Savaş

Kısaca
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 09:28
insan yalnızca modern akıldan ibaret değil; içinde geçmişten gelen güçlü bir içgüdüsel mirasın da taşıyıcısıdır. içinde taşıdığı bu miras çeşitli şekillerde, bazen kamufle olmuş bir davranış şeklinde, bazen rüyalar yoluyla (jung bundan sık sık bahseder) çok sık da mantığa ters olduğundan yüzde yüz emin olduğumuz ama yine de yaptığımız şeylerde açıkça görülür.
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·358 syf.··
2022 57. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2022 11:14
Weber’e göre Din – Kapitalizm İlişkisi (Ömer YILDIRIM) felsefe.gen.tr Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’nın yayımlanmasından sonraki yıllarda, ekonomik bir sistem olarak kapitalizmin dünyanın bir başka yerinde ortaya çıkma ihtimalinin niçin düşük olduğunu göstermek üzere dinsel inançlar ve toplumsal yapı arasındaki ilişkiyi analiz etmeye devam etmiştir. Weber’in bu konudaki en önemli çalışmaları birkaç yıl önce başladığı mantıksal deneyin devamı olan Çin ve Hindistan’daki dinler üzerine araştırmalarıdır. Tamamlayıcı nitelikteki bu çalışmalar, Weber’in Çin ve Hindistan’ın engellenmiş veya uygun koşullar altındaki toplumsal yapısının dünyanın bu kesiminde kapitalizmin gelişimine katkıda bulunabilecek karakteristiklerini değerlendirerek başlaması bakımından, benzer bir formata sahiptir. Burada örneklemek için onun “Çin’deki Dinler” isimli kitabından alıntılar yapacağız. Nitekim Batı’da kapitalizmin ortaya çıktığı dönemde Doğu’da (Çin’de) da benzer bir gelişmeye yol açabilecek birçok faktör mevcuttu. İlk olarak büyük bir iç ve dış ticaret vardı. İkinci olarak ülke çapında (1200 yıldan fazla bir süredir) eleme sınavlarının mevcudiyeti ve sürmesi nedeniyle statü kazanma sürecinde alışılmadık ölçüde bir fırsat eşitliği vardı. Üçüncü olarak toplum genel olarak istikrarlı ve sakindi (Weber bu noktada durağanlığı ve ataleti vurgulayan “değişmeyen Çin” mitini büyük ölçüde benimser). Dördüncü olarak Çin’de birçok büyük kent merkezi vardı ve coğrafi hareketlilik nispeten yaygındı. Beşinci olarak ekonomik faaliyetler üzerindeki resmi kısıtlamalar nispeten sınırlıydı. Son olarak Çin’deki bazı teknolojik gelişmeler aynı dönemin Avrupa’sına göre daha ileriydi (barutun kullanılması, astronomi bilgisi, kitap basımı vb.). Weber’in işaret ettiği gibi, tüm bu yapısal
Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin RuhuMax Weber · Bilgesu Yayıncılık · 20111,558 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2022 37. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2022 22:19
felsefe.gen.tr "La Mettrie Kimdir?" başlıklı yazıdan bir kesit ... La Mettrie, “Makine İnsan” teorisiyle Aydınlanma felsefesinin ve aydınlanma zihniyetinin ifadesi ve tanımını yapmış, materyalist manifesto olarak adlandırabileceğimiz bir öğretiyi güçlü biçimde ortaya koymuştur. Bu bağlamda, özellikle Aydınlanma düşünesi içinde birçok filozof tarafından benimsenecek bir tıbbi materyalizm anlayışı oluşturmuştur. Din‘i ve onun kalıntısı olduğunu düşündüğü metafizik‘i aydınlanmanın ve dolayısıyla ilerlemenin önündeki en büyük engeller olarak gören La Mettrie, kendi özgün felsefesini tam olarak yerleştirememiş ve Descartes’tan aldığı mekanizm anlayışı ile Locke’tan öğrendiği empirizm anlayışını kendi felsefesine uygulamış, böylelikle de özgün olamasa da en azından kendi içinde tutarlı bir sistem oluşturmuştur. LA METTRIE’NİN RUH ANLAYIŞI “Ruhun Doğal Tarihi” başlıklı çalışmasında (ki daha sonra “Ruh Üzerine İnceleme” olarak adlandırıldı) La Mettrie insanın ruhsal düşünce ve istenç yaşamının duyumlardan doğduğunu ve eğitim