Melek

Melek
@mellekizm
•••
Puan vermedi·304 syf.··
2024 2. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2024 11:42
Kuş Dili’nin konu olarak ne kadar iyi olduğunu düşünsem de hikâyenin anlatımının beklentimi karşıladığından hala emin değilim. Kitap, özgün ve ince detayları olan bir konuyu ele alıyor fakat burada anlatımın önemini bir kez daha fark edebiliriz. Olaylar kitabın da başkarakteri olan ortaokul çocuğunun ağzından anlatılıyor ve cinayete kurban giden genç çocuğun bulunduğu olay mahallinde başlıyor. Harri, merhametli ve dürüst bir çocuk olarak vefat eden çocuğa çok üzülür ve katilini bulmak ister. Arkadaşı Dean’le birlikte kendi imkânlarıyla katilin izini sürmeye başlarlar. Tabii, sadece bu değil; öte yandan Harri’nin aile yaşamı da konu edilir. Harri, annesi ve ablasıyla birlikte Gana’dan İngiltere’ye taşınmış, küçük kardeşi, babası ve babaannesi ise Gana’da kalmıştır. Orada bıraktığı ailenin geri kalanına duyduğu özlem, özellikle küçük kız kardeşini özlediğinden, sevdiğinden bahsetmesi, onun duygusal yönünün baskın olduğunu bize gösteriyor. Ayrıca, bir güvercinle kendince bağ kurması ve onunla konuşması da bu düşüncemi destekliyor. Kitabın bazı bölüm başlarında ve sonlarında da güvercinin Harri’ye olan mesajlarına, söylemek istediklerine yer verilmiş. Bu duygusal bağlar benim kitaba devam etmeme yardımcı oldu. Aynı zamanda okuldaki çocuklardan, kurdukları çetevari gruplardan da bahsedilir. Bu çocuklar, hem birbirlerine hem başka insanlara karşı çok kaba ve zorbadırlar. İnsanlara zarar vermek için ciddi bir plan kurup bunu hayata geçirecek kadar da cesaretli olan bu çocuklar, ergenliğin getirdiği ve çevrenin de maalesef desteklediği saldırganlığı gözler önüne serer. Bu gibi detaylar bana hayatın içinden bir hikâye olduğunu hissettirdi. Kitabın ilk sayfalarında giriş kısmı olduğundan akmadığını düşünsem de kitabın sonuna kadar bu devam etti. Akıcılık sağlanamadığı için
Edebiyat
Kuş DiliStephen Kelman · Pegasus Yayıncılık · 2015174 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·520 syf.··
2023 8. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2023 11:24
Öncelikle bu kitap etik değerler açısından sıkıntılı bir konuyu ele alıyor. Aşk, ihanet ve arzu üçleminde dönen bir kurguya sahip. Kemal’in sevgilisi olmasına rağmen başkasına bakması, hatta birlikte büyüdüğü ve kendinden yaşça çok küçük bir kadınla birlikte olma arzusu, ayrıca bu arzuya engel olmak yerine Füsun’la birlikte olabilmek için her defasında fırsat kollaması bende hoş duygular uyandırmadı. Füsun’a olan aşkını ilk andan itibaren kabul etmesine rağmen Sibel’den ayrılmayı aklının ucundan dahi geçirmemesi yaptığı ihaneti haklı bulduğunu düşündürüyor. Kemal, ihanetini aşkının arkasında saklamaya çalışıyor. Bunu görmezden gelip Füsun’a olan aşkını anlatışına bakarsak da 30 yaşındaki bir yetişkinin de saplantılı ve çocukça duygular besleyebildiğine şahit oluyoruz. Füsun’la geçirdiği her dakikada yaşadığı mutluluk ve Füsun’un dokunduğu her eşyada bulduğu yaşam enerjisiyle hayata tutunuyor olması Kemal’in sadakatli bir insan olduğu yanılgısına düşürebilir. Bu kısımları Sibel’in varlığını unutmaya çalışarak ve Kemal’in hayatındaki tek kadın Füsun’muş gibi düşünerek okudum. Okumayı böyle yaptığımda kitap benim için romantik, akıcı ve hoş bir hal almaya başladı. Kemal’in aşk hayatının haricinde bahsedilen dönemin İstanbul’u, toplumsal ve siyasi hayatta gerçekleşen yenilikler Kemal’in apolitik duruşuna rağmen yapılan ustaca betimlemelerle direkt gözümün önünde canlandı. Kendimi o loş ve kasvetli ortamın içinde hissederek okumak gerçekten hoşuma gitti. Beni etkileyen uzun betimlemeler ve ustalıkla yapılan kurguydu. Her bir bölümün incelikle düşünülmesinin ve her detayın es geçilmeden anlatılmasının bu kitabın başarılı olmasını sağlayan unsurlar olduğunu düşünüyorum. Yazar ve kitap hakkında önyargıya sahip olan birçok insan olduğunu biliyorum. Fakat bütün bunlardan
Edebiyat
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2023 00:00
Ot, gerek kitap kapağının tasarımı gerekse ismiyle dikkatimi çeken bir kitap oldu. Toplam beş öyküden oluşan kitapta sadece ikisi birbiriyle ilişkili, kalan üçü birbirinden farklı konular anlatan öykülerdi. Benim okurken en keyif aldığım kısım ilk öykü olan Ot idi. Uzaktan diğerlerinden farksız, bir özelliği olmayan herhangi bir bitki gibi görünen o ota yakından bakıldığında hiç de öyle olmadığı fark ediliyor ve ona bakım, sevgi ve ilgi verildiğinde kendisi de hünerlerini keşfetmeye ve geliştirmeye başlıyor. Bu kısmı insanlarla çok bağdaştırdım. Çoğu zaman kendimizi hor görüyor, dışarıdaki insanlar için önemsiz ve sıradan olduğumuzu düşünüyor, haliyle kendimizin neler yapabileceğinden bihaber bir şekilde hayatımızı sürdürmeye çalışıyoruz. Oysa insanın bazen görülmeye, dinlenmeye, anlaşılmaya ve sevilmeye ihtiyacı var. İnsanın yine bir insana ihtiyacı var. Başka birinin en ufak ilgisi ve saygısı, o görülme hissi, var olduğunu hissetme duygusu bile insanın kendi değerini anlamasına ve özgüven oluşturmasına yardım edebilir. Kitapta anlatılan Ot’a olan buydu. Ona sevgi verildi, anlayış gösterildi ve onunla ilgilenildi. O da birileri için anlam kazandığını hissettiğini fark ettikçe kendini geliştirmeye, daha da ilgi çekici hale getirmeye başladı. Diğer öyküler ise daha çok anlatıcının çocukluk ve gençlik yıllarından kalan anılar gibiydi. Kelimelerle oluşturulan o nostaljik hava beni içine aldı ve bir nefeste okudum. Kısa sürede okunabilecek, güzel bir kitap.
