Mendilimiz, gömleğimiz, potinlerimiz kadar yaşamıyoruz. Bir sigara kağıdını şu masaya koy, üstüne bir taş bırak, kapılarını kapa ve git! Üç yüz sene sonra gel, yerinde bulursun. belki sarmış, belki buruşmuş, fakat yine o. Bir sigara kağıdı kadar yaşayamıyoruz. Kefenimizden evvel çürüyoruz.
Şeker Portakalı tadında çok keyifli bi kitap okuyup bitirdim şu günlerde. 1970'lerin Kango'sunda yaşayan Michel adlı bir çocuğun gözünden şahit oldum hem o devrin Kango'suna hem de Afrika'daki yaşama. Bu kitabı Şeker Portakalı'ndan ayıran en önemli özellik Michel ve babasının radyo haberlerine dair yaptığı sohbetlerde 70'lerin dünyasına dair siyasi bir sürü bilgi edinmem diyebilirim. Bu açıdan gerçekten ilginç bir kitaptı benim için. Bir çocuğun gözünden adını bile bilmediği ülkelerdeki savaşlar, ölümler ve acılar... Yazarın her şeyi bütün çıplaklığı ile yazması ve objektif oluşu da ayrıca hoşuma gitti. Afrika'ya dair okuduğum ilk kitaptı. Bambaşka adetler ve inanışlarla bu kitap sayesinde değişik birkaç gün geçirdim. Şeker Portakalı'nı sevenlerin bu kitabı da seveceğini düşünüyorum.