Hiçlik üzerine hiç düşünmüş müydüm? Bu kitabı okuyana kadar hayır. Bazen hayatımızda süreklilik arzeden şeylerin o boğan sıkıcılığını hissettiğimiz olur, bir kaç gün evde durmak, zamanın kesintisizce akması, sabahı ve akşamı ayıramayacak kadar zamandan uzaklaşmak, kısa süreli olsa da başımıza gelmiştir bu hadise. Peki bunun dozu arttığında ne olur? Sınırlı nesneler, bolca zaman, kesintisiz bir aynılık. Ve sonsuz düşünmeden başka yapılabilecek hiç bir eylem yokken.. Çıldırmamak için odaklanabileceğin tek şey var, yalnızca ona kilitlendiğin için artık ustası olursun, lâkin ustası olduğun şey seni esir düşürür.
Okuduktan sonra tekrar dönüp şükretmeme vesile oldu diyebilirim. İnsan her türlü afetten endişe ediyor da psikolojik bir buhranla imtihan olabileceğimiz hiç aklımıza gelmiyor. Yollar, sokaklar, tutulacak bir kalem, bir rüzgâr, sessiz bir deniz seyri. Belki bir temizlik, basit bir mutfak işi ve basit günlük eylemler.. İnsanı hiçliğin kuyusuna düşmekten kurtaran ne varsa, şükür ki var.