İnsanı hasta eden stres değil, stresle başa çıkamamak, stresi yönetmemektir. Ancak çözümünün tamamıyla stressiz bir yaşamdan geçmediğini bilmek zorundayız. Önemli olan; güçlükleri kendi bedenine yansıtmamayı öğrenmektir.
Bir ailenin en büyük trajedisi anne babanın yaşanmamış hayatları oluyor. Böyle bir yaşamda evdeki yetişkinler mesleki doyumsuzluk, ilişkide doyumsuzluk yaşadığı gibi mutsuz da oluyorlar.
Gençlere bir dizi öneri vermem gerekirse şunları söyleyebilirim: Kibarlık ve nezaket fark yaratır. Haklı olmaya takılma, haklı kalmaya çalış, alçakgönüllü ol. Emeğe saygı göster. Şikayet etme, kurban rolü oynama. Zamanını iyi yönet, zamanını yönetemeyen hayatını yönetemez. Sağlıklı alışkanlıklar edin, sosyal becerilerine önem ver, hayatının kalitesini hayatındaki insanların kalitesi belirler. Gelecekte ne olacağın bugün ne yaptığına bağlıdır. Bugün kaçındığın sıkıntı, gelecekte elde edemediklerin için duyacağın pişmanlığın yanında çok küçük kalır. Sahip olmak istediklerini hak etmek için mücadele etmek gerekir.
Kişisel farklılık tamamen yok edilmelidir. Kişi, ne kadar önemsiz olsa da her ediminde, bir takım ritüeller yoluyla cemaat, kabile, parti vb. ile ilişkilendirilmelidir. Bu kişinin sevinçleri ve üzüntüleri, gururu ve güveni, kendi beklentilerinden ve yeteneklerinden değil, bağlı olduğu grubun kapasitesinden ve geleceğinden doğacaktır. Her şeyden önce, bu kişi kendini asla yalnız hissetmemelidir. Issız bir adada tek başına olsa bile bağlı olduğu grubun gözlerinin kendi üstünde olduğunu hissetmelidir. O kişi için grubun dışında olmak hayattan koparılmakla eşit sayılmalıdır.