Dört sene evvel sokaktan sahiplendiğim calico kedim, canım kızım Latifem kucağımda iken yazıyorum bu satırları. Kitapçıda gezerken kitabın dikkatimi çekmesine vesile olan da kedim oldu. Kitabın okur kitlesini de büyük çoğunlukla benim gibi kedi sahipleri oluşturuyor zannediyorum ki. :)
Kitaba gelecek olursak; tatlı, okuması rahat, çıtır çerez diye nitelendirilebilir bir kitap. Konu olarak halihazırda kediseverleri empati kurdurarak, hatta kitapta tarif edilen bir kedinin fiziksel özelliklerini ya da davranışlarını kendi kedisine benzeterek bile mutlu edip gulumsetebilir. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, kurgu ve derinlikteki başarısı zayıf bir kitap bence, beş bölüme ayrılmış hikayeler var; karakterlerin gündelik hayatına dair olay örgüleri bana çok zayıf, yaratıcılıktan uzak geldi; bunu geçiyorum “kedilerin hayatımıza etkisi” bağlamı da bence güzel hikayelestirilmis değildi; genel olarak sığ bularak okudum bölümleri. Her bölümün başında “dedikodu olarak yayılan tuhaf klinik” vurgusu yapılması ; yine her bölüm sonunda “böyle bir yer gerçekten yok” sinyali verilmesini de tat kacirici yineleme olarak değerlendirdim. Yazar ısrarla kendi kitabının sürprizini bozmaya çalışmış ya da “okumayı birakma dayan; kitabın sonunda sürpriz var” demeye çalışmış gibiydi adeta; bu da kendi kurgusuna ve hikayeciligine güvenmiyor hissi verdi bana. Tüm bunlar karşısında kitabın sonunda karşılaştığımız fantastik son asla tatmin etmiyor; verilmek istenen mesaj hayvanseverlik, kedilerle kurulan bağ vs evet, gayet hoş ve takdir edilesi ama bunu yazar başarılı bir kurgu ve kalemle aktarabilmiş mi derseniz; bence hayır. Bu durum bence verilmek istenen mesajın da kedi sahipligini deneyimlememis birine geçmesine engel teşkil eder, etkileyiciligi yetersiz çünkü. Zaman kaybı değildi ama bekleneni