m.

Yıldızların yandığına inanma, İnanma güneşin döndüğüne, Her doğruyu yalan bil. Fakat seni sevdiğime İnan ophelia...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Doğduk ve büyüdük. Önce annemizi kokusundan tanıdık, sonra etrafımızdakilerin yüzlerini tanıdık. Zamanla konuşmayı öğrendik, kelimeleri doğru düzgün söyleyemeyen halimizle insanları güldürdük. Yürümeye çalışırken defalarca düştük, her düşüşümüzde kahkahaların yanı sıra annemizin endişeli sesi geldi kulaklarımıza. Varlıkların adını öğrendik, her gördüğümüz şey için ‘bu ne?’ sorusunu sorduk, bazen kendimizden bıktırdık insanları. Sonra daha küçücükken seçim yapmaya zorladılar bizi, kollarını açtı iki kişi hangisine gideceğimizi görmek adına, kollarına koştuğumuz kişiyi daha çok sevdiğimizi düşündüler, yanıldılar. Biraz daha büyüyünce karşımıza geçip aynı şekilde ‘anneni mi babanı mı seviyorsun?’ dediler, ikisinin yokluğu da aynı şeyi ifade ediyordu ama onlar bunu görmek istemediler, kesin bir cevap isteyip durdular. Anne tarafı akrabaların seni annene benzetti, baba tarafı akrabaları ise babana, kimse demedi ki ‘birilerine benzemek zorunda değil, herkes farklı, kimse kimseye benzetilmek zorunda değil’. Hep iki arada bir derede bıraktılar bizi, iki yolun sonu da uçurumdu oysa ki. Sen büyürken sana toplumun değişmez kuralları öğretildi, ‘bir hanımefendi gibi oturmalısın, erkekler daha değerlidir, sesin çok çıkmamalı, fikirlerini kendine saklamalısın’. Toplum kuralları ile bütünleştirmeye çalıştılar seni, kendi kurallarını koyan biri olmandan korktular çünkü onları korkuttular. Zamanla kendinin farkına vardığın dönemlerde seni bastırmaya çalıştılar. Düştüğünde kızsan güldüler, erkeksen kızdılar. Ağladığında kızsan ‘saçmalama’ dediler, erkeksen ‘erkek adam ağlamaz’. Yanlış yaptığında kızsan seni yargıladılar, erkeksen ‘bir daha yapma’ deyip güldüler. Birini sevdiğinde kızsan ‘şuna bak sahte juliet’ dediler, erkeksen ‘aferin paşama’ deyip pohpohladılar... Eşitliğin olmadığı
Edebiyat
zamanla anlayacaktır insan, kendisine kendisinden başkasının yardım edemeyeceğini. öğrenecektir ki iyileşmeyecektir uzatmazsa elini ruhuna ve dokunmazsa yaralarına. görecektir ki acının doğru bakış açısı ile bitişidir mutluluk. yaralarını sardığında olumlu ve iyi duygularla, can kırıklarını birleştirdiğinde bilgelik ve mantıkla, doğru adrese giden yolun değişimden değil gelişimden ve dönüşümden geçtiğini gördükçe, zamanını gereksiz işlerle ve kendini başkaları için tüketmedikçe, o zaman hayatı bir sanata dönüşecektir.
Umarım ondan daha iyisiyle karşılaşırsın. Umarım karşına çıkan kişi sana sarılınca yaşadığın bütün acıları unutursun. Umarım hayat kırdığı yerden çiçek açtırır sana. Umarım yüzündeki mutsuzluğun yerine kocaman gülümsemeler konduran birine rastlarsın.
Fiziksel olarak güçlü olduğum söylenemez ve zorluklar beni fazlasıyla yordu. Ama karakter olarak güçlü olmak benim için çok önemli, düşmekten korkmuyorum ama kalkamamak bir felaket benim için.
1000Kitap