Edebiyat
OtBurak Bilgehan Özpek · İndie · 201756 okunma
Puan vermedi·330 syf.··
2023 13. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2023 21:09
Zor Yıllar, ilk okumaya başladığımda karakterlerin düşünce yapısını kavramakta zorlandığım, daha doğrusu bakış açılarını garipsediğim bir kitap oldu. Fakat okumaya devam ettikçe insanların içerisinde bulundukları durumu ve bu düşünce yapısını oluşturan faktörleri anlamlandırmayı başardım. Sanayi devriminden izler taşıyan bu kitapta üst sınıf duyguların gereksiz olduğunu, hayallere ve merak etmeye yer olmadığını, eğlencenin fayda sağlamadığını savunuyor. ‘İki artı iki eşittir dörttür’ düşüncesi kalıplaşmış şekilde önünüze çıkıyor. Bununla birlikte maneviyattan uzak büyütülen, kendileri olamadıkları ve kendilerini gerçekleştiremedikleri için mutsuz olan çocuklar da göze çarpıyor. Diğer yandan işçi sınıfı, kendi düşüncesini savunmakta ve hakkını aramakta zorluk yaşıyor, çünkü onlar ellerinde olanla yetinmelidir sadece. Konusu itibarıyla üzüldüm ve kederlendim. İnsanların hak ettikleri değeri görmemesi, düşüncelerinin dinlenmemesi ve hayatı mecburen yaşıyor olduklarını okumak bana bazı açılardan tanıdık geldi. Betimleme olarak da kitabın gayet başarılı olduğunu düşünüyorum; anlatılan o gri ve kasvetli hava okurken gözümün önünde çok net bir şekilde canlandı. Ben ne kadar çeviri kurbanı olduğumu düşünsem de okuması keyifli bir kitaptı. Sosyolojik, psikolojik ve felsefi açıdan incelendiği takdirde içerisinde anlamlı mesajların bulunduğu ve dönemini iyi yansıtan kitaplardan biri olduğu kanısındayım.
Edebiyat
Zor YıllarCharles Dickens · Lilith Yayınevi · 20191,356 okunma
Puan vermedi·724 syf.··
2023 1. kitabı
·
99 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2023 19:09
Tutunamayanlar, çok derin, içinde bir yerlerde mutlaka kendinizden bir parça bulabileceğiniz bir kitap. Konusunu hayata tutunmaya çalışan Selim Işık’ın intiharı sonucunda arkadaşı Turgut’un bu ölüme inanamaması ve bu ölümün peşine düşmesi olarak açıklayabilirim. Turgut ve Selim’in yakın arkadaşlığına rağmen Turgut, Selim hakkında pek bir şey bilmez. Diğer arkadaşlarından, bulunduğu yerlerden, çektiği yalnızlık ve umutsuzluk duygusunun getirdiği acıdan bihaberdir. Bu yüzden öldüğünü duyduğunda inanmakta zorlanmıştır. Turgut’un bu ölüme inanmaması, Selim kimlerle arkadaşlık etmiş, neler yazmış diye peşine düşmesi, geç de olsa Selim’i anlamaya çalışması kelimelerle anlatılamayacak bir derinlik barındırıyor. Fakat öteki yandan kendi ailesine karşı olan sorumluluklarını ya kendini ite kaka ya da eşinin davranışlarından sezdiği imalarla yapmaya başlıyor. Nihayetinde de Olric’le beraber sonsuz bir yolculuğa çıkıyor. Selim ise ölümüne kadar çok çabalamış, tutunmaya çalışmış ama içindeki yalnızlık hissini bir sürü tanıdık, eş dost, arkadaşa rağmen atamamış bir karakter. Yakın olduğu arkadaşlarına ya da sevdiği kadına dahi kendi düşüncelerini açamamış ve onların içinde boğulmuş. Tuttuğu deftere yazdığı düşünceleri paylaşabilseydi bir şeyler değişir miydi hayatında, diye düşünmeden edemiyorum. Fakat yazdıklarında çok tanıdık hislere denk geldiğimi belirtmeliyim. Bazı noktalarda o cümleleri ben yazmışım gibi hissettirdi. Yapı olarak bakmak gerekirse bana okuması zor geldi. Başlangıçta çok sıkılacağımı düşündüm. Fakat konu ilerledikçe ve yapıyı anladıkça okumak bir tık dahi olsa kolaylaştı. Hiç noktalama işareti kullanılmayan o bölümde daha çok zorlanacağımı düşünmüş olsam da kitabın en akıcı kısmı olduğu benim için bir gerçek.
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma