ACAR BEY

ACAR BEY
@meredaab
GÜÇLÜNÜN DEĞİL HAKLININ YANINDA 58 YİĞİDO
Dediler ki aydınlığı boğup, yolunu geceden seçiyorsun, etme. Sırrı dökülmüş aynalarda hâlâ kendini arıyorsun, etme... ​Bu şehir, senin sükûtunla sağır, taş duvarlar lâl olmuşken; Sen sağırlar sokağında bülbül gibi şakıyorsun, etme. ​Mevlâm "Elvan" ile dokumuş, seyre doyulmaz o sureti; Sen körler konağında renk diye satıyorsun, etme. ​Bir nazarın kâfi gelirken Kaf Dağı’nı muma çevirmeye; Sen buz kesmiş, mühürlü kalplere ikrar veriyorsun, etme. ​Rüzgâr hasretinden şaşkın, sen kokunu hiçliğe saçıyorsun; Sinende "Can"dan bir emanet varken, fırtınayı üstüme çağırıyorsun, etme. ​Zülfün, haram nazardan sakınıp "kırk kilitli sandıkta" bekliyorken; Sen has altını teneke sanıp, hurdacılarla tartıyorsun, etme. ​Gölgen düşse kâfiydi şu çölleşmiş, yorgun cihana; Güneşi zindana atıp, karanlığı büyütüyorsun, etme. ​Biz adını "doksan dokuzun sırrı" bilip, Nâr-ı Aşk’a düşmüşken; Şimdi sönmüş ocağın külünü bile yaraya sürüyorsun, etme.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Baharı sadece takvimlerde ya da dallarda aramak, aslında asıl güzelliği biraz eksik bırakmak demek. Çünkü dışarıda ne kadar güneş açarsa açsın, insanın kendi iç dünyası çiçeklenmedikçe o sıcaklığı tam olarak hissetmesi pek mümkün olmuyor.
Kaç kere kırılır bir kalp?
Bir mola yeter
Ümit sadece fakirin ekmeği değil, imanında gereğidir.