Kitabı, eski bir baskı olan İletişim Yayınlarından okuyorum. Bu okuduğum yayına ait yeni baskı basılmamakta. Yeni baskıları bildiğim kadarıyla sadece Yapı Kredi Yayınları çıkarmakta. Okuduğum baskıdan diyebilirimki kitap gayet akıcı. Okurken sıkmıyor tabi benim için öyle.
Roman birbiriyle bağlantılı 83 ayrı başlıktan oluşmakta. Şu an itibarıyla romanı bitirmedim, yarılamış bulunmaktayım. 592 sayfa olan romanın ilk 300 sayfasını okudum ve bu okuduğum kısım için unutamamak adına bir inceleme yazmak istedim. Kitabı bitirdiğimde ayrıca eklemem gereken şeyler olursa incelememde güncelleme yaparım.
Kitabı bitirince kitapla ilgili bir dizi alıntıda paylaşacağım.
Roman genel olarak beğenilen bir eser. Benim içinse okuduğum ilk 300 sayfa itibarıyla 10 puan üzerinden 6 - 7 puan eder.
Romandaki olaylar İstanbul da geçiyor. Yani İstanbul merkezli bir roman çoğunlukla olduğu gibi.
Ayrıca roman döneminin Türkiye’sinin siyasi ve toplumsal hayatı ile ilgilide bize kaynaklık etmektedir.
Kitabın başkahramanı, Sibel ile nişanlı olan daha doğrusu nişanlanacak olan Kemal’ dir.
Kemal 30 yaşında ve uzak akrabası olan ve kendisinden 12 yaş küçük olan 18’ine yeni girmiş Füsun’a aşık olmasıyla başlıyor. Aslında Kemal başlarda Füsun’a yaklaşmasının amacı cinsel arzularını gerçekleştirme istediğidir.
Füsun’da Kemal’in nişanlanacağını bildiği halde Kemal ile aşk yaşamaya başlıyorlar. Ve bundan sonra Kemal’in nişanına kadar her gün Merhamet Apartman’ındaki daire de buluşup bir takım ihanetler içinde oluyorlar.
Bana göre romandaki en masum en suçsuz karakter Kemal’in nişanlısı olan Sibel’dir.
Nişandan sonra Füsun’un ortadan kaybolmasıyla Kemal’in Füsun’a karşı olan aşkı, kimilerine göre büyük aşk olarak görülen bana göre ise saplantılı, takıntılı bir aşk halini almaya başlıyor.
Kemal, Füsun’a