''Sen benim kitabımsın,'' diye fısıldadı ardından, anlamamıştım. ''Sen, Ada.''
''Ya seni bırakırsam?'' Gözkapaklarımı aralayarak, kurumuş gözyaşlarımın arasından sordum. ''Ya sen bırakırsan beni? Gitmek istersen?''
''Ben, sen olmuşum,'' diye fısıldadı baş parmağı gözaltımı boylu boyunca gözyaşlarımın esaretinden kurtarırken. ''Seni terk etmek, kusursuz bir intihar olurdu.''
''Bana düş Ada,'' dedi tok bir sesle. ''Çünkü benim dizlerim sana yara. Ama korkarak değil, ne yaptığını bilerek. O dik başlılığınla düş bana. Ben seni tutarım.''
''Hep gidersin,'' dedi daha kısık bir sesle, hafifçe yüzüme eğilirken. Çenemi kaldırmış dik dik bakıyordum yüzüne. ''Ben şu bir kaç haftada bunu öğrendim. Ada atlar, Varis atlar. Ama Varis kalır, Ada gider.''
Saklambaç oynarken benimle aynı yere saklanırdın hep. Kızardım sana ama ne zaman oynasak girdiğim deliğe gelmeni beklerdim peşimden. Bir keresinde o kadar sinirlenmiştin ki bana sınıftaki başka bir kız yüzünden, arkamdan ittirip sobeletmiştin beni.
Ben sana o günden beri sobeyim Ada.
Her şeyi o kadar bir arada tutmaya çalıştım ki seninle ilgili, şimdi her şey paramparça.