Sokratik felsefe, fiziksel bilimin bu materyalist sürüklenişine bir tepkidir. Manevi dünyayı yeniden keşfetmek için felsefe bir süreliğine, dış dünyadaki madde arayışını bırakıp; gözlerini insan ruhunun doğasının derinliklerine çevirmeliydi.
Eğer dünyanın manevi bir yanı varsa, insan bunu ancak kendi ruhu ve zihni çerçevesinde açıklayabilir. İnsanlık önce kendi kişiliğinin öğelerini dış şeylere yansıtmıştır. Sonra da Yunan hayal gücü bu öğeleri, insan biçimindeki tanrıların eksiksiz insan kişiliklerine geliştirmiştir.
Bilim ancak, evrenin kendi değişmez davranışları olan doğal bir bütün olduğunun, insan aklı tarafından bilinebildiğinin,fakat insan eylemleriyle kontrol edilemediğinin anlaşılmasıyla başlar. Bu bakış açısına ulaşmak, muazzam bir başarıdır. Bunun azametini kavrayabilmek için, bilim öncesi dönemin belli özelliklerini gözden geçirmekte fayda var. Bunlar:
1. Benliğin dış nesneden ayrılması yani nesnenin keşfi
2. Aklın nesneyle uğraşırken eylemin pratik ihtiyaçları ile meşgul olması
3. Uğraşılan nesnenin arkasında ya da içindeki görünmeyen, doğaüstü güçlere inanç