Efendim! Kim onu benim efendim yaptı? Benim düşündüğüm bu. Benim üstümde nasıl hak sahibi olabilir? Ben de onun kadar insanım. Ondan daha da iyi bir insanım. İşi ondan iyi biliyorum, ondan daha iyi bir yöneticiyim, ondan daha iyi okurum, elyazım onunkinden güzel ve bunların hepsini kendi kendime öğrendim, bu konuda ona teşekkür edecek borcum yok, ona karşın öğrendim, peki şimdi nasıl oluyor da onun beni yük beygiri yapma hakkı doğuyor? Beni yaptığından daha iyi yaptığım bir işten alı da herhangi bir beygirin yapabileceği bir işe koşma hakkını kim veriyor?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir adama yapılacak en kötü davranışın onu asmak olduğunu düşünüyorsunuz. Hayır, başka bir davranış biçimi daha vardır ki, adam buna mahkum edilirse EN KÖTÜSÜ başına gelmiş olur.
Kirpinin Zarafeti Bir okur olarak, okuduğum kitapların hemen hemen hepsinde bağ kurduğum en az bir karakter olur ve kitap boyunca kendimi o karakterle özleştirerek devam ederim okuma serüvenime. Fakat bazen bir sebepten, sıradan bir bağdan çok daha öte, güçlü duygular hissedebildiğim kitap karakterleri de oluyor. İşte Kirpinin Zarafeti'ndeki Renée de bunlardan biri. Dışına ördüğü kabuk sayesinde çoklarımız kadar sıradan görünürken, içinde yaşadığı dünya edebiyat, sanat ve müzikle dolu. Kendi fikirleri olan tam bir entelektüel Renée... Ellileri devirmiş yaşına rağmen gizli tutkularının peşinden giderek klasik kitapların o öldürücü lezzetinin tadını çıkarırken, kimseyle tartışamasa da kendi kendine tartışmaktan çekinmeyen, kimseye göstermediği o okuma tutkusu ile hayatının son demlerini kendi tercihlerine göre yaşayan çok güçlü bir kadın karakter. Dışarıdan bakıldığında o kadar önemsiz ve silik bir kişilik ki; dinlemeye tenezzül etmediğiniz taktirde içindeki cevheri görmeniz mümkün değil. O da biliyor bunu. Belki de bildiği için kilitli kapılar ardında kendine bambaşka bir dünya yaratıyor... Fakat birgün yolu Kakuro Ozu ile kesişiyor. Tabir-i caizse Kakuro Ozu, Renée'yi yavaş yavaş bir mücevher gibi işliyor. Paylaşmayı öğreniyor Renée onunla... Daha önce kimseyle paylaşamadığı şeylerden konuşacağı bir dostu oluyor böylece. Birlikte kitaplardan, filmlerden, müzikten ve sanattan bahsederken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorlar çoğu kez. Renée'nin içine kapanıklığına yepyeni bir anahtar oluyor Kakuro Ozu. Daha önce kimselerin kullanmadığı... Öyle ki onu, iletişimini kestiği dış dünyayla tekrar bağ kurma konusunda ikna bile ediyor...
Amacım sadece Kirpinin Zarafeti'nden ya da Renée'den bahsetmek değil aslında. Amacım içine kapandığımız tek kişilik hücrelerimizden çıkabilmek için