şeyler yapmak için çok üzülüyorum. ” Montgomery'nin iğrendirilmesinden çok, Ewen savaş hakkında vaaz vermeyi reddetti. Gittiği gibi, Lucy günlüğüne “onu rahatsız ediyor ve işini düzgün yapamıyor” diye yazdı. Reverend Macdonald savaşın adaleti ile ilgili olarak kuşkular geliştirmişti ve genç erkekleri askere almaları için cesurca günah işlemiş olduklarına inanmıştı. Tamamen dindar bir kadın olan Montgomery, günlüğüne şöyle yazdı: "İyi ama her şeye gücü yeten bir Tanrı'ya inanıyorum. Aynı zamanda Tanrı'ya eşit olan şeytani bir prensipte ... Işık'a karşı karanlığa da inanıyorum. aralarında sonsuz bir duruş mücadelesi devam ediyor. "] Bir mektupta Montgomery, Kaiser Wilhelm II'nin Tanrı'nın Almanya'nın yanında olduğunu iddia ederek, “küçük Hugh” un ölümünün (ölü oğlunun) ölümünden sorumlu olan iktidarın “aynı Belçika, "Muhtemelen Tanrı'nın gücü olamazdı. Bu sebeple Müttefikler savaşı kazanacaktı. Montgomery kocası kilisesinde Pazar öğretmenliği yaptı ve savaşta öldürülen ya da yaralanan Uxbridge ilçesinden bir çok erkek öğrencisi, onun çok duygusal sıkıntısına neden oldu. Uxbridge ilçesi 1915'teki Büyük Savaş'ta 21 asker kaybetti. Kanadalı askerler 1918'deki savaşın bitimine kadar Ypres İkinci Savaşı'nda ilk kez harekete geçtiler. Montgomery'nin biyografisi Mary Henley Rubio şunları söyledi: “Artan, savaş düşündüğü ve hakkında konuşmak istediği tüm dergiler, onun tarafından tamamen tüketildiğini, onun tarafından sarıldığını, onun tarafından işkence edildiğini, onun tarafından saptırıldığını, hatta ona bağımlı olduğunu gösterdi. Montgomery, kocası her zaman en son savaş haberlerini okumak istediği için köşe dükkânından günlük bir gazete almamış olsaydı rahatsız oldu. Annelik, kilise hayatı ve kocasının dinsel melankolisi (endojen majör depresif bozukluk ) saldırıları ve kötüleşen sağlığı ile başa çıkmaya çalışırken bir yandan da çeşitli dönemlerde depresyon geçirdi: “Dünyaya bu kadar sevinç veren bir kadın için hayat çoğunlukla mutsuz biriydi. " 1918'de Montgomery, 1918-1919 yıllarında dünya çapında 50-100 milyon insan arasında öldürülen "İspanyol Grip" pandemisi yüzünden katledildi ve neredeyse öldürüldü. Yatakta on gün geçirdi. 1 Aralık 1918'deki günlüğünde, Montgomery şöyle yazdı: "Toronto, korkunç İspanyol gribinin patlak vermesi üzerine paniğe kapılmıştı. İlaç sayaçları, çare ve korunma yolları arayan çılgınca insanlarla kuşatıldı." Montgomery, İspanyol gribiyle enfekte olmayla ilgili günlüğüne şöyle yazdı: "On gün boyunca yatağa girdim. Hayatımda hiç bu kadar hasta ya da zayıf hissetmemiştim" diyerek Tanrı'ya ve arkadaşlarına yardım ettiği için teşekkür eder. çile hayatta kalmak. Montgomery'nin en iyi arkadaşı Frederica Campbell MacFarlane pek şanslı değildi. 20 Ocak 1919'da İspanyol gribi yüzünden öldü. Montgomery, kocasının ölmekte olduğu için arkadaşına kayıtsız kaldığı konusunda üzüldü, bu da onu boşanmayı düşünmeye itti, Kanada'da o dönemde elde edilmesi çok zor bir şeydi. (1873 ve 1901 arasında, Kanada'da altı milyonluk bir nüfusta sadece 263 boşanma vardı.) Sonuçta, Montgomery evliliğini yapmak için onun Hıristiyan görevi olduğuna karar verdi. