Özgürlük, uyuşmazlığın bir fonksiyonudur. Hiçbir zaman uyuşmak zorunda kalmama sürecidir özgürlük. Özgürlüğün doğrulanması, anlaşma peşinde koşmamakla sağlanır.
Anlaşmamak suretiyle yalancılıktan kurtulur, özgürleşiriz.
“Seçme özgürlüğü” bir kavram olarak özgürlük durumuna aykırıdır. Özgürlük, “ya bu ya da şu” değil, “ya hep ya hiç” ya da bir büyüme genişleme eylemidir daha çok.
Psikolojinin, askeri psikoloji diye adlandırılan bir dalı vardır. Bu dalın başlıca görevi, orduları ve askerleri daha etkili öldürme araçları haline getirmenin psikolojik ilke ve yöntemlerini araştırmaktır. Öte yandan hiçbir yerde, hiçbir ülkede, barış psikolojisi diye bir ihtisas dalı ya da araştırma alanı yoktur.
Dilimiz, doğayla kurduğumuz belirli ilişkilerle sınırlı. Oysa gördüklerimizi algılama yeteneğimiz, dilin bizi içine hapsettiği küçük ve sınırlı dünyadan çok daha zengin. Sözcüklerden, sözcüklerin abartılmış egemenliğinden ötürü, deneyimlerimizi bilinçli olarak sınırlıyoruz. Daha az görüyor, daha az işitiyor, kokluyor, dokunuyor ve daha az tat alıyoruz.
Birçok deneyimi es geçiyoruz. Yaşama daha az dikkat ediyor, kendi basitleşmelerimizle özel soyutlamalarımıza çok daha büyük dikkat gösteriyoruz. Sonsuz çesitlilikteki deneyim olasılıkları bir yanda dururken, gerçekten yaşayabildiğimiz tek tük şeyleri de hemen sözcüklerle kodlayıp standartlaştırıyoruz.