tarafından geliştirildiğini ileri sürer. Duyuların olmadığı yerde hiçbir düşünce yoktur; daha az duyu daha az düşünce demektir ve nerede eğitim ve öğretim düzeyi düşükse, orada düşüncelerin bir yetersizliği söz konusudur. Ruh ya da anlık özsel olarak bedensel yapı üzerine bağımlıdır ve ruhun doğal tarihi fizyolojik süreçlerin sağın gözlemleri yoluyla incelenmelidir. Duyular, der La Mettrie, onun filozoflarıdırlar. Özünlü olarak bedenden bağımsız tinsel bir ruh kuramı gereksiz bir ön savdır. ... "La Mettri’nin Materyalizm (Maddecilik, Makine İnsan) Anlayışı"başlıklı yazıdan bir kesit ... La Mettrie; Descartes’in hayvanların ruhları olmadığı, onların saat gibi bir makine olduğu, tinsel bir insan ruhu anlayışının gereksiz olduğu, insanın da bir makine
İnsan, Bir MakinaJulien Offray de la Mettrie · Havss Yayınları · 198065 okunma
Puan vermedi
Aşağıdaki alıntı felsefe.gen.tr adresindeki Aristoteles ve Madde – Form İlişkisi Nedir?" adlı makaleden alınmıştır. ... Aristoteles, hocası Platon’un aksine ideayı ya da formu asla görünür şeylerden ayrı düşünmemiş, onun görünür şeylerde içkin olduğunu savunmuştur. Böylece Platon’un idealarla görünür şeyleri birbirinden ayıran ikici (düalist) anlayışının tersine Aristoteles gerçekliğin ve hakikaten görünür evrende olduğunu ve görünür olandan bağımsız bir başka hakikat de olmadığını dile getirmiştir. ... Hiç form kazanmamış, formun kendisinde henüz hiç gerçekleşmediği madde “salt madde” ya da “ilk madde”dir (prote hyle). Bu ilk madde, Aristoteles’e göre bir “kuvve hâlinde olma durumu” ya da gizilliktir (dynamis). Form ya da öz, bu ilk maddede henüz gizil hâlde, yani bir imkân olarak bulunmaktadır. Bu ilk maddenin form, yani varlık ve gerçeklik kazanabilmesi için bu gizilliğin açığa çıkması, imkânın gerçekleşmesi gerekecektir. ... Form onda kendisini açtıkça, gizillikten edimselliğe, potansiyelikten aktüelliğe, dynamisten energeiaya döndükçe madde gerçeklik ve varlık kazanacaktır. Oluş denen şey gizil durumdaki formun maddede edimselleşmesinden başka bir şey değildir. ...
MetafizikAristoteles · Sosyal Yayınları · 2012731 okunma
Puan vermedi·291 syf.··
2022 12. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2022 11:47
Aşağıdaki alıntı felsefe.gen.tr adresindeki "Wittgenstein: Kural İzleme ve Kesinlik İlişkisi" adlı makaleden alınmıştır. ... Eğer tabelada yazan yere gitmek istiyorsanız okun gösterdiği yöne gidersiniz? Witgenstein burada “Neden” sorusunu sorar. Buna farklı açıklamalar getirebilirsiniz. Okun ucunun o yönü gösterdiğini söyleyebilirsiniz. Ancak neden okun ucunun gidilmesi istenen yönü gösterdiği sorulabilir. Yine bazı açıklamalar vermeye çalışabilirsiniz. Ancak sonuçta bazı uzlaşımlara iş gelip dayanır. Siz belli uzlaşımlara uygun olarak hareket etmek konusunda bir talime tâbî tutulmuşsunuzdur. Ancak söz konusu uzlaşımlar birtakım teamüllere, geleneklere, göreneklere dayandığı için bunların tek başlarına bir kerecik yapılamayacağı görülür. Biz kendimizi bir topluluğun içerisinde belli şeyleri doğru varsayar, belli kuralları izler olarak buluruz. Kural izleme, bir topluluk içerisinde öğrenilen bir pratiktir. Dolayısıyla dili kullanırken de kullandığımız kuralları ve diğer kuralları izlediğimizde de bunun nedenine ilişkin bir sorgulama, en nihayetinde bir bilginin açığa çıkarılması ile değil, “bizim basitçe böyle yaşadığımız” (Philosophical Investigations, s.217) gerçeğine gelip dayanır. Söz konusu kuralların ve diğer pek çok inancımızın arkasında “yaşam biçimlerimiz” bulunmaktadır. Dil oyunları söz konusu yaşam biçimleri içerisinde oynanır. ...
Felsefi SoruşturmalarLudwig Wittgenstein · Totem Yayıncılık · 2008275 okunma