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, hayatının geri kalanında onu gözlemlemek olan Montgomery'nin günlüğünde yinelenen bir karakter, ilk olarak İskoçya'dan kahramanca bir Highland piperi olarak ortaya çıkan "Piper", geleneksel Highland melodileri çalarken adamları savaşa götürdü. Ama Hamelin'in Pied Piper'i olan , çocukları sonsuza dek ebeveynlerinden uzak tutan bir hileci. "Piper" figürü, Montgomery'nin Birinci Dünya Savaşı ile ilgili kendi hayal kırıklığını ve savaş suçuyla yaptığı destekle suçunu yansıtıyordu. [55] Savaş için gönüllü erkeklere ilham vermek için, bir piper günlük olarak Leaskdale'nin merkezine yürüdüler, Highland savaş melodileri oynadılar ve "Piper" karakterinin temeli oldular. "Piper" ilk önce Gökkuşağı Vadisi'ndeki Anne kitaplarında (1919), Avonlea'nın adamlarına cesaretiyle ilham veriyor. Ingleside (1921) 'in Rilla'sında "Piper", Hamelin'in Pied Piper'inin görünüşünü ve kişiliğini alırken, Anne'nin oğlu Walter'ı Kanada'nın seferlik gücüne katılmaya teşvik eden daha ümitsiz bir figür olarak geri döner. Öncülüğe inanan iyi bir Kalvinist olan Reverend Ewen MacDonald, Tanrı tarafından Cennete gitmek için seçilmiş olan ve şiddetli depresyona götüren Seçilmiş Kişilerden biri olmadığına ikna olmuştu. Reverend MacDonald, karısına sık sık kendisinin ve çocuklarının hiç doğmadıklarını, çünkü “Seçme” lerden olmadıklarını ve hepsinin öldüklerinde Cehenneme gideceğini söylemişlerdir. MacDonald, çocuklara veya ev işlerine yardım etmeyi reddetti ve kasten araba kazasında öldürülmeye çalıştığı sanki düzensiz, pervasız bir sürüşe verildi. Montgomery, kocasının davranışıyla depresyona sürüklendi, çoğu zaman başka biri ile evlenmesini istediğini yazdı. Montgomery günlüğüne, "yüzünde korkunç bir imbecil ifade" varken kocasına bakmaya dayanamadığını yazdı. Şubat 1920'de Montgomery, aşağıdakilerle uğraşmak zorunda kaldı: "New York'taki 10 yaşındaki bazı acayiplerden bir mektup, bana fotoğrafımı yollamam için beni utandırdığı için, yatağında uyandığını ve neye benzediğimi merak ettiğinden, eski elbisemde bir fotoğrafım olsaydı, Bu sabah mobilya, külleri ve klinkerleri "küfür etmek", hayal kırıklığı yüzünden ölür.Ama yine de, rapt esinlenmesinde oturduğum son fotoğrafımın bir resmini göndereceğim - görünüşe göre - masamda, elimde kalemle dantel ve ipek elbisesiyle saçları çok - Amen. Fırın-kiler tozlu, kül kaplı Külkedisi ne olursa olsun akrabalı bir kadın. ” Hayatının çoğu için, yazı onun büyük bir teselliydi. 1920'de Montgomery, günlüğüne Güney Afrikalı yazar Olive Schreiner'ın bir aşk hikayesini tanımlayan bir Afrika Çiftliği Hikayesi adlı kitabından bir alıntı yazdı: “bilgeliksiz sevgi, hayat kadar tatlı, ölüm kadar acı” , sadece bir saat sürecek. " Bu onun yazmasına yol açtı: " Ama o saat boyunca bütün bir yaşam sürmüştü ." Montgomery şunları söyledi: "Hermann Leard'a olan sevgim, bu kadar eksik olsa da, ... çocuklarımın hayatını ve Frede'nin geri dönüşünü hiçbir şey için takas etmeyeceğim bir anıdır" [Frederica Campbell MacFarlane, en iyi arkadaşı Montgomery, depresyon ve migren baş ağrısının büyüsünün bastırılmış romantik tutkularından ve Leard'ın hayaletinden olan ifadelerinin her ikisi de olduğuna inanıyordu. 