Kuru ve sert Sur'ların dibindeyim
Ne serinlik taş duvarlara
Ne rüzgar yapraklara
Ne de dalgalar Dicle'ye vuruyor artık
Kafamın içi,derin...
Bir okyanus
Kulaklarımda günün sessizliği
Hatırlayın burada hissettim
Varlığı, hiçliği
Burada yaşadım
Kötülüğü iyiliği
Yok içimi serinleten
Ne bir kar
Ne bir rüzgar
Anca kaçak bir çay...
Bu gece karanlık da korkutmuyor artık beni,
İstemiştim zor hayatta tutunmayı
Kaybetmemi istiyorlar özveri mi ?
Kendim için yakacağım,
Gençliğimin son demini
Diyarbekir... Şu Diyarbekir var ya Diyarbekir, memleketimizin en güzel köşesi, kalp ağrımızdır. Hayatımızın umudu, yüreğimizdeki sızıdır. Tuhaf bir şehirdir. Kadim ve hünerlidir. Sestir, renktir, ışıktır, ağrıdır, sevinçtir. Karmakarışıktır. Her şeyi iç içedir. Onu anlamak zordur. Hem yaşatıyor hem öldürüyor. Hem seviyor hem öfkeleniyor. Hem sadık ve yardımcıdır hem de kıskanç ve cimri...