“Edebiyattaki en ilham verici kelimelerin, en yoğun düşüncelerin bazıları kadının dudaklarından dökülürdü; gerçek hayatta ise kadın, zar zor okurdu, güçlükle hecelerdi ve kocasının malıydı.”
“On altıncı yüzyılda muazzam bir yetenekle doğmuş bir kadın muhtemelen delirirdi, kendisini vururdu ya da yarı cadı, yarı sihirbaz, korkmuş ve alay kokusu olmuş bir şekilde köyün dışındaki yalnız bir kulübede günlerini geçirirdi.”