1917'den başlayarak, Montgomery, 1928'de nihayet kazanana dek devam eden LC Page & Company şirketinin sahibi Louis Coues Page ile beş acı, maliyetli ve külfetli dava açtı. [63] Amerikalı yayıncılıktaki en zalim rakamlardan biri, yazarlarını sömürücü sözleşmelere imzalayan ve hafif tacizci genç kardeşi George'un da aralarında olduğu gibi astlarını alt etmek isteyen sevgili bir öfkeye sahip bir kabadayı. [64] Montgomery, Anne sayfalarının her birinin satışıyla dolar başına 7 sent aldı. Bunun yerine, haklı olduğu 19 kuruştan ziyade 1917'de yayıncıları değiştirdi. onu aldatıyor. [65] Montgomery, LC Page & company firmasından ayrılınca, Amerikan haklarını Anne's House of Dreams'e devretmesini istedi ve reddettiği zaman, daha önceki Anne kitaplarının telif haklarını iptal etti. [66] ABD'nin Anne Evi'nin Rüya Evi'ne sahip olmamasına rağmen, bu haklar, Montgomery'nin teslimiyetine daha fazla baskı yapmanın bir yolu olarak, Grosset & Dunlap'ın itibarsız yayınevine bu hakları sattı. Bunun yerine Montgomery, Grosset & Dunlap'a dava açtı. Sayfa, bir milyoner olduğu ve Montgomery'nin olmadığı ve binlerce kişinin yasal ücret alması ihtimalinin onu içeri almasını zorlayacağına güveniyordu. Şaşkınlığından çok, o yapmadı. Montgomery, Boston'da bir avukat tuttu ve Massachusetts Kraliyet Adalet Mahkemesi'nde Page 2 Page 4 Page 4 Page 4 Page 4 haklarından dolayı telif hakkını yasal olarak saklamak ve ABD'nin Anne Hakları Evi'ne sahip olmadığı hakları satmak için dava açtı. 1920'de Montgomery, Anne’nin bir Kanadalıdan bir Amerikan’a geçmesini ve günlüğüne yazılmasında Green of Greenles’in 1919 film versiyonundan çıldırdı: "Çok iyi fotoğraflanmış güzel bir oyundu, ama sanırım daha önce hiç bilmiyordum, kitabımdan beri onu tanımadım. Manzara ve millet" New England "idi, asla PE Island ... Bir Skunk ve bir Amerikan bayrağı tanıtıldı - ikisi de PE adasında eşit olarak bilinmezdi. Sonuncusuyla öfkeyle çığlık atabilirdim. Bu serseri, bariz Yankeeism! " Los Angeles'taki filmin galası üzerine bir Amerikalı gazeteci , Green Gables'in Anne'sini "Bay Montgomery" tarafından yazdığı ve sadece üçte ikisinin de filmin yıldızı Mary Miles'ın odaklandığı makaleye geçtiğini belirtti. Anne'nin gerçek uygulaması olarak sunulan Minter . Montgomery, Minter'in performansından memnun değildi, "zeki Anne'den tamamen farklı tatlı, şekerli bir kahramanı resmediyor" yazıyordu ve Anne’nin insanları tehdit etmek için bir av tüfeği kullandığı filmden şikayetçi oluyordu. şey.Montgomery , Green Gables'in Anne'sinin 1919 veya 1934 versiyonlarında söz sahibi değildi .Yayıncı olarak, LC Page filmin haklarını 1908'de almıştı ve bu nedenle, Hollywood'un Green Gables'in her iki versiyonu için ödenen tüm telif hakkı , Montgomery'ye değil, ona gitti. [ Montgomery, yaklaşık 1920'de Anne hakkında yazmayı bıraktı, günlüğüne yazarak karakterden yorulduğunu yazdı. Şubat 1921'e gelindiğinde, Montgomery, Anne kitaplarının satışından 100.000 dolar kazanmış olduğunu tahmin ederken, günlüğünde şöyle yazıyordu: “Mutluluk satın almama üzücü”. Diğer genç, kadın karakterlerle ilgili kitaplar yaratmayı ve gücünün çok genç ya da çok yaşlı karakterler hakkında yazdığını düşünüyordu. Montgomery tarafından yazılan diğer seriler arasında "Emily" ve "Pat" kitapları yer alırken, başarılı olsa da "Anne" ciltleri ile aynı düzeyde kamu kabulüne ulaşmadılar. Ayrıca, Anne kitapları kadar başarılı olmasa da genellikle başarılı olan bir dizi bağımsız roman yazdı. 