Mert

Ses Aynası
Eğer ayna —ses aynası ya da görsel ayna— özneye kendisinden, yani kendi talebinden, kendi üzüntüsünden (Ekho) ya da ideal arayışından (Narkissos) başka hiçbir şeyi geri göndermiyorsa, sonuç ölüm dürtülerini serbest bırakan ve onlara yaşam dürtüleri karşısında ekonomik bir üstünlük sağlayan dürtüsel çözülmedir.
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Stolicus ne demişti, General Kroy? 'Düşmandan asla korkmayın ama ona saygı duyun.' Sanırım benim tavsiyem bu olabilir." Burr kaşlarını çatıp masadakilere göz gezdirdi. "Ama ben tavsiye vermem, emir veririm."
Sayfa 24
Alıntı
Kanlı Dokuz, "Taşsıçan mı?" diye sordu. "İsmin neyse ne. Ölme sırası sende, başka bir şey değil!" Kırmızı kana bulanmış sol eli havaya kaldırdı, üç parmağını açmış, orta parmağın olması gereken yerdeki boşluktan adama bakıyordu. "Bana Kanlı Dokuz derler."
Sayfa 522
Alıntı
Dokunma ya da Deri Evreni
Konuşma dilindeki birçok ifade, derinin ve benin birbirine bağlı işlevlerinin çoğuna göndermede bulunur. İşte küçük bir seçme: - "Caresser quelqu'un dans le sens du poil" [sözcüğü sözcüğüne, "birini tüylerinin yönünde okşamak; anlamı: Nabzına göre şerbet vermek, pohpohlamak], "Il a eu la main heureuse" [eli uğurlu, başarılı] (dokunsal haz işlevi) - "Tu me fais suer" [sözcüğü sözcüğüne, "beni terletiyorsun"; "canımı sıkıyorsun", "kafamı ütülüyorsun" anlamına gelen bir deyim] (bedenden atma işlevi) - "C'est une peau de vache" [sözcüğü sözcüğüne, "inek derisi"; anlamı: Taş yürekli], "se faire crever la peau" [postu deldirmek] (savunmacı-saldırgan işlev) - "Entrer dans la peau d'un personnage" [sözcüğü sözcüğüne, "bir karakterin derisine girmek", anlamı: Rolüyle bütünleşmek rolünü iyi oynamak], "Faire peau neuve" [sözcüğü sözcüğüne, "yeni deri çıkarmak", anlamı: Türkçedeki "deri değiştirmek" deyimine benzer biçimde, tepeden tırnağa değişmek, bambaşka biri olmak] (özdeşleşme işlevi) - "Toucher la realite du doigt" [sözcüğü sözcüğüne, "gerçeğe parmağıyla dokunmak", anlamı: Türkçedeki "elle tutulur" deyimine benzer biçimde, gerçeği apaçık görmek] (gerçekliğin sınanması işlevi) - "Entrer en contact" [temasa girmek], "Mon petit doigt me l'a dit" [küçük parmağım söyledi] (iletişim işlevi) Bulanık ve çoğul anlamları olan iki sözcük, hissetmek ve izlenim, şeylerin bizde yarattığı öznel tınıyı adlandırır ve köken olarak deriyle bir temasa göndermede bulunur.
Alıntı