Konuşma dilindeki birçok ifade, derinin ve benin birbirine bağlı işlevlerinin çoğuna göndermede bulunur. İşte küçük bir seçme:
- "Caresser quelqu'un dans le sens du poil" [sözcüğü sözcüğüne, "birini tüylerinin yönünde okşamak; anlamı: Nabzına göre şerbet vermek, pohpohlamak], "Il a eu la main heureuse" [eli uğurlu, başarılı] (dokunsal haz işlevi)
- "Tu me fais suer" [sözcüğü sözcüğüne, "beni terletiyorsun"; "canımı sıkıyorsun", "kafamı ütülüyorsun" anlamına gelen bir deyim] (bedenden atma işlevi)
- "C'est une peau de vache" [sözcüğü sözcüğüne, "inek derisi"; anlamı: Taş yürekli], "se faire crever la peau" [postu deldirmek] (savunmacı-saldırgan işlev)
- "Entrer dans la peau d'un personnage" [sözcüğü sözcüğüne, "bir karakterin derisine girmek", anlamı: Rolüyle bütünleşmek rolünü iyi oynamak], "Faire peau neuve" [sözcüğü sözcüğüne, "yeni deri çıkarmak", anlamı: Türkçedeki "deri değiştirmek" deyimine benzer biçimde, tepeden tırnağa değişmek, bambaşka biri olmak] (özdeşleşme işlevi)
- "Toucher la realite du doigt" [sözcüğü sözcüğüne, "gerçeğe parmağıyla dokunmak", anlamı: Türkçedeki "elle tutulur" deyimine benzer biçimde, gerçeği apaçık görmek] (gerçekliğin sınanması işlevi)
- "Entrer en contact" [temasa girmek], "Mon petit doigt me l'a dit" [küçük parmağım söyledi] (iletişim işlevi)
Bulanık ve çoğul anlamları olan iki sözcük, hissetmek ve izlenim, şeylerin bizde yarattığı öznel tınıyı adlandırır ve köken olarak deriyle bir temasa göndermede bulunur.