“Life is short. Break the rules, forgive quickly, kiss slowly, love truly, laugh uncontrollably, and never regret anything that made you smile.”
“Hayat kısa. Kuralları yık, çabuk affet, yavaş öp, gerçekten sev, kontrolsüzce gül ve seni gülümseten hiç bir şeyden mutsuz olma.”
Ne var ki, hayatın en önemsiz ayrıntıları açısından bakıldığında bile, insan herkesin gözünde özdeş, isteyenin bir şartname ya da vasiyetnameyi inceler gibi inceleyebileceği, maddi bir bütün teşkil etmez: sosyal kişiliğimiz başkalarının düşüncesinin yarattığı bir şeydir, “Tanıdığımız birini görmek” diye adlandırdığımız basit eylem bile, kısmen zihinsel bir eylemdir.
1079 yılında yaşanmış bir aşk hikayesi.
Abelard dönemin usta filozoflarından, Heloise ise onun öğrencisi…
Birbirlerine olan aşkları ve gizli evlilikleri Heloise’in dayısının Abelard’dan aldığı intikamla uzak düşmelerine sebep oluyor.
Ayrı ayrı manastırlarda kavuşamayacakları belli olduğundan kendilerini dine adayan iki karakter görüyoruz.
Kavuşamamak ve özlem onları mektuplaşmaya itiyor.
Bir tiyatro oyununu andıran mektuplaşmalar, hikayeleştirilerek bugünlere kadar geliyor;
Bknz;
Heloise
"...
çünkü aşkım ölümüm oldu benim. şairlik taslamıyorum. gerçek bu:
sen olmayan her şey için ölüyüm ben.
her gün seni unutacağım diye yeminler ediyorum,
sonra seni düşünürken kendime yakalanıyorum.
zaaflarıma kızıp köpürüyorum,
sonra iyi ki zayıfım diye şükürler ediyorum.
inkar etme beni, kendini, ya da bizi.
yaz bana, gizli düşüncelerini öğreneyim.
kıskanmaya gücün varsa,
tek rakibin, öptüğüm mektupları kıskan.
küçücük bir kuş gibiyim.
havam sensin es üstüme.
küçücük bir balık gibiyim.
suyum sensin ak üstüme.
suskunluğun çöl olur bana.
suskunluğunda boğulurum.
Alışkanlık! Zihnimizin haftalar boyunca geçici bir düzende azap çekmesine göz yuman alışkanlık, ama o olmasa, kendi imkanlarıyla sınırlı kalan zihnimizin bize içinde yaşanabilecek bir barınak sunamayacağı için, her şeye rağmen bulduğu zaman sevindiği, o becerikli ama ağırkanlı düzenleyici!