Felsefeden çok kişisel gelişim kitabı gibiydi. Bir stoacı olan yazar kaderciliği ön planda tutuyor. Etiklik, adelet, dürüstlük gibi erdem konularını işliyor.
Bu düşüncelere sahip bir insanın savaşlara önderlik etmesi de yine sanırım kaderle açıklanabilir fakat her şeyi zamanına göre değerlendirmek gerek.
Ortalama bir eser. Yazılmış olduğu döneme göre değerlendirirsek vasatı aşmış.
Benim değinmek istediğim çeviriyle alakalı bir konu daha var. Kitapta bir kaç kez “atom” sözcüğüne rastladım yaklaşık 2000 sene önce yazılmış bir eserde bu kelimeye rastlamak beni şaşırttı, kuşkusuz John Dalton’ı daha çok şaşırtırdı. :D Geçen gün bir arkadaşın Seneca’dan paylaştığı bir alıntıda da “mayın” kelimesi geçiyordu. Önyargılı yaklaşmamak için şöyle düşündüm; belki de mayın kelimesini ben teknolojik patlayıcı olarak algıladım belki de kelime anlamı sadede tuzak olabilir diye düşündüm araştırmak istedim fakat kanıt da bulamadım iyimserliğime. Hadi yine neyse mayın yerine tuzağı koydum da atom yerine ne koyayım bilemedim. Kitabı okuyacak arkadaşlara bir uyarı niteliğinde kitaptaki atom mayınına basmasınlar. Konuyu dağıttığımı biliyorum ama söylemeden edemedim napayım. Zira çeviri çok önemli sonuçta.
Klasik olarak beğendiğim bir alıntıyı bırakıyorum yine;
“Her şey fânidir, hatırlayan da hatırlanan da.”
İyi okumalar.