1925'te bir Massachusetts mahkemesi, yayıncı Louis Coues Page'e karşı Montgomery'nin lehine karar verdi; çünkü yargıç, 1908'den beri Anne kitaplarından elde ettiği karları sistematik olarak aldattığını buldu . Page, ödeme yapmaktan kaçınmak için akla gelen her mazereti kullandı. Montgomery, ona borçlu olduğu ve kardeşi George'un 1927'de bir kalp krizi geçirmesinden sonra, Montgomery'yi, erkek kardeşinin ölümüne haklı olarak sahip olduğu hisselere karşı dava açarak, erkek kardeşinin ölümüne neden olmakla suçladı. Gerçekte, Louis Page, LC Page & Company firmasını, 52 yaşında bir kalp krizi geçirmeden önce, aşındırıcı ve kibirli kardeşinden uzaklaşmak için terk etmiş olan George'a yakın değildi. 1928 yılının Ekim ayında, Montgomery nihayetinde kaybeden bir kaybeden Page'i kazanırken, kamuoyunda kardeşinin ölümüne neden olduğu konusunda ısrar etmeye devam etti ve bu da onun Montgomery'ye hiçbir şey ödemek zorunda olmaması için bir neden olarak kullandı. Kötü şöhretli bir adam olan sayfa, Montgomery'ye karşı bir taciz kampanyasını başlattı, telgraflarını, kardeşi ölümüne ve ardından dul eşinin mahkemede mağlup edilmesine neden olan zihinsel çöküşünü yolladı. iddia ettiği gibi yaptı. Sayfaların davranışı, hiçbir yazarın hem sahtekâr hem de kindar olduğunu ortaya çıkartan bir yayıncıyla yayınlamayı seçmediği ve 1920'lerden bu yana yayınevinin yeni kitaplar yayınlamaktan ziyade eski kitapların yeniden yayınlanmasından sonra yazarların işlerini başka bir yere götürdüğü için işine çok zarar verdi. .7 Kasım 1928'de, Montgomery, Denetçilerin Page'in onu aldattığını kurduğu 15.000 ABD doları için bir çek aldı. Satış açısından, hem hayatında hem de o zamandan beri, Montgomery tüm zamanların en başarılı Kanadalı yazarıydı, ancak kitapları çocuk kitapları ve kadın kitapları olarak görüldüğü için, Montgomery'yi yalnızca eleştirmen olarak gören eleştirmenler tarafından reddedildi. kız öğrenciler için bir yazar ve ciddi bir yazar olarak değil. 1924'te Maple Leaf dergisi okuyucularına en büyük yaşayan 14 Kanadalıyı aday göstermelerini istedi ve tüm kazananlar erkeklerdi.Montgomery, en üstteki 16 Kanadalıya sadece 16 numaraya ulaştı. Ancak Montgomery, onu yaşayan en büyük 12 Kanadalı kadının bir başka listesine koydu . Hammill, Montgomery'nin şöhretini yönetmede başarılı olduğunu savundu, ancak medyanın onu idealist kadın yazar olarak sunması fikrini, kocasıyla mutsuz ev hayatını gizleme arzusuyla birlikte, “yaşamı” daha fazla olan yaratılış Anne'si anlamına geliyordu. "Bilinçli" ve daha kolay ilişki kurması, hem yaşamında hem de sonrasında onu gölgede bıraktı. 24 Nisan 1942'de Montgomery, Toronto'daki evinde yatağında ölü bulundu.