İçindeki kasvetli evin tuğlaları dökülüyordu. Dökülen tuğlalar toprak olup havaya karışıyordu. Yeni doğmuş güneşin altında bir adam sabanla tertemiz toprağı sürmeye başladı.
Kalp için bırakıp gitmek o kadar zordur ki onu kolaylaştırmak için binlerce sebep bulunmuş, genel geçer kıvama getirilmiş ve dahi yasalaşmıştır, gönül ister ki sözü de buradan türemiş; 'gönül neler ister sen ona kulak verme' mahiyetinde bir öğüt vasfına bürünmüştür. Şimdi artık bırakıp gitmek yaşamın tam orta yerinde tüm camları çatlatacak kadar güçlü bir çığlık iken, artık en yakınındakinin kulağında dahi incecik vızıldayan alelade bir ıslığa dönüşmüştür.