Weber’e göre Din – Kapitalizm İlişkisi (Ömer YILDIRIM)
felsefe.gen.tr
Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’nın yayımlanmasından sonraki yıllarda, ekonomik bir sistem olarak kapitalizmin dünyanın bir başka yerinde ortaya çıkma ihtimalinin niçin düşük olduğunu göstermek üzere dinsel inançlar ve toplumsal yapı arasındaki ilişkiyi analiz etmeye devam etmiştir.
Weber’in bu konudaki en önemli çalışmaları birkaç yıl önce başladığı mantıksal deneyin devamı olan Çin ve Hindistan’daki dinler üzerine araştırmalarıdır.
Tamamlayıcı nitelikteki bu çalışmalar, Weber’in Çin ve Hindistan’ın engellenmiş veya uygun koşullar altındaki toplumsal yapısının dünyanın bu kesiminde kapitalizmin gelişimine katkıda bulunabilecek karakteristiklerini değerlendirerek başlaması bakımından, benzer bir formata sahiptir. Burada örneklemek için onun “Çin’deki Dinler” isimli kitabından alıntılar yapacağız. Nitekim Batı’da kapitalizmin ortaya çıktığı dönemde Doğu’da (Çin’de) da benzer bir gelişmeye yol açabilecek birçok faktör mevcuttu.
İlk olarak büyük bir iç ve dış ticaret vardı. İkinci olarak ülke çapında (1200 yıldan fazla bir süredir) eleme sınavlarının mevcudiyeti ve sürmesi nedeniyle statü kazanma sürecinde alışılmadık ölçüde bir fırsat eşitliği vardı. Üçüncü olarak toplum genel olarak istikrarlı ve sakindi (Weber bu noktada durağanlığı ve ataleti vurgulayan “değişmeyen Çin” mitini büyük ölçüde benimser). Dördüncü olarak Çin’de birçok büyük kent merkezi vardı ve coğrafi hareketlilik nispeten yaygındı. Beşinci olarak ekonomik faaliyetler üzerindeki resmi kısıtlamalar nispeten sınırlıydı. Son olarak Çin’deki bazı teknolojik gelişmeler aynı dönemin Avrupa’sına göre daha ileriydi (barutun kullanılması, astronomi bilgisi, kitap basımı vb.). Weber’in işaret ettiği gibi, tüm bu yapısal