Şeyh Ali Tantavi, kızıyla yaşadığı bir kıssayı şöyle nakleder:
Kızımın biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koyduğunu gördüm. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledi.
Tam dışarı çıkacaktı ki sordum. "nereye gidiyorsun?
Kızım, "Ninem bunları güvenlik görevlisine götürmemi söyledi" cevabını verdi.
Kızımdan, mutfaktan tabaklar getirmesini, her bir şeyi ayrı tabağa koymasını ve tepsiyi güzelce düzenlemesini söyledim.
Son olarak kaşık ve bıçakla birlikte bir bardak suyu da tepsiye özenle dizmesini istedim.
Bütün bunları harfiyyen yaparak, güvenlik görevlisinin yanına vardı.
Dönünce de neden bunu böyle yapmasını istediğimi sordu.
Dedim ki: "Yemek ikram etmek 'Mal' sadakasıdır. Bir şeyi düzgün vermek ise 'Gönül' sadakasıdır.
Birincisi karnı doyurur; ikincisi ise kalbi doldurur."
Birincisi, güvenlik görevlisine yardım isteyen dilenci hissini verir.
İkincisi, yakın bir dost, iyi bir misafir olduğunu...
Maldan vermek ile gönülden vermek arasında büyük bir fark vardır.
Gönülden olanın ise hem Allah katında hem de insanlar yanında değeri daha büyüktür.
Yapacağımız ikramlar, sevgi ve iyilikle birlikte olsun. Zillet ve küçük düşürücü olmasın...