“Ama Topkapı'da olduğumuz unutulmasın, can pazarındayız. Burada yeşil servilere bakarak ölüme ve hayata dair yarı şair yarı filozof tavırları takınamayız. Dek durmak gerek. Alimallah ya bir yaya omzuna çarpıp düşebilir ya da bir araca kurban olabiliriz. Burada bir meydan savaşı veriliyor. İnsanlar, ağaçlar, çiçekler, kediler, köpekler, araçlar, kimi alıp satarak, kimi kaçarken kimi kovalayarak, bir telaş, bir heyecan arasında koşuşturup duruyorlar.”
“Hayatımızı manevi zenginliklerle donatmak gibi köklü ve insani alışkanlıktan, hayatımızı maddi zenginlikler ile donatmak gibi boyutları belirsiz ve bize ait olmayan bir mutluluk anlayışına kaymamız olup bitenlerin kaynağına işaret eder.”
“Ya burası, ya bu gayya kuyusu. Buraya "Bitpazarı" demek bile zül. Burada ele alınıp da üzerindeki tozu hafifçe üfleyince size gülümseyecek, kırılmış tarafını bir mahcubiyet içinde saklayarak eski günlerdeki parlaklığını göstermeye çalışacak, bu hüviyeti ile size kısacık bir nostalji zevki verebilecek bir cep saati, bir enfiye kutusu, bir porselen fincan bile yok.”