Bu metni uzun zaman önce youtube da bir şarkının altında okumuştum uzun zaman olmuştu ve bu gün birden aklıma geldi ben de sizinle paylaşmak istedim.
Kocaeli de bir kız vardı dershaneden sınıf arkadaşım 4 -5 sene önce 'Burçin'. şiirler ezberletirdi bana. edebiyat ortak noktamızdı. etütlerde test çözmez şiir ezberlerdik. bilgisi benden çok çok fazlaydı babası askeriyede üst rütbeli bir şey, annesiyse edebiyat öğretmeniydi. bilgi kaynağı annesiydi sanıyorum. Burçin anlatırdı hiç sıkılmadan bildiklerini, sevdiği yazar ve şairleri. sanki yazarmış gibi konuşurdu hep. yanıma gelip 'bakışlar arasında o çipili çipili gözlerini kocaman açan kız yine esas oğlanın yanına geldi. oğlan yine sessiz, acaba bitmeyen kelime orucu mu tutuyor? falan derdi gülerdi zamanının ötesinde bir kızdı yani. aynı zamanda dünyanın en tatlı gülen kızıydı. bana bakmaz diye hiç ona alıcı gözüyle bakmadım hiç de yakın arkadaşım olsun istemedim, sınıftakiler ona sarkıyormuşum gibi düşünürler diye ergenlik işte. oysa herkesle samimiydi Burçin çok güleçti. Bir gün okul çıkışı etüt de bu şarkıyı dinletmişti bana intihar şarkısı sanki dedi bana kulaklıklarını verip kantine gidip geldi çokoprens almıştı yine müdavimiydi. devamında bir kaç bir şey daha söylemişti şarkıyla ilgili ama hatırlayamıyorum ne yazık ki. dershane bitti İstanbul'u kazandı gitti. İstanbul'u kazanıp gittiğini bile yıllar sonra öğrendim. hiç merak etmedim kimseye de sormadım onca zaman.
-
bu senenin ocak ayında bir kaç arkadaşımla sahil de kafe de oturuyorduk. hasbihalden sonra herkes evine dağılıyordu. Beyza ile ben aynı sitede oturuyordum ve site biraz uzaktaydı abisini çağırdı arabayla eve dönecektik. biraz bekledikten sonra abisi geldi eve doğru gidiyoruz beni jandarmaya yakın olan durakta indirecekti o durağa 3-5 dk kala Beyza'nın